Şehîd Oğlum
Şehit oğlunu rüyada ve mezar başında gören aile sesi, al kefeni tan vaktine ve oğlun yüzünü doğan güneşe dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şehîd oğlum kefenine büründü,
Mezarının başucuna süründü..
Ninesine ru’yâsında göründü,
Baygın baygın geldi düştü yanıma...
Vücûdunu delmiş Moskof canavar,
Göğsünde bir kızıl, derin yara var.
Yüreğinden kopup yaradan sızar,
Damla damla akar kanı canıma!
"Anne", dedi, "yaralıyım, ölmedim;
"işte, kucağına atıldım kendim;
"Sen sar ellerinle yaramı benim,
"Ben yaşarım, düşman girmez kanıma."
Sardım ellerimle yaracığını,
Saçlarımla ördüm sargı bağını..
Allah’ımın güzel yarattığını
Gelin, görün, bakın kahramânıma.
Kanı durdu vücûduna can geldi,
Çehresine pembe pembe kan geldi,
Gökten bana rabmet-i Rahmân geldi,
Kavuştum âhû gözlü arslanıma.
Çektim aldım onu bağrıma bastım,
Ben senden ayrılmam artık evlâdım;
Melek olsun sana ana kanadım.
Seni uçurayım ben Yezdan'ıma!
"Anne", dedi, “bırak harbe gideyim,
"Vatan düşmanını ber-bâd edeyim;
"Asıl anam vatan, seni nideyim?
"Vatanımı çiğnetmem düşmanıma!"
Şehîd oğlum kollarımdan sıyrıldı,
Yaralı yaralı döndü kavgaya.
Sandım rûhum bedenimden ayrıldı,
Onunla beraber uçtu Mevlâ'ya.
Açtım gözlerimi, sabâh açılmış,
Vatan toprağına nurlar akıyor;
Tan yerine al kefenler saçılmış,
Şehîd oğlum güneş gibi bakıyor!
1Şehit oğlum kefenine sarılmıştı,
2Mezarının başına kadar sürünerek geldi...
3Ninesinin düşüne girmiş,
4Sonra bitkin hâlde gelip yanıma yığılmıştı...
5Rus canavarı bedenini delik deşik etmiş,
6Göğsünde derin ve kıpkırmızı bir yara açılmıştı.
7Kalbinden kopan kan o yaradan sızıyor,
8Damla damla akıp benim canıma karışıyordu!
9“Anne,” dedi, “yaralıyım ama ölmedim;
10Bak, kendi isteğimle kucağına geldim.
11Yaramı ellerinle sen sar,
12Böylece yaşarım; düşman kanıma giremez.”
13Küçük yarasını ellerimle sardım,
14Saçlarımı sargısına bağ yaptım...
15Allah’ın böylesine güzel yarattığı
16Kahramanımı gelin, görün, seyredin.
17Kanaması kesildi, bedeni yeniden canlandı,
18Yüzüne pembe bir canlılık yayıldı.
19Gökten üstüme Allah’ın merhameti indi,
20Ceylan gözlü aslanıma yeniden kavuştum.
21Onu çekip bağrıma bastım:
22“Artık senden ayrılmayacağım, evladım;
23Ana kanadım sana melek kanadı olsun,
24Seni kendi ellerimle Tanrı’ya uçurayım!”
25“Anne,” dedi, “bırak yeniden savaşa döneyim,
26Vatanın düşmanını darmadağın edeyim.
27Benim asıl anam vatandır; senin için ne yapabilirim?
28Vatanımı düşmanın ayakları altında çiğnetmem!”
29Şehit oğlum kollarımdan sıyrıldı,
30Yaralarıyla birlikte yeniden çatışmaya döndü.
31Ruhum bedenimden çıkıyor sandım;
32Sanki onunla birlikte Allah’a uçtu.
33Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu,
34Vatan toprağının üstüne ışıklar akıyordu.
35Ufka al renkli kefenler serilmişti,
36Şehit oğlum güneş gibi bana bakıyordu!
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ali Ekrem Bolayır adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 165854 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
— Öpme yavrum, beni sen öpme kızım şimdi.Ali Ekrem Bolayır · manzum hikâye→
Bir şehit annesinin rüyası olarak kurulan şiirde oğul, ölüm ile hayat arasında annesinin kucağına döner. Anne saçını sargı yaparak onu iyileştirmek ve korumak ister; fakat oğul “asıl anam vatan” diyerek yeniden savaşa yönelir. Sabahın kızıllığı hem kefeni hem güneşi çağrıştırır ve kişisel yas, oğlun ışıklı bir kahraman imgesine dönüşmesiyle son bulur.