Uyan ne yatarsın şafak söküldü
Sabah vaktinde okunan bir uyandırma nefesi. Her dörtlüğün son dizesindeki “sabahtan” redifi kabul saatini bir şart gibi tekrarlar; şiir bir uyanma emriyle açılır ve mahlas dizesinde secdeye varır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Uyan ne yatarsın şafak söküldü
Hep niyazlar kabûl olur sabahtan
Hak’kın dîvanına cümle çekildi
Mü’minler maksadın buldu sabahtan
1Uyan, ne yatıyorsun; şafak söktü.
2Bütün dualar sabah vaktinde kabul olur.
3Herkes Hakk'ın divanına çekildi.
4Mü'minler dileklerini sabahtan buldu.
- 2
Gönül pervâne veş yandı tutuştu
Aşkın kazanında kaynadı coştu
Seherde uyanan Hak’ka ulaştı
Gafiller gaflette kalır sabahtan
1Gönül pervane gibi yandı tutuştu.
2Aşkın kazanında kaynayıp coştu.
3Seherde uyanan Hakk'a ulaştı.
4Gafiller sabah vaktinde de gaflette kalır.
İki imge üst üste biniyor: pervanenin ateşe atılışı ve kazanın kaynaması. Birincisi klasik aşk mazmunu, ikincisi tekkenin somut sahnesidir — Bektaşî dilinde kazan hem aşevinin hem paylaşılan sırrın yeridir. Dördüncü dize uyananla gafili aynı saatin iki yakasına yerleştiriyor.
- 3
Kaddimiz olub iki büküldü
Gözümün gevheri yere döküldü
Dilberin hayâli geldi dikildi
Derdimin dermânı gelir sabahtan
1Boyumuz dal harfi gibi olup iki büküldü.
2Gözümün cevheri yere döküldü.
3Dilberin hayali gelip karşımda dikildi.
4Derdimin dermanı sabah vaktinde gelir.
“Dâl” hem ağaç dalı hem eğri yazılan Arap harfidir; bükülen beden bir harfe benzetilince yaşlılık okunacak bir yazıya dönüşüyor. Üçüncü dizedeki “dikildi” aynı dörtlükteki “iki büküldü” ile karşıtlık kuruyor: eğrilen bedenin karşısında dimdik duran bir hayal var.
- 4
Gerçi kim bilirim noksânım çoktur
Hudâ’nın indinde zerrece yoktur
Söyleyene bakma söyleten Hak’dır
Kâmiller günâhın bilir sabahtan
1Gerçi biliyorum, eksiğim çoktur.
2Hüdâ'nın katında zerre kadar bir şey değildir.
3Söyleyene bakma, söyleten Hakk'tır.
4Kâmiller günahını sabahtan bilir.
Dörtlük bir itirafla açılıp savunmaya dönüyor: eksiğini kabul eden şair, sözün sahipliğini kendinden alıp Hakk'a veriyor. İkinci dizenin öznesi belirsiz — “zerrece yoktur” hem noksanın hem söyleyenin Allah katındaki ağırlığını anlatacak biçimde okunabilir; kaynak bu belirsizliği çözmüyor.
- 5
Sabahın hürmeti gelmez hisaba
Vasfını şerh etsem sığmaz kitâba
Sersem Ali serin koymuş türâba
diyüb secde kılur sabahtan
1Sabahın değeri hesaba gelmez.
2Niteliğini açıklamaya kalksam kitaba sığmaz.
3Sersem Ali başını toprağa koymuş.
4“Elhak” diyip sabah vaktinde secde kılar.
Mahlas dizesinde şair kendini üçüncü kişi olarak anıp secde hâlinde bırakıyor; ilk dörtlükteki “uyan” emri böylece yataktan kalkmaya değil yere kapanmaya varıyor. Baş ile toprak arasındaki mesafe, hesaba ve kitaba sığmayan şeyin karşısına konulabilecek tek cevap oluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144617 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Sersem Ali Baba sayfasından (kitapta s. 228–231) geliyor. Antoloji şairin dört nefesini tek sayfada dizdiği için bu partideki bütün metinler aynı sürüm numarasını taşır. Kaynakta bu nefes “— 2 —” başlığıyla dizili; beş dörtlüğü de tam ve dizgi kusuru taşımıyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir bir emirle açılıp gerekçesini hemen arkasından veriyor: uyanma çağrısı, kabul saatinin geçmekte olmasına dayanıyor. “Sabahtan” redifi beş dörtlüğün dördüncü dizesini tutuyor ve her seferinde bir zaman değil bir şart bildiriyor. Divan hem mahkeme hem meclis olarak okunabilir.