Sen beni sevmezsen sevme var güzel
Şair, kendisini sevmeyen güzele meydan okur ve sadık âşığın altın gibi değer bulacağını söyler. Öğüt, aşk yolunda olgunlaşma çağrısıyla birleşir; geçici güzellik ile kalıcı sadakat karşı karşıya getirilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sen beni sevmezsen sevme var güzel
Beni de bir sever bulunur elbet
Âşık-ı sâdıklar yerde mi kalır
gibi alınır elbet
Bu nush u pendimi kabûl etmezsen
gelüb gitmezsen
Eğer bir sen de yetmezsen
O kıble bağrında delinir elbet
Bu güzellik sende haşre dek kalmaz
Bir vaktın gelir ki kimseler almaz
Fahrî’yi alanlar elinden salmaz
Senin bu cemalin silinir elbet
1Sen beni sevmiyorsan sevme; git güzel.
2Beni de seven biri elbet bulunur.
3Gerçek âşıklar ortada sahipsiz kalmaz.
4Altın ve cevher gibi değer görüp alınırlar.
5Bu öğütlerimi kabul etmezsen,
6aşk meyhanesine gelip gitmezsen,
7sen de olgunluğa erişmezsen,
8o kıble gibi bağrın sonunda delinir.
9Bu güzellik sende kıyamete kadar kalmaz.
10Bir zaman gelir, seni kimse istemez.
11Fahrî’yi sevenler onu ellerinden bırakmaz.
12Senin bu güzelliğin ise elbet silinir.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Fahrî (Ayaşlı) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk dizedeki “var güzel” bir izin ve uzaklaşma buyruğudur; “yâr” diye romantikleştirilmemiştir. Şiir ilerledikçe gururlu ayrılık sözü ahlaki bir öğüde dönüşür: dış güzellik zamanla silinirken gerçek âşığın değeri onu sahiplenenlerin sadakatiyle korunur.