Sâyeveş Zemîne Salıp Sünbülü
Şair yere gölge gibi salınan saçı ve gül yüzlü sevgiliyi gül-bülbül bahçesinde anlatır. Gülün şöhreti Hind ve Yemen’e yayılırken bülbül bekler, karga bahçeye girer; Ömer sonunda evi aydınlatan gülün neden kenara düştüğünü sorar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
zemîne salıp
Bir dem şâdetmedin garib bülbülü
1Saçını gölge gibi yere salıp
2garip bülbülü bir an sevindirmedin.
- 2
Çıkardı râzını gül
Gülersin güleli gül’izâre gül
1Gül sırrını açığa çıkardı;
2gül yüzlü sevgili güleli sen de gülersin, ey gül.
Gülün açması sır ifşası olarak okunur; gül yüzlü sevgilinin gülümsemesiyle çiçeğin açışı aynı fiilde birleşir. Doğa ile insan yüzü birbirini karşılıklı aydınlatır.
- 3
Derûn-i hüsnüne kılalı bende
söylenir Hind ü Yemen’de
1Güzelliğinin içine kul olduğumdan beri
2özelliklerin Hindistan ve Yemen’de söyleniyor.
Âşığın içsel bağlılığı kısa sürede uzak coğrafyalara yayılan şöhrete dönüşür. Hind ile Yemen, güzellik vasıflarının yerel sınırı aşmasını ve ticaret malı gibi dolaşmasını hazırlar.
- 4
Edesin bülbülün hâline hande
Çekilir her diyâre gül
1Bülbülün hâline gülersin;
2malın her diyara taşınır, ey gül.
Gül bülbülün acısına gülerken kendi güzelliği “meta” diye her yere taşınır. Aşk ilişkisi ticaret dili kazanır; bülbülün bedelsiz bağlılığına karşı gülün değeri dolaşıma girer.
- 5
Kaçan kim gülşende gül güle bir dem
Arz-ı hüsneylesen bülbüle bir dem
1Gül bahçesinde bir an gülle gülüştüğünde
2bülbüle bir an güzelliğini gösterdiğinde...
Gülün gülle gülmesi ses oyunuyla çoğalan bir neşe kurar. Bülbüle sunulan güzellik yalnız bir an sürer; bu kısalık sonraki gürültü ve uzun bekleyişin sebebidir.
- 6
Eksik olmaz bir dem
Salarsın çok zaman gül
1Ses ve gürültü bir an eksik olmaz;
2bülbülü uzun süre bekletirsin, ey gül.
Kısa görünüşün ardından sıyt ve gulgule yükselir; bahçe sessiz kalmaz. Buna karşılık bülbül uzun intizara bırakılır, böylece bir anlık lütuf uzun hasrete dönüşür.
- 7
Zâğ eder gülşenin kesb-i hevâsın
Nâhak melâmet’i cismin libâsın
1Karga gül bahçesinin havasını ele geçirir;
2haksız kınanmayı bedenine giysi yapar [özne bağı kapalı].
Karga geleneksel rakip ve uğursuz ses rolündedir; gülşenin havasından yararlanır. İkinci dizede melamet giysisinin kime ait olduğu kapanmadığı için kesin özne eklenmez.
- 8
Garib bülbül çeker
Atışmış anınçün pâre pâre gül
1Garip bülbül matem ve yas çeker;
2bu yüzden gül parça parça açılmıştır.
Bülbülün yası ile gülün parçalı yaprakları aynı olayın iki yüzüne dönüşür. Açılmak neşe değil, matemin bedende ve çiçekte bıraktığı parçalanma olarak okunur.
- 9
Der ki Âşık Ömer sen olalı sen
Bir üemi değildir derûn-i gülşen
1Âşık Ömer der ki: Sen sen olalı
2gül bahçesinin içinde bir ü... değildir [basılı harf kaybı].
Mahlaslı dizede gülün değişmeyen benliği vurgulanır. İkinci satırdaki fiziksel harf kaybı tamamlanmaz; gülşenin iç durumuna dair görünmeyen sözcük üzerinden hüküm kurulmaz.
- 10
Şevkin ile güller hânesi rûşen
Seni kim düşürdü bu kenâre gül
1Senin şevkinle güller evi aydınlık;
2seni bu kenara kim düşürdü, ey gül?
Gülün coşkusu bütün evi aydınlatacak güçtedir, fakat kendisi kenara düşmüştür. Son soru ışık saçan varlık ile dışlanmış konum arasındaki çelişkiyi açık bırakır.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 71; tarama s. 142; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Sâye veş zemîne salıp sünbülü” ile başlar, “Seni kim düşürdü bu kenâre gül” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Çevre muhtaç olup.... âşıklar” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Seni sevdiğimi etmeyim inkârÂşık Ömer · Koşma→
Sünbül, sevgilinin koyu ve kıvrımlı saçıdır; yere gölge gibi düşer. Bu gösterişli hareket bülbüle sevinç vermek yerine erişilmezliği artırır ve gül-bülbül ilişkisindeki eşitsizliği başlatır.