DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kâtib/Evliya cemini arzu eden sofi
Nefes · 18. yüzyıl

Evliya cemini arzu eden sofi

Kâtib, evliya cemini arzuladığını söyleyen fakat yolu talipten gizleyen sofiyi eleştirir. Kurban ve lokma gibi dış uygulamaların ancak benlik, kin ve kibir terk edilirse anlam kazanacağını savunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Evliya cem’in arzû eden sofî

    Yolu düzde koymuş sarpa kaçarsın

    Muhammed Ali’nin yolu deyüp de

    Gelmiş de talibe edersin

    1Evliya cemini arzulayan sofi,

    2Düz yolu bırakmış, sarpa kaçarsın.

    3“Muhammed Ali’nin yoludur” deyip de

    4Gelmiş talipten yolu gizlersin.

    Sofinin evliya cemini istediğini söylemesi ile düz yolu bırakıp sarpa yönelmesi karşılaştırılır. Muhammed-Ali yolunu anarken onu talipten gizlemesi, sözde rehberliğin ilk çelişkisi olarak açığa çıkar.

  2. 2

    Yol budur deyüp de sürek sürersin

    Câhili kinliyi başa derersin

    Yılda bir hayvan kanına girersin

    Aklınca boynunun borcun ödersin

    1“Yol budur” deyip topluluğu sürersin;

    2Cahili ve kinliyi başa toplarsın.

    3Yılda bir kez bir hayvanın kanına girersin;

    4Aklınca boynunun borcunu ödersin.

    Topluluğu sürmek, cahil ve kinliyi öne geçirmekle eleştirilir. Yıllık kurbanı borç ödeme sanan sofiye karşı şiir, yolun tek bir hayvan kesme törenine indirgenemeyeceğini belirtir.

  3. 3

    Gel eyleme nefsini öldür

    Hak yoluna canın armağan getür

    Kin ile kibiri aradan kaldır

    Getürme benliği yükü nidersin

    1Gel, benlik etme; nefsini öldür.

    2Hakk’ın yoluna canını armağan getir.

    3Kini ve kibri aradan kaldır;

    4Benlik yükünü getirme, onu ne yapacaksın?

    Öğüt bu kıtada olumlu bir programa dönüşür: benliği söndürmek, canı Hakk’a armağan etmek, kin ile kibri bırakmak. “Yük” benzetmesi, yolculuğu ağırlaştıran şeyin dış eşya değil nefsin iddiası olduğunu gösterir.

  4. 4

    Aşk ile yırtılub olmamışsın

    Nefs-i emmâreden pâk olmamışsın

    Ayaklar altında olmamışsın

    Gelmiş de meydanda yutarsın

    1Aşkla yırtılıp toprak olmamışsın;

    2Emredici nefisten arınmamışsın.

    3Ayaklar altında toprak olmamışsın;

    4Gelmiş meydanda lokma yutarsın.

    Toprak olmak alçakgönüllülüğü ve nefs-i emmâreden arınmayı anlatır. Bu dönüşüm yaşanmadan meydan lokmasını yemek, topluluğun nimetini içsel sorumluluğu üstlenmeden tüketmek olarak eleştirilir.

  5. 5

    Senin elindedir şerr ile hayır

    Nefs-i emmâreden özünü ayır

    Kâtib’im de der ki kendini kayır

    Neyleyib de halkın zemmin edersin

    1Kötülük ile iyilik senin elindedir;

    2Özünü emredici nefisten ayır.

    3Kâtib’im der ki: kendini koru;

    4Halkı kötüleyip ne elde edersin?

    Son kıta seçimi doğrudan kişiye verir: şer ile hayır dışarıdan zorlanmaz, insanın elindedir. Kâtib mahlasıyla verilen son öğüt, başkalarını yermek yerine özünü nefsin buyruğundan ayırmayı ister.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Kâtib (18. yüzyıl Bektaşî şairi; kaynak-bağlı) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.

Atıf kanıtını aç ↗

Ergun 1955; tarama s. 373; 5 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Evliya cem’in arzû eden sofî” ile başlar, “Neyleyib de halkın zemmin edersin” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSofi, bizi niçin ayıplarsınız?
Sofi bizi niçün ta’n edersiniz
Kâtib · Nefes

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

pinhân

Gizli.

nefs-i emmâre

İnsanı kötülüğe yönelten buyurgan nefis.

hâk

Toprak; burada alçakgönüllülük ve benlikten vazgeçme imgesi.

zemmetmek

Kötülemek, yermek.

lokma

Meydanda paylaşılan kutsal yemek payı.

benlik

Kişinin kendisini üstün ve ayrı görme iddiası.