Râh-ı aşka sülûk müşkil imiş
Aynı redifi beş kez tekrarlayarak aşk yolunu, devlet kapısını ve sabrı tek bir sıfatın altında toplayan kısa gazel: her şey ‘müşkil imiş’.
- 1
Râh-ı aşka sülûk müşkil imiş
İntisâb-ı mülûk müşkil imiş
Günümüz Türkçesi +
1Aşk yoluna girmek zormuş.
2Hükümdarlara bağlanmak zormuş.
- 2
Sanma âsân tarîk-i vahdeti sen
Şübehât ü şükûk müşkil imiş
Günümüz Türkçesi +
1Birlik yolunu kolay sanma.
2Şüpheler ve kuşkular zormuş.
Beyit yorumu +
Zorluk yolun uzunluğunda değil, yürüyenin kafasının içinde duruyor. Vahdet iddiası tek bir soruyla sarsıldığı için asıl engel dışarıda değil zihnin kendisinde kuruluyor.
- 3
Nâz-ı sultân niyâz-ı bî-sâmân
Kâr-ı ümmîd-i bûk müşkil imiş
Günümüz Türkçesi +
1Sultanın nazı, düzensiz yalvarış.
2Boş bir umuda bel bağlamak zormuş.
Beyit yorumu +
Nâz ile niyaz klasik şiirin dengeli çiftidir; burada denge bozuk. Bir taraf nazlanırken öteki tarafın yalvarışı ‘bî-sâmân’, yani derlenip toplanamamış hâlde.
- 4
Yûsuf-ı aşkı pîrezeden sor
Zillet-i kesb-i dûk müşkil imiş
Günümüz Türkçesi +
1Aşkın Yûsuf’unu kocakarıya sor.
2İğ eğirerek geçinmenin aşağılanması zormuş.
Beyit yorumu +
Kıssada kocakarı, Yûsuf’u satın almak için eğirdiği ipliği getirir. Gâlib gülünç bulunan bu sahneyi ciddiye alıp yoksulun ısrarını aşkın ölçüsü yapıyor.
- 5
Cân gerân ü zamân sebük Gâlib
Sür’at-i leng ü lûk müşkil imiş
Günümüz Türkçesi +
1Gâlib, can ağır, zaman hafif.
2Topalın ve aksağın hızlanması zormuş.
Beyit yorumu +
Can ağırlaşırken zamanın hafiflemesi, geride kalma duygusunu iki yönden kuruyor. Son dize şairi topal bir yürüyüşe yerleştiriyor; yol devam ediyor ama adım yetişmiyor.
Metnin kaynağı
Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri (hzl. Naci Okçu) esas alındı. Gazelin aruz kalıbı e-kitapta belirtilmiyor ve matla mısraı elimizdeki metinde ölçüye oturmadığı için kalıp doğrulanmadı; ikinci bir tenkitli neşirle karşılaştırılmadan kesinleştirilmemelidir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
İki yol yan yana konuyor: biri gönlün, öteki sarayın. ‘-mış’ eki ikisini de sonradan öğrenilmiş bir bilgi yapıyor; şair uyarmıyor, itiraf ediyor.