DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Sevgili yine konuşmaz oldu; söyleyin de konuşsun
Şiir · 17. yüzyıl

Sevgili yine konuşmaz oldu; söyleyin de konuşsun

Âşık, kendisine küsen sevgilinin yeniden konuşması için dostları aracı kılar. Neden kaçındığını anlayamaz; bir sözün aşk hastasına şifa olacağını söyler. Ayrılık zehrine vefa merhemi isteyen Ömer, dostlar yetmezse rakibe bile yalvarılmasını kabul eder ve sevgiliden hiç değilse bir kez teselli bekler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Söylemez oldu yine dildâre söylen söylesün

    Ol beni şîrin şeker söylen söylesün

    1Sevgili yine konuşmaz oldu; söyleyin de konuşsun.

    2O tatlı, şeker sözlü güzele söyleyin de konuşsun.

    Suskun sevgiliye doğrudan ulaşılamadığı için söz dostlara emanet edilir. Şeker konuşmanın yokluğu, sessizliği basit iletişim kesintisinden âşığı besinsiz bırakan ağır bir mahrumiyete çevirir.

  2. 2

    Tek dururken yine nettin neyledin sultânıma

    Nemden incinmiş aceb ol yâre söylen söylesün

    1Sessizce dururken sultanıma ne yaptın, nasıl davrandın?

    2Acaba bende neye incinmiş; o sevgiliye sorun da söylesin.

    Şair kendi suçunu bilmediğinden aracıya ‘ne yaptın’ diye sordurur. Sebebi açıklanmayan küslük, âşığın hem kendisini sorgulamasına hem sevgiliden açık bir cevap istemesine yol açar.

  3. 3

    Bakmaz oldu yüzüme ol dilber-i âlîcenâb

    Ne sebebden eyledi ben bendesinden

    1O yüce gönüllü güzel artık yüzüme bakmıyor.

    2Kulundan neden kaçındığını anlayamıyorum.

    Yüce gönüllü diye anılan sevgilinin yüzüne bakmaması ve kendi kulundan kaçınması övgüyle davranış arasındaki çelişkiyi açar. Şair suskunluğun nedenini doğrudan sorgular.

  4. 4

    Haste-i aşk olana her bir sözü cevâb

    Ben helâk oldum aman bir pâre söylen söylesün

    1Aşk hastasına onun her sözü şifa veren cevaptır.

    2Ben yok oldum; ne olur, azıcık konuşmasını sağlayın.

    Aşk hastasına sevgilinin her sözü şifa veren cevaptır. Şair kendisini helâk olmuş sayıp yalnız küçük bir konuşma ister; büyük kavuşma yerine sesin iyileştirici payına razıdır.

  5. 5

    Çeşmi hâtırdan ırak ettiyse vuslat demlerin

    Yâ nedendir doldurup sunmak bu firkat

    1Gözü kavuşma zamanlarını gönülden uzaklaştırdıysa,

    2Bu ayrılık zehirlerini doldurup sunmasının sebebi nedir?

    Sevgilinin gözü kavuşma zamanlarını hatırdan uzaklaştırmış, ayrılık zehrini dolu dolu sunmuştur. Soru, geçmiş yakınlığın niçin unutulup yerine sürekli acı konduğunu sorgular.

  6. 6

    Zahm-i tîğ-ı çevrine sarsın vefâ merhemlerin

    derdine bir çâre söylen söylesün

    1Vefa merhemlerini eziyet kılıcının yarasına sarsın.

    2Ya da içimdeki derde bir çare söyleyin de konuşsun.

    Eziyet kılıcının açtığı yaranın vefa merhemleriyle sarılması istenir. İç derdin çaresi yine sevgilinin söyleyeceği söze bağlanır; yaralayan kişi aynı zamanda tek hekimdir.

  7. 7

    Acıyın dostlar meded bu ben gedânın âhına

    Cürmünü eylen dilek yüzler sürün dergâhına

    1Dostlar, bu yoksulun ahına acıyıp yardım edin.

    2Suçunu dile getirin, dergâhına yüz sürüp ricada bulunun.

    Şair dostlarından bu yoksul âşığın ahına acımalarını ister. Onlardan suçunu dile getirip sevgilinin dergâhına yüz sürmelerini beklemesi, aracıları bir af heyetine dönüştürür.

  8. 8

    sözünüz geçmezse hublar şâhına

    Minnet edin yalvarın ağyâre söylen söylesün

    1Sözünüz güzeller şahına rahatça geçmezse,

    2Rakibe minnet edip yalvarın; ona söyleyin de konuşsun.

    Dostların sözü güzeller şahına zahmetsizce geçmezse rakibe yalvarmaları istenir. Şairin kıskandığı kişiden yardım beklemesi, suskunluğu kırma arzusunun gururu aştığını gösterir.

  9. 9

    Kâ’be-i Hak yoluna kıldım fedâ cân ü seri

    ol efendim pâdişâhım ben anın bir kemteri

    1Canımı ve başımı Tanrı’nın Kâbe yolu uğruna feda ettim.

    2O benim efendim ve padişahımdır; ben onun küçük bir kuluyum.

    Canını ve başını Hak Kâbe’sinin yoluna feda ettiğini söyleyen âşık, sevgiliyi efendi ve padişah sayar. Kendisini onun en küçük kulu diye konumlayarak talebini teslimiyet diliyle sunar.

  10. 10

    Hâtırım kılsun tesellî bâri bir kez ol perî

    Küsmesün Âşık Ömer nâçâre söylen söylesün

    1O peri hiç değilse bir kez gönlümü teselli etsin.

    2Çaresiz Âşık Ömer’e küsmesin; söyleyin de konuşsun.

    Şair perinin hiç değilse bir kez gönlünü teselli etmesini ister. Âşık Ömer’in küsmemesi için çaresiz kula bir söz söylenmesi dileği, şiiri küçük ama doğrudan bir barış talebiyle kapatır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 20. dize “Küsmesün Âşık Ömer nâçâre söylen söylesün”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 520 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDillerde Varna’nın yüce şanı söylenir
Söylenür dillerde nâm-ı âlişânı Varna’nın
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

güftâre

Söze, konuşmaya.

ictinâb

Kaçınma, uzak durma.

şâfî

Şifa veren.

semlerin

Zehirlerin.

derûnum

İçim, gönlüm.

Bî tekellüf

Çekinmeden, rahatça.