DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Pir Bugün Bize Geldi
On İki İmam silsilesini anan uzun nefes · 16.–17. yüzyıl

Pir Bugün Bize Geldi

Pirin gelişiyle açılan uzun nefes, Muhammed, Ali, On İki İmamlar ve Bektaşî büyüklerini art arda çağırır. Ziyaret, dua ve medet dilekleri tarihî-manevî bir silsile kurarken editörün muhtemel takipçi atfı şiirin Kul Himmet çevresindeki aktarımını ihtiyatla kayda geçirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    bugün bize geldi

    Gülleri tazeledi (1)

    1Pir bugün bize geldi

    2Gülleri tazeledi

    Pirin gelişi gülleri tazeleyen bir bahar etkisiyle anlatılır; manevi ziyaret, solmuş topluluğu yeniden canlandırır. Şiirin uzun silsilesi bu ilk görüntüden doğar ve her adın aynı diriliş kaynağına bağlandığını sezdirir.

  2. 2

    Önü sıra Kanber’le

    Ali Mürteza geldi

    1Önü sıra Kanber’le

    2Ali Mürteza geldi

    Kanber’in önden yürümesi hizmet ve sadakati, Ali Mürteza’nın gelişi ise topluluğun beklediği manevi merkezi temsil eder. Birim, pir ziyaretini tarihî-inançsal kişilerle birlikte gerçekleşen görkemli bir karşılaşmaya dönüştürür.

  3. 3

    Ali Mürteza şahım

    Yüzüdür kıblegâhım

    1Ali Mürteza şahım

    2Yüzüdür kıblegâhım

    Ali’ye ‘şahım’ denmesi bağlılığı açıklar; yüzünün kıble sayılması yönelişin bedensel ibadet yönünden manevi sevgiye taşındığını gösterir. Söyleyen kişi için yolun doğrultusu, sevdiği mürşidin yüzünde somutlaşır.

  4. 4

    Miraçtaki Muhammed

    Âlemde padişahım

    1Miraçtaki Muhammed

    2Âlemde padişahım

    Miraçtaki Muhammed ile âlemin padişahı aynı övgü çerçevesinde anılır. Önceki Ali vurgusuna eklenen bu ad, şiirin Hak–Muhammed–Ali merkezli inanç dilini genişletir ve manevi hükümranlığı tamamlar.

  5. 5

    Padişahım yaradan

    Okur aktan karadan

    1Padişahım yaradan

    2Okur aktan karadan

    Yaradanın padişah olarak adlandırılması, mutlak egemenliği insandan Allah’a yöneltir. ‘Aktan karadan okumak’ ifadesi her tür işareti bilme gücünü düşündürür; böylece ilahî bilgi zıtlıkların tamamını kuşatır.

  6. 6

    Ben pirden ayrı düştüm

    Yüz yıl geçti aradan

    1Ben pirden ayrı düştüm

    2Yüz yıl geçti aradan

    Pirden ayrı düşmek, aradan yüz yıl geçmiş gibi uzayan bir hasret yaratır. Zaman ölçüsü gerçek bir kronolojiden çok ayrılığın dayanılmazlığını büyütür; pirin gelişiyle başlayan sevinç, bu eski yaranın ardından anlam kazanır.

  7. 7

    Aramı uzattılar

    Yarama tuz attılar

    1Aramı uzattılar

    2Yarama tuz attılar

    Arayı uzatan kişiler ayrılığı çoğaltır; yaraya tuz atılması da dış müdahalenin acıyı daha keskin hâle getirdiğini anlatır. Birim, hasreti pasif bir bekleyiş değil başkalarının derinleştirdiği bir incinme olarak sunar.

  8. 8

    Bir kul geldi fazlaya

    Bedestanda sattılar

    1‘Bir kul geldi fazlaya’ [basılı ifade anlamca belirsiz].

    2Onu bedestanda sattılar.

    İlk dizedeki ‘Bir kul geldi fazlaya’ basılı yüzeyi açıklanamadığı için tahminle tamamlanmaz. Bedestanda satılma görüntüsü ise insanın değerli bir mal gibi sınanmasını ya da el değiştirmesini düşündürür; belirsizlik açıkça korunur.

  9. 9

    Sattılar bedestanda

    Sesverir gülistanda

    1Onu bedestanda sattılar;

    2Sesi gül bahçesinde duyulur.

    Bedestanda satışla gül bahçesinde duyulan ses, kapalı çarşının maddi dünyasını manevi güzellik alanına bağlar. Satılan veya sınanan kişinin değeri, alışverişte değil gülistanda bıraktığı yankıyla ölçülür.

  10. 10

    Muhammedin Hâtemi

    Bergüzar bir aslanda

    1Muhammed’in mührü,

    2Bir aslanda armağan olarak durur.

    Muhammed’in mührü peygamberlik işaretini, aslan ise Ali’yle ilişkilenen kudret simgesini taşır. Mührün aslanda armağan olması, Muhammed’den Ali’ye aktarılan manevi emanet düşüncesini iki yoğun sembolle kurar.

  11. 11

    Aslanda bergüzarım

    hayalin gözlerim

    1Aslandaki armağan benimdir;

    2Gözlerim pirin hayalini arar.

    Aslandaki armağanın sahiplenilmesi, anlatıcının bu manevi mirasa aidiyetini bildirir. Buna rağmen gözlerin pirin hayalini araması, eldeki emaneti yeterli görmeyen canlı bir özlemi ve yüz yüze kavuşma isteğini sürdürür.

  12. 12

    Hep hasretler kavuştu

    Ben hâlâ intizârım

    1Hasret çekenlerin hepsi kavuştu;

    2Ben hâlâ özlemle bekliyorum.

    Başkalarının hasreti kavuşmayla biterken anlatıcı hâlâ beklediğini söyler. Karşılaştırma kişisel yalnızlığı büyütür; şiirin başındaki toplu ziyaret sevinci içinde bile tek bir canın giderilemeyen özlemi açık kalır.

  13. 13

    İntizârın çekerim

    Lebleri bal şekerim

    1Sana duyduğum özlemle yaşarım;

    2Dudakların bana bal ve şeker gibidir.

    Özlem bir yük gibi çekilirken sevgilinin dudakları bal ve şekere benzetilir. Acı bekleyiş ile tatlı ağız imgesi yan yana gelerek pir sevgisinin hem yakan hem de yaşatan yönünü gösterir.

  14. 14

    Aşkın ile daima

    Göz yaşları dökerim

    1Aşkın yüzünden durmadan

    2Gözyaşı dökerim.

    Sürekli dökülen gözyaşı, aşkın geçici bir heyecan değil kesintisiz bir hâl olduğunu anlatır. Birim önceki bal ve şeker imgesinin tatlılığını acıyla dengeler; sevginin bedendeki görünür izi gözyaşı olur.

  15. 15

    Dökerim gözyaşını

    Gör Mevlânın işini

    1Gözyaşımı döküyorum;

    2Mevlâ’nın işine bak.

    Gözyaşının ardından Mevlâ’nın işine bakılması istenir; kişisel acı ilahî düzen içinde anlamlandırılmaya çalışılır. Anlatıcı kendi yasını gizlemez, fakat son hükmü kendine değil yaratıcıya bırakarak teslimiyet geliştirir.

  16. 16

    Kepşi kurban eyledim

    Yedi oğlak başını

    1‘Kepşi’yi kurban ettim [basılı ‘kepşi’ yüzeyi belirsiz];

    2Yedi oğlağın başını da sundum.

    ‘Kepşi’ sözcüğünün basılı biçimi çözülemediğinden kurbanın türü uydurulmaz; yedi oğlak başı ise adak görüntüsünü açıkça güçlendirir. Birim, pir sevgisinin bedelini somut kurbanlarla anlatırken kaynak belirsizliğini saklamaz.

  17. 17

    Figan eyler melekler

    Kabul olur dilekler

    1Figan eder melekler

    2Kabul olur dilekler

    Meleklerin feryadı kozmik bir yasa, dileklerin kabulü ise bu yas içinden doğan umuda işaret eder. Şiir kişisel gözyaşını göksel varlıklara kadar genişletir ve acıyı dua kapısının açılmasıyla dengeler.

  18. 18

    bir derd eyledi

    O derd beni helâkler

    1Yezid bana bir dert verdi;

    2O dert beni helak eder.

    Yezid’in verdiği dert anlatıcıyı yok edecek kadar ağırdır. Tarihî zulüm burada geçmişte kalmaz; söyleyen kişinin bedeninde ve sesinde süren canlı bir yaraya dönüşerek önceki melek feryadının nedenini açıklar.

  19. 19

    bir derd eyledi

    Melekler virdeyledi

    1Yezid bana bir dert verdi;

    2Melekler bu derdi sürekli andı.

    Yezid’in açtığı yaranın meleklerce sürekli anılması, Kerbelâ acısını yalnız insan hafızasına bırakmaz. ‘Vird’ fikri, yasın tekrar tekrar söylenen kutsal bir anmaya dönüştüğünü ve şiirin de bu zikre katıldığını gösterir.

  20. 20

    Pirim bir şehir yaptı

    Kapusun dört eyledi

    1Pirim bir şehir kurdu;

    2Şehre dört kapı yaptı.

    Pirin kurduğu şehir, manevi topluluğun düzenli ve korunaklı mekânıdır; dört kapı ise yolun aşamalarını çağrıştırır. Birim, soyut öğretinin içine girilebilen, kapıları olan bir yapı gibi kavranmasını sağlar.

  21. 21

    Dörd Eylemiş kapusun

    Lâlü yapusun

    1Kapılarını dört tane yapmış;

    2Yapısını yakut ve cevherle kurmuş.

    Dört kapılı yapının yakut ve cevherden kurulması, yolun her aşamasına paha biçilmez değer yükler. Önceki bedestan imgesi burada dönüşür: gerçek zenginlik satılan malda değil pirin kurduğu manevi şehirde bulunur.

  22. 22

    Yezidler şehit etti

    İmamların hepisin

    1Yezidler şehit etti

    2İmamların hepisin

    İmamların tamamının Yezid yanlılarınca şehit edildiği sözü, uzun ağıdın tarihî merkezini açıklar. Tek tek adlara geçmeden önce toplu kayıp bildirilir; sonraki birimler bu genel yası kişisel hikâyelerle ayrıntılandırır.

  23. 23

    Hasana agu verdiler

    Hüseyne nice kıydılar

    1Hasana agu verdiler

    2Hüseyne nasıl kıydılar

    Hasan’ın zehirlenmesi ile Hüseyin’e kıyılması yan yana getirilerek iki kardeşin farklı şehadetleri anılır. ‘Nasıl kıydılar’ sorusu bilgi istemez; yapılan zulmü aklın ve vicdanın kabul edemediğini haykırır.

  24. 24

    Zeynel ile Bakırı

    Bir zindana koydular

    1Zeynel ile Bakırı

    2Bir zindana koydular

    Zeynel ve Bakır’ın zindana konması, şehadet anlatısından tutsaklık anlatısına geçer. İmamlar silsilesinin acısı ölümle sınırlı değildir; hayatta kalanların hapsedilmesi de aynı zulmün sürmesi olarak gösterilir.

  25. 25

    Zindan da bir ezadır

    Câfer kulun gözedir

    1Zindan da başlı başına bir eziyettir;

    2‘Câfer kulun gözedir’ [basılı ifade anlamca belirsiz].

    Zindanın başlı başına eziyet olduğu açıkça söylenir; ‘Câfer kulun gözedir’ basılı ifadesi ise anlamı zorlanmadan kapalı bırakılır. Böylece şiirin acı hattı korunurken okunamayan yüzeye sahte açıklık verilmez.

  26. 26

    Câferin de bir oğlu

    Musa Kâzım Rızadır

    1Câfer’in de bir oğlu vardır;

    2Dizede Musa Kâzım ile Rıza birlikte anılır.

    Câfer’den sonra Musa Kâzım ile Rıza’nın anılması, imamlar silsilesini sürdürür; basılı dize soy ilişkisini sıkıştırarak verir. Modern aktarım adları korur, tarihî dizilişte bulunmayan ek bir soy bilgisi üretmez.

  27. 27

    Takî Nakî ağlarım

    Göz yaşımı çağlarım

    1Takî ve Nakî için ağlarım;

    2Gözyaşlarımı sel gibi akıtırım.

    Takî ve Nakî adları anıldığında anlatıcının gözyaşları sel gibi çağlar. Ad saymak kuru bir liste olmaktan çıkar; her yeni imam, yasın yeniden yükseldiği ve bedende gözyaşına dönüştüğü bir durak olur.

  28. 28

    On ikidir katarım

    Dürlü metâ tutarım

    1Kervanım on iki kişiden oluşur;

    2Çeşit çeşit mal taşırım.

    On iki imam bir kervan sırası gibi düşünülür, türlü mallar da bu manevi mirasın zenginliğini temsil eder. Ticaret dili burada inancı pazara indirgemez; taşınan bilginin çeşitliliğini ve dolaşıma girmesini anlatır.

  29. 29

    Yüküm lâl ü gevherdir

    Müşteriye satarım

    1Yüküm yakut ve cevherdir;

    2Onu isteyene satarım.

    Kervanın yükü yakut ve cevher olarak tanımlanır; bunlar imamların öğretisinin paha biçilmez değeridir. ‘Müşteriye satmak’, hazır ve istekli talibe bu mirası ulaştırma mecazı olarak önceki bedestan sahnesini tamamlar.

  30. 30

    Satarım müşteriye

    Kervan kalsın geriye

    1Malımı alıcısına satarım;

    2Kervan geride kalsın.

    Malın gerçek alıcısına verilmesi, manevi bilginin herkese değil değerini anlayana sunulduğunu düşündürür. Kervanın geride kalması ise alışveriş tamamlandığında taşıma düzeninden çok emanetin yeni sahibinin önemli olduğunu gösterir.

  31. 31

    Cebraili eşettim

    Cenneteki huriye

    1Cebrail’i eş yaptım

    2Cennetteki huriye.

    Cebrail’in cennet hurisiyle eşleştirilmesi, anlatıyı yas ve imam silsilesinden olağanüstü bir birleşme sahnesine taşır. Basılı söz dizisi korunurken birim göksel varlıklar arasında kurulan uyumun ilk adımını verir.

  32. 32

    Huriye eşeyledi

    Hatırın hoşeyledi

    1Onu huriyle eşleştirdi;

    2Gönlünü hoş etti.

    Huriyle eşleşmenin gönlü hoş etmesi, önceki göksel birleşmenin sonucunu açıklar. Şiir burada acı dizisinden kısa süreli bir ferahlığa geçer; mutluluk, ilahî düzen içinde uygun eşin bulunmasıyla anlatılır.

  33. 33

    Kanat verdi kuluna

    Havada kuşeyledi

    1Kuluna kanat verdi;

    2Onu havada uçan kuşa çevirdi.

    Kula kanat verilmesi ve onun kuşa dönüşmesi, manevi yükselişi bedensel sınırların aşılmasıyla görünür kılar. Dua ve bağlılık, insanı yerde tutan ağırlıktan kurtarıp göğe taşıyan bir lütuf şeklinde düşünülür.

  34. 34

    Kuşeyledi havada

    Gezer dağda ovada

    1Onu gökte uçan kuşa çevirdi;

    2Dağda ve ovada dolaşır.

    Gökte kuşa çevrilen kulun dağda ve ovada gezmesi, kazanılan özgürlüğün genişliğini gösterir. Birim, tek bir kutsal mekâna kapanmak yerine ilahî lütufla bütün yeryüzünde dolaşabilen canlı bir hareket kurar.

  35. 35

    Elkardırmış Hakkına

    Saf saf durmuş duada

    1Hakk’a el kaldırmış;

    2Saf saf dizilip duaya durmuş.

    Basılı ‘Elkardırmış’ biçimi, izleyen dizedeki açık tekrar sayesinde Hakk’a el kaldırma olarak anlaşılır. Saf saf duaya durmak bireysel yakarışı toplu ibadete dönüştürür; hareket ile düzen aynı sahnede birleşir.

  36. 36

    El kaldırmış Hakkına

    İsmi âzam okuna

    1Hakk’a doğru elini kaldırmış;

    2İsm-i Âzam duası okunsun.

    Hakk’a kaldırılan eller, İsm-i Âzam’ın okunması dileğiyle anlam kazanır. Bedenin dua hareketi ile en yüce adın söylenmesi yan yana gelerek yakarışın hem görünür hem sözlü tarafını tamamlar.

  37. 37

    İsmi âzam duası

    Tatlı cana dokuna

    1İsm-i Âzam duası

    2Sevgili cana dokunsun.

    İsm-i Âzam duasının sevgili cana dokunması istenir; dua soyut bir söz değil insanın iç varlığına ulaşan güçtür. Birim, önceki toplu okuyuştan tek bir canın etkilenmesine doğru yakınlaşır.

  38. 38

    Dokunur tatlı cana

    Ağlarım yana yana

    1Dua sevgili cana dokunur;

    2Ben de yana yakıla ağlarım.

    Duanın cana değmesi anlatıcıda yana yakıla ağlama doğurur. Bu gözyaşı yalnız keder değil kutsal sözle temasın şiddetidir; şiirin başındaki hasret, burada dua aracılığıyla manevi coşkuya dönüşür.

  39. 39

    İmamların duası

    Kaldı ulu divana

    1İmamların duası

    2Yüce divana kaldı.

    İmamların duasının yüce divana kalması, yakarışın son karar makamına sunulduğunu anlatır. Adları bir kervan gibi sayılan imamlar şimdi ortak dualarıyla ilahî mecliste hazır bulunur.

  40. 40

    Ulu divan kuruldu

    Cümle mahlûk dirildi

    1Ulu divan kuruldu

    2bütün mahlûk dirildi

    Yüce divanın kurulması ve bütün varlıkların dirilmesi, anlatıyı kıyamet ölçüsünde genişletir. Önceki dua artık yalnız bir topluluğun talebi değildir; yaratılmışların tamamının toplanacağı son hesap sahnesine ulaşır.

  41. 41

    yürüyüş etti

    Anda Muhtar vuruldu

    1Yezid yürüyüş etti

    2orada Muhtar vuruldu

    Yezid’in yürüyüşü sırasında Muhtar’ın vurulması, tarihî çatışmanın divan sahnesine taşınan karanlık yüzüdür. ‘Orada’ sözü olayı işaretler, fakat kaynakta bulunmayan ayrıntılar eklenmeden şiddetin sonucu belirtilir.

  42. 42

    dediler Aliye

    Hacı Bektaş Veliye

    1Ali’ye pir dediler;

    2Hacı Bektaş Veli’ye de pir dediler.

    Ali ile Hacı Bektaş Veli’nin ikisine de pir denmesi, yolun kaynağı ile Anadolu’daki sürdürücüsünü aynı rehberlik zincirinde buluşturur. Birim, şiirin başındaki pir ziyaretini tarihî bir silsileye bağlar.

  43. 43

    Hacı Bektaş tacını

    Verdi Kızıl deliye

    1Hacı Bektaş tacını

    2Kızıl Deli’ye verdi.

    Hacı Bektaş’ın tacı Kızıl Deli’ye vermesi, manevi yetkinin bir kişiden diğerine aktarılmasını simgeler. Taç yalnız süs değil yol hizmetinin ve sorumluluğunun yeni taşıyıcısına bırakılan emanettir.

  44. 44

    Kızıl deli tacımız

    Ahmet miracımız

    1Kızıl Deli bizim tacımızdır;

    2Şah Ahmet manevi yükselişimizdir.

    Kızıl Deli’nin taç, Şah Ahmet’in miraç sayılması, iki yol büyüğünü topluluğun kimliği ve yükselişiyle ilişkilendirir. Anlatıcı kişisel hasretten ortak aidiyete geçerek bağlı olduğu manevi soyun işaretlerini sayar.

  45. 45

    Karaca Ahmet gözcümüz

    Yalıncak duacımız

    1Karaca Ahmet gözcümüzdür;

    2Yalıncak bizim için dua edendir.

    Karaca Ahmet gözcü, Yalıncak dua eden kişi olarak anılır; her erene farklı bir hizmet görevi verilir. Bu iş bölümü, manevi topluluğun yalnız adlardan değil birbirini tamamlayan sorumluluklardan oluştuğunu gösterir.

  46. 46

    Kul Himmet üstadımız

    Bunda yoktur yadımız

    1Kul Himmet ustamızdır;

    2Burada yabancı saydığımız kimse yoktur.

    Kul Himmet’in üstat sayılması şiirin söyleyenini de aktarılan zincire katar. ‘Yabancımız yoktur’ sözü, anılan erenler çevresinde kurulan topluluğun içten birlik duygusunu ve ortak hafızasını vurgular.

  47. 47

    Şahımerdan aşkına

    Hak vere muradımız (1)

    1Şah-ı Merdan aşkına,

    2Hak dileğimizi versin.

    Şah-ı Merdan aşkına Hak’tan dileğin gerçekleşmesi istenir. Uzun şiir pirin gelişiyle açılmış, imamlar ve erenler silsilesinden geçerek duayla kapanmıştır; son birim bütün anlatıyı ortak bir murada bağlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Kul Himmet isnadı tarihî baskının şair bölümü ve geleneksel aktarımına dayanır; kaynak paketi atfı kesinleştirmediği için “probable” korunmuştur.

Atıf kanıtını aç ↗

Bektaşî Şairleri ve Nefesleri c.1-2, 1955; Kul Himmet, basılı No. 4; PDF 178–179–180–181; 47 birim/94 dize. Kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz. Basılı aparat: (1) Taze geldi: Nüsha. (1) Bu manzumenin, Kul Himmete mensup bir derviş tarafından yazılmış olması muhtemeldir. Paratext: Editör, manzumenin Kul Himmet’e mensup bir dervişçe yazılmış olmasını muhtemel sayar.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKalûbelâdan Sevdik Seviştik
Ta kalûbelâdan sevdik seviştik
Kul Himmet · Ezelî muhabbeti anlatan nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

pir

Tarikat büyüğü ve manevî önder.

şah

Hükümdar; nefeslerde çoğunlukla Hz. Ali için kullanılan saygı unvanı.

imam

Alevî-Bektaşî inancında Hz. Ali ile başlayan imamlar silsilesinin üyeleri.

bedestan

Değerli malların alınıp satıldığı kapalı çarşı.

intizar

Hasretle bekleme.

gevher

Cevher, değerli öz.

ağu

Zehir; İmam Hasan’ın şehit edilmesi anlatısında geçer.

Yezid

Kerbelâ anlatısında zulmün simgesi sayılan Emevî hükümdarı.