İrem Bağından mı Geldin?
Şair sevgilinin güzelliğini İrem bağı, gök, Süleyman tahtı, Yusuf, Mehdi ve Bedehşan yakutuyla ölçmeye çalışır. Her benzetme bir soruya dönüşür; Zihnî’nin hayranlığı, sevgilinin yeryüzüne ait olup olmadığını sorgulayan abartılı bir güzelleme kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Seni mi kaçırmış
Melek misin mı geliş
1Seni İrem bahçesinden mi kaçırdılar?
2Melek misin, gökyüzünden mi geliyorsun?
- 2
Gittikçe şanın yücelmiş
Bilmem tahtı Süleyman’dan mı geliş
1Görkemin ve ünün gittikçe yükselmiş.
2Yoksa Süleyman’ın tahtından mı geliyorsun?
Görkem ve ünün gittikçe yükseldiği söylenir; sevgilinin Süleyman tahtından gelip gelmediği sorulur. Güzellik hükümdarlıkla birleşir ve hayranlık siyasî kudret ölçüsüne taşınır.
- 3
Hüsnünde bugün Yusufu devransın
Ne incisin, ne mercansın, ne cansın?
1Bugün güzelliğinde çağın Yusuf’usun.
2Sen nasıl bir incisin, nasıl bir mercansın, nasıl bir cansın?
Sevgili çağın Yusuf’u sayılır; ardından inci, mercan ve can benzetmeleri bile soru hâline getirilir. Şair hiçbir hazır değerin onu tam karşılamadığını göstererek övgüyü açık uçlu bırakır.
- 4
Korkarım
Mehdi misin İsfahan’dan mı geliş
1Korkarım sen ahir zaman fitnesisin.
2Mehdi misin, yoksa İsfahan'dan mı geliyorsun?
Sevgilinin ahir zaman fitnesi olmasından korkulur ve İsfahan’dan gelen Mehdi olup olmadığı sorulur. Kurtarıcı ile fitne aynı kişide düşünülür; güzellik hem umut hem tehlike taşır.
- 5
Güzel sevmek olmuş ZİHNÎ’ye âdet
Ne bağda ser çektin a
1Güzel sevmek Zihnî'nin alışkanlığı olmuş.
2Ey servi boylu, hangi bahçede böyle yükseldin?
Güzel sevmenin Zihnî’nin alışkanlığı olduğu söylenir; servi boylu sevgilinin hangi bahçede yükseldiği sorulur. Şair kendi eğilimini kabul ederken bu güzelliği yetiştiren kaynağı merak eder.
- 6
Sormak aybolmasın ey çeşmi âfet
Mülkü lâli mı geliş
1Ey can alıcı gözlü, sormam ayıp olmasın:
2Yoksa yakut ülkesi Bedehşan’dan mı geliyorsun?
Can alıcı gözlü sevgiliye soru sormanın ayıp olmaması dilenir; onun Bedehşan yakutları ülkesinden gelip gelmediği sorulur. Şiir yüzün değerini en parlak taşla ölçmeye çalışarak kapanır.
Metnin kaynağı
Bayburtlu Zihnî isnadı 1938 baskısındaki bölüm, gövdedeki görünür mahlas ve kamuya açık kimlik otoritesiyle bağlandı. Kimlik eş adları: Mehmed Emin, Zihnî, ZİHMİYÂ.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1938; Bayburtlu Zihnî, basılı No. 6, PDF 123; 6 birim/12 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; okura açık atıf kamuya açık taramaya gider.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Vardım ki yurdumdan ayak götürmüşBayburtlu Zihnî · Yurt ağıdı→
Sevgilinin İrem bahçesinden kaçırılmış ya da gökten gelmiş bir melek olup olmadığı sorulur. İki olağanüstü köken ihtimali, onun yeryüzü güzelliğiyle açıklanamadığını vurgular.