Şol dem ki gamın bağrımı hûn itdi sitemden
Kanlı gözyaşıyla başlayan gazel, sevgilinin dudağını İsa’ya can veren yaratılış kudretiyle ilişkilendirir; sümbül-kâkül ve kalem-kirpik oyunlarından sonra Cem’in boş kalan kadehine varır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şol dem ki gamın bağrımı hûn itdi sitemden
Gözüm yaşı oluben akdı o demden
Halk itdi dehânında
vücûde getiren
Çengel çiçeği kıldı kazâ sünbül-i bağı
Uğurladı bu bûyı diye kâkül-i hamden
Nâmemde değil anı yazarken
Kan tamdı varak üstüne
Konulmaz idi meclis-i âlemde nigûnser
Câmı feleğin Emrî tehî kalmasa Cem’den
1Gamın zulümle bağrımı kana çevirdiği anda,
2gözyaşım kanlı su olup o zamandan beri aktı.
3Yaratıcı, onun ağzında can bağışlayan dudağı yarattı;
4İsa’yı da yokluğun gizliliğinden varlığa getiren odur.
5Kader, bağın sümbülünü çengel çiçeğine çevirdi;
6“Bu kokuyu kıvrımlı kâkülden çaldı” diye onu yakaladı.
7Mektubumdaki kırmızı nokta mürekkep değildir; onu yazarken
8kalemin kirpiğinden kâğıdın üstüne kan damladı.
9Dünya meclisinde feleğin kadehi baş aşağı konmazdı,
10ey Emrî, Cem’den boş kalmasaydı.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emrî (Edirneli) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiirde kırmızılık ilk beyitte bağır ve gözyaşı kanı, dördüncü beyitteyse mektuba düşen kanlı nokta olarak geri gelir. Sevgilinin dudağı yokluktan hayat çıkaran nefesle yüceltilirken sümbül, kıvrık saçın kokusunu çalan bir suçlu gibi kişileştirilir. Son beyitte baş aşağı duran gök kadehi, Cem’in yokluğu yüzünden dünya meclisinin eksilmiş neşesini gösterir.