Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Hacı Bektaş dergâhına yapılan bir ziyaretin nefesi. Kapı, eşik ve destur sırasıyla anlatılır; Balım Sultan ile Karaca Ahmed Sultan adları geçer ve her dörtlük pirin adının anıldığı aynı nakaratla kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
dört köşeyi dolandım
Hacı, Bektaş pîrim deyu
İndim eşiğîne niyâz eyledim
Hacı Bektâş pîrim deyu
1Yedi iklimi, dört köşeyi dolandım.
2“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
3Eşiğine indim, niyaz eyledim.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
- 2
Vardım kapusuna nurdan
Eşiğine yüzüm sürdüm hâkinden
aldım ben gül yüzlü pîrimden
Hacı Bektaş pîrim deyu
1Kapısına vardım; sandukası nurdan.
2Eşiğine, toprağına yüzümü sürdüm.
3Gül yüzlü pirimden destur aldım.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
Ziyaret dize dize ilerliyor: kapı, eşik, destur. “Hâk” toprak, “yüz sürmek” de en aşağıdaki yeri öpmek demek; şair mekânı yükselerek değil eğilerek geçiyor. Üçüncü dizede alınan destur bir izin sözüdür, yani ziyaret rastgele bir uğrayış değil usulüne uygun bir kabul olarak anlatılıyor.
- 3
Balım Sultan kurmuş oturur
Feriştehler her hizmetin yetirür
dört köşeden götürür
Hacı Bektaş pîrim deyu
1Balım Sultan gölgelik kurmuş oturur.
2Melekler her hizmetini yerine getirir.
3Yedi iklimden, dört köşeden götürür.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
Ergun'un künyesinde şairin Balım Sultan müridi olduğunu gösteren manzume budur; adın burada geçmesi o biyografik bağın tek dayanağı. Dörtlük mürşidi hizmetine bakan meleklerle çevrili gösteriyor ve ilk dörtlüğün coğrafyasını tersine çeviriyor: artık gezen şair değil, getirilen şey yol alıyor.
- 4
Meydanda oturan merdlerin merdi
Her sabah okunur erenler virdi
Hak Muhammed Ali pîrimin ceddi
Hacı Bektaş pirim deyu
1Meydanda oturan, erlerin eridir.
2Her sabah erenlerin virdi okunur.
3Hak, Muhammed, Ali pirimin ceddidir.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
“Meydan” Bektaşî dergâhında ayin yapılan odanın adıdır; şairin kabri de TEİS kaydına göre Hacı Bektaş Dergâhı'ndaki Kırklar Meydanı'nın girişinde bulunuyor. Üçüncü dize piri Hak-Muhammed-Ali üçlemesine bağlayarak dergâhı bir soy zincirinin son halkası olarak konumlandırıyor.
- 5
Hak’dan geldi yeşil ferman göründü
Rûm ’un erlerine cümle okundu
Karac- Ahmed Sultan hendesi oldu
Hacı Bektaş pirim deyu
1Hak'tan yeşil ferman geldi, göründü.
2Rûm'un erlerine hep okundu.
3Karaca Ahmed Sultan onun “hendesi” oldu.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
Dörtlük bir görevlendirme sahnesi kuruyor: ferman Hak'tan gelir, Rûm erlerine okunur, Karaca Ahmed Sultan da bu düzenin içine girer. Üçüncü dizedeki “hendesi” kaynakta böyle dizili ve anlamı çözülemedi; “hademesi” okunuşu akla geliyor fakat doğrulanamadığı için kelimeye dokunulmadı.
- 6
Sersem Ali vardı pîre dayandı
Çırağımız kırk budaktan uyandı
Mürşid olan her bir renge boyandı
Hacı Bektaş pîrim deyu
1Sersem Ali varıp pire dayandı.
2Çırağımız kırk budaktan uyandı.
3Mürşid olan her renge boyandı.
4“Hünkâr Hacı Bektaş pirimdir” diye Hû deyerek.
“Çerağ uyandırmak” Bektaşî erkânında mumun yakılmasının adıdır; “kırk budak” hem şamdanın kollarını hem Kırklar meclisini çağırdığı için ışık aynı anda eşyaya ve topluluğa bağlanıyor. Son dize mürşidi tek renge sığmayan biri diye tanımlıyor, ilk dizedeki “dayandı” ise yolculuğu bir sığınmayla kapatıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144617 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Sersem Ali Baba sayfasından (kitapta s. 228–231) geliyor. Antoloji şairin dört nefesini tek sayfada dizdiği için bu partideki bütün metinler aynı sürüm numarasını taşır. Kaynakta bu nefes “— 4 —” başlığıyla dizili; ikinci ve üçüncü dörtlük arasındaki boşluk sayfa geçişi işaretiyle bölünmüş, kayıp dize yok. Dizgi kusurları olduğu gibi bırakıldı: nakarat ilk geçişte “Hünkâr Hacı, Bektaş” diye virgülle bölünmüş, sonraki tekrarlarda “Bektaş”/“Bektâş” ve “pîrim”/“pirim” yazımları karışık; “İndim eşiğîne” inceltme işaretiyle, “Rûm ’un” fazladan boşlukla, “Karac- Ahmed” satır sonu tirelemesiyle basılı. Aynı dizedeki “hendesi” kelimesinin anlamı çözülemedi ve tahminle onarılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nakarat ilk dörtlükte iki kez geçiyor ve “Hû deyu” zarf-fiili bütün eylemleri kendine bağlıyor: dolaşmak da inmek de niyaz etmek de aynı sesin eşliğinde oluyor. Kaynakta bu ilk tekrar “Hacı, Bektaş” diye virgülle bölünmüş; kalan beş tekrarda virgül yok, dizgi kusuru olduğu buradan belli.