DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Ebu Hamid/Biz O Başı Açık Âşıklarız
İlahî aşk sarhoşluğunu anlatan ilahi · 15. yüzyıl

Biz O Başı Açık Âşıklarız

Ebu Hamid ilahî aşkla sarhoş olanların gece-gündüz, mevsim, ölüm ve değişim kayıtlarına bağlı olmadığını söyler. Damlanın denizle bir oluşu ve güneş nuruna erişme imgeleri, varlığı bırakıp sevgilinin tecellisini görme çağrısına bağlanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Biz ol

    Akıl bize yar olmaz

    1Biz o başı açık âşıklarız.

    2Olgunluk hesabı yapan akıl bize yoldaş olmaz.

    Başı açık âşıklar kendilerini kuralsız ve korkusuz bir topluluk olarak tanıtır; hesapçı olgunluk aklını yoldaş saymazlar. Bu vurgu, “Biz ol uşşak-ı serbâzüz” sözünde belirginleşir.

  2. 2

    Mey-i ışk ile sermestüz

    Bize her giz humâr olmaz

    1Aşk şarabı ile sarhoşuz.

    2Bize hiçbir zaman mahmurluk olmaz.

    Aşk şarabıyla sarhoş olanların baş ağrısı çekmemesi, ilahî sarhoşluğu dünyevi içkinin sonucundan ayırır. Bu içişte ayılma beklentisi yoktur.

  3. 3

    Diriyüz dâim ölmeyüz

    Karanularda kalmayuz

    1Sürekli diriyiz, ölmeyiz.

    2Karanlıklarda kalmayız.

    Sürekli dirilik ve karanlıkta kalmama, âşıkların ölümü biyolojik son değil nurdan uzaklık olarak gördüğünü sezdirir. Nur, diriliğin belirleyici ortamıdır.

  4. 4

    Çürüyüp toprak olmayuz

    Bize leyl ü nehâr olmaz

    1Çürüyüp toprak olmayız.

    2Bize gece ve gündüz olmaz.

    Çürüyüp toprağa dönüşmeyen topluluk için gece ile gündüz de geçerli değildir; beden ve zamanın iki sınırı birlikte kaldırılır. Bu vurgu, “Çürüyüp toprak olmayuz” sözünde belirginleşir.

  5. 5

    Bizüm illerde ay ü gün

    Sebât üzre durur dâim

    1Bizim ilimizde ay ile güneş,

    2Hiç değişmeden sürekli durur.

    Âşıkların ülkesinde ay ve güneş değişmeden durur; göksel düzen, kalıcı manevî hâlin resmi olur. Zaman orada göksel iz bırakmaz. Bu vurgu, “Bizüm illerde ay ü gün” sözünde belirginleşir.

  6. 6

    Televvün irişüb ana

    Gehî bedr ü hilâl olmaz

    1Onlara değişkenlik ulaşmaz;

    2kimi zaman dolunay, kimi zaman hilal olmazlar.

    Ayın dolunay ile hilal arasında değişmemesi, önceki birimde söylenen sürekliliği evrelerin ortadan kalkmasıyla açıklar. Göğün yüzü sabit kalır.

  7. 7

    Bizüm gülşendeki güller

    Dururlar tâze solmazlar

    1Bizim gül bahçesindeki güller.

    2Hep taze durur, solmazlar.

    Âşıkların ülkesindeki güller sürekli taze kalır; dünyevî bahçelerin solma yasası burada işlemez ve manevî dirilik mevsim değişiminden bağımsızlaşır.

  8. 8

    Hazân olub dökülmezler

    ü bahâr olmaz

    1Sonbahar gelip de dökülmezler.

    2Kış ve bahar olmaz.

    Güller ne sonbaharda dökülür ne kışla bahar arasında değişir; mevsimsiz bahçe, aşkın bozulmayan tazeliğini taşır. Solma ihtimali bahçeden çıkarılmıştır.

  9. 9

    Şerâb-ı ışkı çün içdük

    Ferâgat milkine göçdük

    1Aşk şarabını içtiğimizden beri,

    2Vazgeçiş ülkesine göçtük.

    Aşk şarabını içenler feragat ülkesine göçer; sarhoşluk, sahip olduklarını bırakıp başka bir yurda geçmenin nedeni olur. İçişin vardığı yer vazgeçiştir.

  10. 10

    Yanub ışkunla tutuşduk

    Bize olmaz

    1Yanıp aşkınla tutuşduk.

    2Kaynakta “Bize tahrik ü târ olmaz” biçiminde geçen dize, “tahrik ü târ” yüzeyi nedeniyle güvenle kesinleştirilemiyor.

    Konuşan, sevgilinin aşkıyla yanıp tutuştuğunu söyler. İkinci dizedeki “tahrik ü târ” yüzeyi çözülemediği için aşk ateşinin hangi dış etkiden üstün tutulduğu kesinleştirilmez.

  11. 11

    İrelden şems nûrına

    Vücûdüm zerreden katrem

    1Güneşin nuruna eriştiğimden beri,

    2varlığım zerreden damlaya dönüştü.

    Güneş nuruna erişen varlık zerreden damlaya dönüşür; küçüklük korunurken biçim, denizle birleşmeye hazırlanır. Birleşmenin ilk biçimi damladır.

  12. 12

    Ne katre oldı

    Ana ü kenar olmaz

    1Damlaysa denizin ta kendisi oldu;

    2Onun dibi de kıyısı da olmaz.

    Damlanın denizin kendisi olması, ona artık dip ya da kıyı biçilememesiyle tamamlanır; parça bütünden ayırt edilemez. Deniz artık dışarıda değildir.

  13. 13

    Bırak ey HÂMİDÂ varı

    Görem dirsen sen ol yârı

    1Ey Hâmid, varlığını bırak;

    2O sevgiliyi görmek istersen.

    Hâmid’e varlığını bırakması söylenir; sevgiliyi görmek, gören benliğin sahiplik iddiasından vazgeçmesine bağlanır. Görüşün bedeli bu bırakıştır.

  14. 14

    Göricek ol tecellâyı

    Andan özge olmaz

    1O tecelliyi görünce.

    2Ondan başka olgunluk olmaz.

    Sevgilinin tecellisini görmek bütün yetkinlik ölçülerini hükümsüz kılar; şiir, en yüksek mertebeyi bu görünüşte bulur. Tecelli başka mertebe bırakmaz.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ebu Hamid mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.

Atıf kanıtını aç ↗

Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Ebu Hamid, basılı No. 1, PDF 189–190; 14 birim/28 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirİki Cihan Senden Dolu
Senden dolu iki cihan
Ebu Hamid · Dua ve ahiret kaygısı taşıyan ilahi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Zemistan

Kış mevsimi.

tahrik ü târ

Hareket ve karanlıkla ilişkili tarihî tamlama; iki unsur arasındaki bağ kaynakta kesinleşmez.

ayn-i bahr

Denizin kendisi veya özü.

ka’r

Dip, derinlik.

tecellâ

İlahî hakikatin görünmesi, tecelli.

kemâl

Olgunluk, yetkinlik.

uşşak-ı serbâzüz

başı açık, gözü pek âşıklarız

rüşd

olgun akıl