İki Cihan Senden Dolu
Ebu Hamid iki cihan Tanrı’yla doluyken kendisinin görünüş içinde gizli kaldığını söyler. Hidayet, ibadet, mizan ve mahşer korkusu her bentte “Hâlim ne olur?” sorusuna döner; yabancılar arasında kalan şair gözyaşıyla ilahî dosta kavuşmayı ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Senden dolu iki cihan
Oldum
1Senden dolu iki dünya.
2Oldum görünüşünde gizli.
- 2
Ger bulmayam seni ayan
Yâ Rab nola hâlüm benüm
1Eğer bulamazsam seni açıkça.
2Yâ Rab benim hâlim ne olur.
Tanrı’yı apaçık bulamama ihtimali, nakarat sorusunu doğurur; “hâlim ne olur” sözü yakınlığı yaşam koşuluna dönüştürür. Görüş burada kurtuluş şartıdır.
- 3
Dilde olmaya
ile olmaya
1Gönülde kanaat olmazsa,
2zühd ve ibadet de olmazsa,
Dilde kanaat ve davranışta ibadet bulunmaması birlikte anılır; iç tutum ile dış amel aynı eksiklik hesabına girer. Eksiklik iki alanda birden belirir.
- 4
Senden hidâyet olmaya
Yâ Rab nola hâlüm benüm
1Senden hidayet gelmezse,
2Yâ Rab benim hâlim ne olur.
Hidayetin yalnız Tanrı’dan geleceğini söyleyen birim, insanın kendi gücüyle kurtulamayacağı korkusunu nakarata taşır. Yardım dışarıdan değil, O’ndan beklenir.
- 5
Şol gün ki mîzan kurula
Hak durula
1O gün terazi kurulunca.
2Hak huzurunda durulunca.
Mizanın kurulacağı ve Hakk’ın huzurunda durulacağı gün, soyut ahiret kaygısını hesap verme sahnesine dönüştürür. Terazi kişiyi ilahî yargıya çıkarır.
- 6
Halâyık oda sürüle
Yâ Rab nola hâlüm benüm
1Yaratılmışlar ateşe sürülünce.
2Yâ Rab benim hâlim ne olur.
Halkın ateşe sürülmesi ihtimali karşısında yinelenen soru, toplu mahşer görüntüsünü konuşanın kişisel korkusuna indirir. Bu vurgu, “Halâyık oda sürüle” sözünde belirginleşir.
- 7
Ağlarum işte zâr ile
Kaldum ağyâr ile
1İşte inleye inleye ağlarım;
2ne yazık ki yabancılar arasında kaldım.
İnleyerek ağlayan kişi yabancılar arasında kalmıştır; ses ve toplumsal yalnızlık aynı ayrılık acısını büyütür. Ağyar bu yalnızlığın çevresidir.
- 8
sen yâr ile
Yâ Rab nola hâlüm benüm
1Seninle, ey sevgili, tanışıp yakınlaşamadım;
2Yâ Rab benim hâlim ne olur.
Konuşan, sevgiliyle tanışıp yakınlaşamadığını söyler; “Yâ Rab, hâlim ne olur?” sorusu, kavuşamamanın doğurduğu yalnızlığı doğrudan ilahî yardıma açılan bir yakarışa dönüştürür.
- 9
HÂMİDÎ’nin gözü yaşı
Doldurur dağ ile taşı
1HÂMİDÎ’nin gözü yaşı.
2Doldurur dağ ile taşı.
Hâmidî’nin gözyaşı dağları ve taşları dolduracak kadar çoğalır; özel keder, bütün manzarayı kaplayan bir sele dönüşür. Taş bile bu kederden payını alır.
- 10
Bilmem nidem garib başı
Yâ Rab nola hâlüm benüm
1Bu garip başımla ne yapacağımı bilmiyorum.
2Yâ Rab benim hâlim ne olur.
“Garip baş ne yapsın?” sorusu, şairin çözüm üretemediği çaresizliği doğrudan kendi üzerine alır. Ardından gelen son nakarat, şiir boyunca yinelenen hâl kaygısını kapatmaz; onu cevap bekleyen bir yakarış olarak finalde açık bırakır.
Metnin kaynağı
Ebu Hamid mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Ebu Hamid, basılı No. 2, PDF 190; 10 birim/20 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Biz ol uşşak-ı serbâzüzEbu Hamid · İlahî aşk sarhoşluğunu anlatan ilahi→
İki dünya Tanrı’yla doluyken konuşanın O’nun görünüşünde gizlenmesi, ilahî yaygınlık ile kişisel görünmezliği yan yana getirir. Bu vurgu, “Senden dolu iki cihan” sözünde belirginleşir.