DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Sersem Ali Baba/Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Nefes · 16. yüzyıl

Yedi iklim dört köşeyi dolandım

Hacı Bektaş dergâhına yapılan bir ziyaretin nefesi. Kapı, eşik ve destur sırasıyla anlatılır; Balım Sultan ile Karaca Ahmed Sultan adları geçer ve her dörtlük pirin adının anıldığı aynı nakaratla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    dört köşeyi dolandım

    Hacı, Bektaş pîrim deyu

    İndim eşiğîne niyâz eyledim

    Hacı Bektâş pîrim deyu

    1Yedi iklimi, dört köşeyi dolandım.

    2“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    3Eşiğine indim, niyaz eyledim.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    Nakarat ilk dörtlükte iki kez geçiyor ve “Hû deyu” zarf-fiili bütün eylemleri kendine bağlıyor: dolaşmak da inmek de niyaz etmek de aynı sesin eşliğinde oluyor. Kaynakta bu ilk tekrar “Hacı, Bektaş” diye virgülle bölünmüş; kalan beş tekrarda virgül yok, dizgi kusuru olduğu buradan belli.

  2. 2

    Vardım kapusuna nurdan

    Eşiğine yüzüm sürdüm hâkinden

    aldım ben gül yüzlü pîrimden

    Hacı Bektaş pîrim deyu

    1Kapısına vardım; sandukası nurdan.

    2Eşiğine, toprağına yüzümü sürdüm.

    3Gül yüzlü pirimden destur aldım.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    Ziyaret dize dize ilerliyor: kapı, eşik, destur. “Hâk” toprak, “yüz sürmek” de en aşağıdaki yeri öpmek demek; şair mekânı yükselerek değil eğilerek geçiyor. Üçüncü dizede alınan destur bir izin sözüdür, yani ziyaret rastgele bir uğrayış değil usulüne uygun bir kabul olarak anlatılıyor.

  3. 3

    Balım Sultan kurmuş oturur

    Feriştehler her hizmetin yetirür

    dört köşeden götürür

    Hacı Bektaş pîrim deyu

    1Balım Sultan gölgelik kurmuş oturur.

    2Melekler her hizmetini yerine getirir.

    3Yedi iklimden, dört köşeden götürür.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    Ergun'un künyesinde şairin Balım Sultan müridi olduğunu gösteren manzume budur; adın burada geçmesi o biyografik bağın tek dayanağı. Dörtlük mürşidi hizmetine bakan meleklerle çevrili gösteriyor ve ilk dörtlüğün coğrafyasını tersine çeviriyor: artık gezen şair değil, getirilen şey yol alıyor.

  4. 4

    Meydanda oturan merdlerin merdi

    Her sabah okunur erenler virdi

    Hak Muhammed Ali pîrimin ceddi

    Hacı Bektaş pirim deyu

    1Meydanda oturan, erlerin eridir.

    2Her sabah erenlerin virdi okunur.

    3Hak, Muhammed, Ali pirimin ceddidir.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    “Meydan” Bektaşî dergâhında ayin yapılan odanın adıdır; şairin kabri de TEİS kaydına göre Hacı Bektaş Dergâhı'ndaki Kırklar Meydanı'nın girişinde bulunuyor. Üçüncü dize piri Hak-Muhammed-Ali üçlemesine bağlayarak dergâhı bir soy zincirinin son halkası olarak konumlandırıyor.

  5. 5

    Hak’dan geldi yeşil ferman göründü

    Rûm ’un erlerine cümle okundu

    Karac- Ahmed Sultan hendesi oldu

    Hacı Bektaş pirim deyu

    1Hak'tan yeşil ferman geldi, göründü.

    2Rûm'un erlerine hep okundu.

    3Karaca Ahmed Sultan onun “hendesi” oldu.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    Dörtlük bir görevlendirme sahnesi kuruyor: ferman Hak'tan gelir, Rûm erlerine okunur, Karaca Ahmed Sultan da bu düzenin içine girer. Üçüncü dizedeki “hendesi” kaynakta böyle dizili ve anlamı çözülemedi; “hademesi” okunuşu akla geliyor fakat doğrulanamadığı için kelimeye dokunulmadı.

  6. 6

    Sersem Ali vardı pîre dayandı

    Çırağımız kırk budaktan uyandı

    Mürşid olan her bir renge boyandı

    Hacı Bektaş pîrim deyu

    1Sersem Ali varıp pire dayandı.

    2Çırağımız kırk budaktan uyandı.

    3Mürşid olan her renge boyandı.

    4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.

    “Çerağ uyandırmak” Bektaşî erkânında mumun yakılmasının adıdır; “kırk budak” hem şamdanın kollarını hem Kırklar meclisini çağırdığı için ışık aynı anda eşyaya ve topluluğa bağlanıyor. Son dize mürşidi tek renge sığmayan biri diye tanımlıyor, ilk dizedeki “dayandı” ise yolculuğu bir sığınmayla kapatıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144617 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Sersem Ali Baba sayfasından (kitapta s. 228–231) geliyor. Antoloji şairin dört nefesini tek sayfada dizdiği için bu partideki bütün metinler aynı sürüm numarasını taşır. Kaynakta bu nefes “— 4 —” başlığıyla dizili; ikinci ve üçüncü dörtlük arasındaki boşluk sayfa geçişi işaretiyle bölünmüş, kayıp dize yok. Dizgi kusurları olduğu gibi bırakıldı: nakarat ilk geçişte “Hünkâr Hacı, Bektaş” diye virgülle bölünmüş, sonraki tekrarlarda “Bektaş”/“Bektâş” ve “pîrim”/“pirim” yazımları karışık; “İndim eşiğîne” inceltme işaretiyle, “Rûm ’un” fazladan boşlukla, “Karac- Ahmed” satır sonu tirelemesiyle basılı. Aynı dizedeki “hendesi” kelimesinin anlamı çözülemedi ve tahminle onarılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirUyan ne yatarsın şafak söküldüSersem Ali Baba · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

yedi iklim

eski coğrafyada yeryüzünün bölündüğü yedi bölge; bütün dünya

hünkâr

hükümdar; Hacı Bektaş Veli'nin unvanı

“O” (Allah); zikirde çekilen ses

sanduka

mezarın üstüne konan ahşap ya da taş sandık

destur

izin

sayvan

gölgelik, çadır tentesi

ferişteh

melek

çırağ

kandil, mum; Bektaşî erkânında “uyandırılan” ışık