Tarîk-i Müstakîme Var Gören Sultânı Bildirsin
Bildirsin redifiyle doğru yol, kâmil mürşid, gönül evindeki vicdan ve hakikat hazinesi arasında bir tanıma ve haber verme zinciri kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Tarîk-i müstakîme var gören sultânı bildirsin
Saña nefsiñ ile Rabbiñ güzel Rahmânı bildirsin
1Doğru yola varan, gördüğü sultanı bildirsin;
2nefsinle Rabbin sana güzel Rahmân'ı bildirsin.
- 2
Ara bir mürşid-i kâmil ‘aref sırrın bilince tâ
Tecellî nûr-ı zâtında şehenşâhânı bildirsin
1Kendini bilme sırrını öğreninceye kadar kâmil bir mürşid ara;
2Zât nurunun tecellisinde hükümdarların hükümdarını tanıtsın.
Aramanın bir süresi vardır: “bilince tâ” sözü, mürşid arayışını kendini bilme sırrı çözülene kadar sürecek bir iş yapar. İkinci dize buluşun nerede gerçekleşeceğini söyler; tanıtan şey kişinin kendisi değil, zât nurunun tecellisidir. Mürşid böylece hedef değil, o tecellinin görüleceği yerdir.
- 3
Özüñ teslîm idüp yâre bu ‘ışka kul ola gör gel
Göñül beytinde vicdânı bu bâğ bostânı bildirsin
1Kendini sevgiliye teslim edip bu aşka kul olmaya gel;
2gönül evindeki vicdan bu bahçeyi, bu bostanı bildirsin.
Beyit iki çağrıyı üst üste yığar: “ola gör” ve “gel”. Teslimiyet burada bir kayıp değil, kulluk biçiminde bir yerleşmedir. İkinci dize mekânı içeri alır; gönül bir “beyt”, yani ev olur ve o evde oturan vicdan, dışarıdaki bahçeyi tanıtacak olandır.
- 4
Fenânıñ zulm-i hicrinde kalan bilmez
Derûnuñ gıll ü gışşından la‘în şeytânı bildirsin
1Hakk dışındakilerin ehli, yokluğun ayrılık zulmünde kalanı bilmez;
2içinin kin ve hilesi lanetli şeytanı bildirsin.
Bu beyit tanımanın sınırını çizer: Hakk dışındakilere bağlananlar, yokluğun ayrılık zulmünde kalanı göremez. İkinci dize aynı bilme işini tersine çevirir; içteki “gıll ü gışş”, yani kin ile hile, şeytanı görünür kılan işarettir. Kötülük dışarıda aranmaz, iç durumdan okunur.
- 5
Murâd ol Hakkı bilmekden hakîkat kenzini bulmak
Halîm-i kalb selîminde dil-i cânânı bildirsin
1Hakk'ı bilmekten amaç hakikat hazinesini bulmaktır;
2Yumuşak kişi, selim kalbinde sevgilinin gönlünü bildirsin.
Beyit amacı açıkça adlandırır: Hakk'ı bilmenin sonucu bir hazine bulmaktır. “Kenz” sözü bilgiyi biriktirilmiş ve gizlenmiş bir değer sayar. İkinci dize bulma yerini yumuşak huylu kişinin selim kalbine taşır; hazine kazılarak değil, kalp düzeltilerek açılır.
- 6
Hulûsî şeyh nazar kılma kusûrum ‘afv ider
Münezzeh bî-mekân bâkî gelen fermânı bildirsin
1Ey Şeyh Hulûsî, kusuruma bakma; Yezdân beni bağışlar;
2münezzeh, mekânsız ve kalıcı olandan gelen fermanı bildirsin.
Makta önce bir ricadır: şair kendi kusuruna bakılmamasını ister ve bağışlamayı Yezdân'a bırakır. İkinci dize hükmü veren mercii üç sıfatla tarif eder; münezzeh, mekânsız ve kalıcı. Gazel boyunca insanlardan istenen “bildirsin”, sonunda bu mercinin fermanına devredilmiş olur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf446-printed433-n421. Baş neşrinde no. 421, basılı s. 433/PDF 446; 12 dize, basılı ölçü adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır kaynak görüntüsünde doğrulanır. saña/seni, bâğ/bâğ u ve şeyh/dir varyantları gövde dışıdır; ana Tarîk-i müstakîme okuması görselden korunur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Varlıġıñ mahv eyleyüp cândan fedâ itseñ nolaÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla bilgiyi görene değil bildirene bağlar: doğru yola varan kişiden istenen şey gördüğünü saklamak değil haber vermektir. İkinci dize haber kaynağını ikiye çıkarır; hem nefis hem Rab öğreticidir. Nefsin de tanıtıcı sayılması, sınavın kendisinin öğretici kabul edildiğini gösterir.