Safha-i gerdûn olup âyîne-i ibret bana
Gök, acıların değişik yüzlerini gösteren bir ibret aynasına dönüşür. Gönül Anka gibi kendi yeterliliğinde uçarken dışarıdan gelecek devlet gölgesini reddeder; kadehin işareti ise sevincin kuşkulu umudunu taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olup âyîne-i ibret bana
Arz eder nice sûret bana
hem pervâz-ı ankâdır gönül
Sâye-i bâl-i hümâ arz etmesün devlet bana
Mevc-i meyden dilde cûş eyler mi ümmîd-i neşât
Iztırâb ettikçe îmâ bana
1Göğün yüzeyi bana ibret aynası olup
2acıların biçimlerini türlü görüntülerle gösterir.
3Gönül, gönül tokluğu Kaf’ında Anka gibi uçarken
4hüma kanadının gölgesi bana devlet sunmasın.
5Şarap dalgasından gönülde sevinç umudu kabarır mı?
6Eğlence kadehi bana her titreyişinde işaret verir.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Anka ile hüma iki farklı talih anlayışını karşılaştırır: gönül kendi erişilmez yuvasında özgürce uçmak ister, iktidar ve saadet gölgesine ihtiyaç duymaz. Son beyit, bu kararlılığı şarap dalgasının titreşen işaretiyle sınar.