Seherde uğradım ben bir güzele
Seher vakti karşılaşılan sevgili, kara saç, sürmeli göz, zülüf ve yanak ayrıntılarıyla tasvir edilir. Eksik kaynak dizesinin çevresinde renkler sorgulanır; şair sonunda maddi mal yerine sohbetle eriştiği kemali ve gül yüzlü sevgiliyi seçer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Seherde uğradım ben bir güzele
Güzel dedim zülüflerin ne kara
Korkarım ki gözler göz ala
Gözlerin sürmeli kaşlar ne kara
1Şafakta uğradım ben bir güzele
2Güzel dedim saçların ne kara
3Ela gözlerine nazar değmesinden korkuyorum.
4Gözlerin sürmeli; kaşların ne kadar kara!
- 2
İsmi çıkıp âlemlerde öğüle
Tutu kumru haber vermiştir güle
davlunbazı her dem döğüle
yanakların ne kara
1Adı bütün dünyaya yayılsın ve övgüyle anılsın.
2Papağanla kumru güle haber vermiştir.
3Seher davulu her zaman çalınsın.
4Zülfün çevgan gibi; “yanakların ne kara” sözü basılı yüzeyiyle korunuyor, anlam bağı açık değil.
Güzelin ünü âleme yayılır; papağanla kumru güle haber taşırken seher davulu sürekli çalınır. Zülüf çevgâna benzetilir, yanak rengi sorulur ve sevgilinin görüntüsü kuşlarla seslerin çevrelediği canlı bir sahneye dönüşür.
- 3
İki gözüm doldu kanlı yaş ile
Dostum kumaşın uydurmuş yeşile
.............
Ne aldır ol ne kırmızı ne kara
1İki gözüm doldu kanlı yaş ile
2Sevgilim, giysisini yeşil renge uydurmuş.
3Basılı kaynakta bu dize boş bırakılmıştır; eksik söz tahminle tamamlanamaz.
4O renk ne aldır ne kırmızı ne de karadır.
Kanlı yaşla dolan gözler, sevgilinin yeşile uydurulmuş kumaşını seyreder; kaynakta eksik bırakılan dize anlamı kesintiye uğratır. Son soru, görülen rengin al, kırmızı ya da kara olmadığını söyleyerek belirsizliği korur.
- 4
Ne yaratmış Yaradan Gani
Seloldu aktı gözlerimin kanı
Gel bana rahmeyle kânı
Ben söylerim ne ak söyler ne kara
1Cömert Yaradan onu ne güzel yaratmış.
2Sel oldu aktı gözlerimin kanı
3Ey iyilik kaynağı, bana merhamet et.
4Basılı “ben söylerim ne ak söyler ne kara” sözünde konuşan kişiler ile renklerin bağı açık değildir.
Yaradan’ın güzel biçim verdiği sevgili karşısında gözyaşı sele döner; âşık merhamet kaynağına seslenir. Son dizede ak ile kara ve söyleme eylemi arasındaki bağ açık kalır; yorum bu boşluğu yeni bir karşılık anlamıyla doldurmaz.
- 5
Budala’m der neylerim ben bu malı
Sohbet ile bulmuşum ben kemali
Mahbub derler gösterem gül cemâli
Ne yağmura ne güneşe ne kara
1Budala der ki: Ben bu malı ne yapayım?
2Olgunluğa sohbet yoluyla eriştim.
3Sevgili dedikleri, gül yüzünü gösterir.
4Basılı “ne yağmura ne güneşe ne kara” dizesinin önceki sözlerle bağı açık değildir.
Budala dünya malını istemez; sohbet sayesinde eriştiği kemali ve gül yüzlü sevgiliyi asıl değer sayar. Yağmur, güneş ve kara bağlanmayan son ifade, güzelliği sıradan tabiat etkilerinin üstünde bırakır.
Metnin kaynağı
Kul Budala başlığı ve görünür mahlas, farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Bektaşî Şairleri ve Nefesleri (19. asra kadar), 1955 baskısının Wikimedia Commons'taki tarihî taraması; PDF s.313–314; kayıt no 3; 5 birim/20 dize; özgün dizeler taramadan birebir korundu; günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Seher vakti rastlanan sevgilinin kara zülfü, elâ ve sürmeli gözü, kara kaşı ayrıntılı biçimde sorulur. Bakışın zarar verme ihtimali, güzelliğin yalnız seyredilen değil âşığı etkileyen tehlikeli bir güç olduğunu sezdirir.