Söyleñ Cânım Âşıklara Cânân Gerek Gerçeklere
Gerçeklere gerek redifi, cânân ve kurban isteğini mürşidin açtığı sırlar, kişinin kendini bilmesi, devran ve gönlün arınmasıyla sınar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Söyleñ cânım âşıklara gerek gerçeklere
Cân u baş ten terkin koyup kurbân gerek gerçeklere
1Söyleyin canım âşıklara: gerçeklere sevgili gerekir;
2canı, başı ve bedeni terk edip gerçeklere kurban gerekir.
- 2
Üstâd-ı dîn mürşid olup her sırları ‘ayân gerek
‘İlm-i hakîkat kânına fermân gerek gerçeklere
1Din üstadı mürşit olup bütün sırlar görünür olmalı;
2hakikat ilmi madenine gerçekler için ferman gerekir.
İkinci beyit sırrın gizli kalmasını değil ayan olmasını ister; şart, bunu açacak bir üstadın bulunmasıdır. Hakikat ilmi bir kân, yani maden gibi düşünülür: kazılacak yer bellidir, eksik olan kazma iznini veren fermandır.
- 3
Senden seni bilmek dile sensin saña senden yakın
Görseñ bile zünnâresin îmân gerek gerçeklere
1Kendinden kendini bilmeyi dile; sen sana kendinden yakınsın;
2onun zünnarını görsen bile gerçeklere iman gerekir.
Üçüncü beyit ‘sen’ zamirini üst üste çevirerek bilgiyi kişinin kendi içine kilitler: en yakın kaynak yine kendisidir. İkinci dize dış işarete karşı uyarır; zünnar görülse bile hüküm görünüşe göre değil imana göre verilir.
- 4
Şâhân elin virsün haber alsun kamu etvârını
Merdâneler devrân ider seyrân gerek gerçeklere
1Şahların eli haber versin, bütün hâllerini öğrensin;
2yiğitler devran eder; gerçeklere seyir gerekir.
Dördüncü beyitte haber elle taşınır: şahların eli verilir, karşılığında bütün tavırlar öğrenilir. Devran eden merdâneler bu bilgiyi durarak değil dönerek edinir; seyir, izlemek kadar hareketin içinde bulunmak demektir.
- 5
Şâm u seher dost bâgına tûtîsi dil bülbülleri
Şol açılan güller gibi gerek gerçeklere
1Sabah akşam dost bahçesine gönlün papağanı ve bülbülleri varır;
2açılan güller gibi gerçeklere güler yüz gerekir.
Beşinci beyit günün iki ucunu — akşam ile seher — aynı bahçeye bağlar. Gönül burada tûtî, kuşlar bülbüldür; istenen şey ses değil yüz ifadesidir: açılan gül gibi gülümsemek, içteki hâlin dışa çıkmış biçimi sayılır.
- 6
Pîriñ izinden yol gider öz şehrine içden içe
Kalbiñ Hulûs pâk eyleyüp gerek gerçeklere
1Pirin izinden yol, içten içe öz şehrine gider;
2gönlünü arıt, Hulûs; gerçeklere bir konuk gerekir.
Makta yolu bir şehre çıkarır ama şehir kişinin kendi özüdür; ‘içden içe’ ifadesi mesafeyi derinliğe çevirir. Kalbi arıtmak da ev temizliği gibi düşünülmüştür: konuk ancak önceden hazırlanmış bir yere gelir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n511-pdf498-499-printed485-486. Baş neşrinde no. 511, basılı s. 485–486/PDF 498–499; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır pinned görselde sabittir. Ana altı beyitlik gövde korunur. E nüshasındaki 1,2,3,4,2,3,4,5,6 dizilimi, üstü çizilen tekrarlar ve editörün ilk üçüncü beyti metne alma kararı kaynak notunda açıklanır. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Tarîk-i müstakîme var gören sultânı bildirsinÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla bir haber gönderir: âşıklara söylenecek şey, gerçeklerin cânân istediğidir. İkinci dize bedeli hemen listeler — can, baş, ten. Sevgili istemek ile kurban olmak aynı cümlede eşitlenince talep bir teslim şartına döner.