Sergeşte dest-i hayreti pûyansın ey gönül
Şair gönlüne seslenerek onun hayret içinde kendisini aramasını, ayna yüzlü sevgiliye tutulmasını ve ayrılık zehrine karşı teselliden fayda görmemesini sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
dest-i hayreti pûyansın ey gönül
Benzer ki kendi kendini ey gönül
Zannım budur ki bir meh-i âyîne sûrete
Çeşmim misâli sen dahi hayransın ey gönül
Bilsem aceb kimin gam-ı aşkıyle zârsın
Kim böyle vakf-ı hasret-i efgansın ey gönül
de müfîd olmuyor sana
Var ise -i hicransın ey gönül
Bilmem miyânımızda nedendir bu keşmekeş
Dâim hiredle ey gönül
Es'ad gibi derûnuna kâr etmiyor suhan
Hayretteyim ki sen nice insansın ey gönül
1Ey gönül, hayret elinde başı dönmüş hâlde koşuyorsun;
2öyle görünüyor ki kendi kendini arıyorsun.
3Sanırım ayna yüzlü bir aya,
4benim gözüm gibi sen de hayransın, ey gönül.
5Bilsem, acaba kimin aşk derdiyle inliyorsun?
6Niçin böyle feryat hasretine adanmışsın, ey gönül?
7Teselli panzehiri de sana fayda etmiyor;
8anlaşılan ayrılık zehrini içmişsin, ey gönül.
9Aramızdaki bu çekişmenin sebebi nedir, bilmiyorum;
10ey gönül, sürekli akılla yakapaçasın.
11Esad gibi söylenen söz içine işlemiyor;
12hayretteyim, nasıl bir insansın sen, ey gönül?
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Esad (Musullu) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her beyitte yinelenen hitap, gönlü şairden bağımsız ve hesap sorulabilir bir kişiye dönüştürür. Kendi kendini arayan gönül hem arayan hem kayıptır. Aşk derdi onu feryada vakfeder; teselli panzehiri ayrılık zehrini gideremez. Akıl ile gönlün yakaya yapışmış kavgası klasik çatışmayı sahneleştirir. Sonunda Esad’ın sözü bile işlemez ve gönlün “nasıl bir insan” olduğu şaşkınlıkla sorulur.