Sofi, bizi niçin ayıplarsınız?
Kâtib, Bektaşîleri ayıplayan sofiye karşı Hakk’a yöneliş, ahlaki sakınma, birlik, gönül Kâbesi ve mürşit önündeki tövbeyi savunur. İnancın ölçüsünü dış görünüşten iç temizliğe taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sofi bizi niçün edersiniz
Hak’kı bilmek midir suçumuz bizim
Tersâ gibi büte baş eğmeyiz biz
Yoktur Menâtımız haçımız bizim
1Sofi, bizi niçin ayıplarsınız?
2Hakk’ı bilmek bizim suçumuz mudur?
3Hristiyan gibi puta baş eğmeyiz;
4Bizim Menât’ımız da haçımız da yoktur.
- 2
Haramdan zinâdan koğdan kaçarız
Hak’ka doğru menzil menzil göçeriz
Can baş meydanında serden geçeriz
Kurbana lâyıktır koçumuz bizim
1Haramdan, zinadan ve dedikodudan kaçarız;
2Hakk’a doğru konak konak göçeriz.
3Can ve baş meydanında başımızdan geçeriz;
4Bizim koçumuz kurbana layıktır.
Ahlaki kaçınma, Hakk’a doğru göç ve meydanda candan vazgeçme aynı yürüyüşün basamaklarıdır. Kurbanlık koç imgesi, yalnız hayvanı değil yolcunun kendi canını ortaya koyma kararlılığını taşır.
- 3
Sırr-ı Bektâşî’yiz ayrı değiliz
Heman sağ gezeriz sayrı değiliz
Birlikteyiz ayrı gayrı değiliz
Bir kimse sayılur üçümüz bizim
1Biz Bektaşî sırrıyız, ayrı değiliz;
2Yalnız sağ gezeriz, hasta değiliz.
3Birlikteyiz; ayrı gayrı değiliz;
4Bizim üçümüz bir kişi sayılır.
Bu kıta ayrılık suçlamasına birlik diliyle cevap verir. “Üçümüz bir kişi” sözü sayısal bir bilmece olmaktan çok topluluğun birbirinden kopmayan canlar olarak kendini kavrayışını dile getirir.
- 4
Kırkımızı bir kıl ile yederler
Azm eyleyüb Hak’dan yana giderler
Gönül Kâ’besini tavâf ederler
Günde yüz bin kerre haccımız bizim
1Kırkımızı bir kılla yönlendirirler;
2Azmedip Hakk’a doğru giderler.
3Gönül Kâbesi’ni tavaf ederler;
4Bizim haccımız günde yüz bin keredir.
Bir kılla yürütülen kırklar teslimiyetin inceliğini, gönül Kâbesi ise ibadetin iç mekânını gösterir. Günde yüz bin hac sözü fiziksel yolculuğu çoğaltmaz; sürekli gönül yönelişini abartılı bir sayı ile anlatır.
- 5
Sırr-ı ’den nefsimiz bildik
Mürşid karşısında tevbeye geldik
Gönül âyînesin pâk edüb sildik
Taşradan görünür içimiz bizim
1“Kendini bilen” sırrıyla nefsimizi bildik;
2Mürşit karşısında tövbeye geldik.
3Gönül aynasını temizleyip sildik;
4İçimiz dışarıdan görünür oldu.
Men aref sözü nefsini bilmeye, mürşit önündeki tövbe de bu bilginin pratiğine bağlanır. Gönül aynasının silinmesi iç ile dış arasındaki perdeyi kaldırır; görünürlük arınmanın sonucu olur.
- 6
Kâtib’im seyr ettim arşda zeminde
Hak’kı isbât eder birlik deminde
Âkil meclisinde ceminde
Bulunsa bir iki kaçımız bizim
1Kâtib’im; arşta ve yeryüzünde seyrettim.
2Birlik deminde Hakk’ı kanıtlar.
3Akıllılar meclisinde, irfan ceminde
4Bizden bir iki kişi bulunsa yeter.
Mahlas kıtası gözlemi arştan zemine yayar ve birliği Hakk’ın delili sayar. Son iki dize sayı üstünlüğünü reddeder; irfan meclisinde az sayıda bilinçli canın bulunmasını yeterli görür.
Metnin kaynağı
Kâtib (18. yüzyıl Bektaşî şairi; kaynak-bağlı) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1955; tarama s. 372–373; 6 birim/24 dize. Kayıt kaynakta “Sofi bizi niçün ta’n edersiniz” ile başlar, “Bulunsa bir iki kaçımız bizim” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Evliya cem’in arzû eden sofîKâtib · Nefes→
Kâtib doğrudan sofiye seslenip ayıplamanın gerekçesini sorar. Hakk’ı bilme iddiasını put, Menât ve haç karşısında konumlandırması, topluluğun inancını dışarıdan yöneltilen suçlamaya karşı savunur.