Subh olup ref’oldu yârın dîdesinden çünki hâb
Sabah sevgilinin gözünden uykuyu kaldırır; yüzü güneş gibi doğar ve hamama gidiş ayrıntılı bir hareket dizisine dönüşür. At, kuşak, peştamal, nalın, tellak, sabun, tas ve havuz gibi somut nesneler güzellik övgüsünü mekâna yerleştirir. Yıkanan sevgilinin ışığı hamamı ve göğü doldurur; giyinip aynaya baktıktan sonra atına biner. Otuz beşinci, tek başına kalan son dize dostlara elveda çağrısıyla kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Subh olup ref’oldu yârın dîdesinden çünki hâb
hâbından tulû’ etti cemâl-i âftâb
1Sabah oldu; sevgilinin gözünden uyku kalktı.
2Uyku giysisinden güneş gibi yüzü doğdu.
- 2
Sakınup günden o şûhu haymesin kurdu şehâb
Taşra çıktı azm-i hammâm eyledi âlîcenâb
1Şehap, o güzeli güneşten sakınmak için çadırını kurdu.
2Yüce kişi dışarı çıkıp hamama yöneldi.
Şehabın güzeli güneşten korumak için çadır kurması, özne ile nesneyi ayrı tutan bir gök tasviridir. İkinci dizede sevgilinin dışarı çıkıp hamama yönelmesi anlatıyı doğrudan harekete geçirir.
- 3
Çektiler oldem semendin bastı zerrîni
Ehl-i şevka erdi cânâ mâh-i tal’attan şafak
1Atını getirdiler; altın üzengiye bastı.
2Ay yüzünden yükselen şafak, coşkulu âşıkların canına ulaştı.
Atın getirilmesi ve altın üzengiye basılması yolculuğu saraylı bir ihtişamla başlatır. Ay yüzünden yükselen şafağın âşıkların canına ulaşması, biniş sahnesini ışığa dönüştürür.
- 4
Ol melek sîmâ erince bastı hammâma ayak
Nâzile seccâde üzre geçti çözdü çün kuşak
1O melek yüzlü hamama varıp içeri adım attı.
2Nazla seccadenin üzerine geçti ve kuşağını çözdü.
Melek yüzlü sevgilinin hamama ayak basması eşiği belirler. Seccade üstüne nazla geçip kuşağı çözmesi, dışarıdaki törensel yürüyüşten iç mekândaki hazırlanışa geçişi iki hareketle verir.
- 5
Mushaf-ı hüsnünde cânânın açıldı çün varak
Okudum Allahu ekber ma’ni-i Ümmülkitâb
1Sevgilinin güzellik kitabında bir sayfa açıldı.
2Bu güzellikte Fatiha’nın anlamını görüp ‘Allahu ekber’ dedim.
Güzellik bir mushaf sayfası gibi açılır; konuşan bu sayfada Fatiha’nın anlamını görüp tekbir getirir. Kitap ve ibadet sözlüğü, bedensel görünüşü kutsal okumaya dönüştüren güçlü bir mübalağa kurar.
- 6
Câmesin bir bir çıkardı âşikâr oldu beden
Bârekâllâh der kıyâmın seyreden ehl-i suhan
1Giysilerini birer birer çıkardı, bedeni göründü.
2Duruşunu gören söz ehli ‘Allah bereket versin’ dedi.
Giysilerin birer birer çıkarılması bedeni aşamalı olarak görünür kılar. Duruşu gören söz ehlinin “Bârekâllâh” demesi, seyri doğrudan takdir bildiren bir topluluk sesine bağlar.
- 7
İbrişim tutundu ref’ kıldı
Öptü na’lin pâyini reşk eyledi çerh-i kühen
1İpek peştamal bağladı, gömleğini çıkardı.
2Eski felek onun nalınlı ayağını kıskandı.
İpek peştamal bağlanıp gömlek çıkarılırken giyinme ve soyunma aynı anda ilerler. Eski feleğin nalınlı ayağı kıskanması, en büyük kozmik gücü gündelik bir hamam eşyasının altına indirir.
- 8
Düştü önüne ol mehveşin feth etti bâb
İbtidâ hattın tırâş ettirdi ol âşık şinâs
1Tellak ay yüzlü sevgilinin önüne düştü ve kapıyı açtı.
2Önce yüzündeki tüyleri tıraş ettirdi o âşık tanıyan güzel.
Tellak ay yüzlü sevgilinin önüne düşerek kapıyı açar; hareketin faili tellaktır. Yüz tüylerinin tıraşıyla başlayan işlem, sevgilinin “âşık tanıyan” niteliğini bakım sahnesine ekler.
- 9
Hûridir cennet misâli etmesün gayri kıyâs
Yüz sürüp sabunu pây-i yâre kıldı iltimâs
1Cennet gibi bir huridir; kimse onu başkasıyla karşılaştırmasın.
2Sabun, sevgilinin ayağına yüz sürüp ricada bulundu.
Sevgili cennet hurisiyle karşılaştırılırken başkasına kıyaslanmaması istenir. Sabunun ayağa yüz sürüp ricada bulunması, cansız hamam nesnesini hizmet eden ve yalvaran bir kişiye dönüştürür.
- 10
Lüle-i zerrin açıldı destini bûs etti tâs
Aktı mâ havz içre doldu şevk ile yüz bin habâb
1Altın musluk açıldı; tas onun elini öptü.
2Su havuza aktı; coşkuyla yüz bin kabarcık oluştu.
Altın musluk açılır, tas sevgilinin elini öper ve su havuza akar. Yüz bin kabarcığın coşkuyla dolması, hamamdaki sıradan su hareketini toplu bir hayranlık gösterisi hâline getirir.
- 11
Halvet-i hâsı münevver eyledi ol sîmber
Pâyine indi yere ta’zîm içün gökten kamer
1O gümüş tenli, özel bölmesini aydınlattı.
2Ay, saygı göstermek için gökten onun ayağına indi.
Gümüş tenli sevgili özel bölmeyi kendi ışığıyla aydınlatır. Ayın gökten ayağına inip saygı göstermesi, gök cismini hem ışık bakımından hem konum bakımından onun altında bırakır.
- 12
Tâk-ı erbûsun görüp vardı rükû’a her kemer
Ûd ü anber yaktı hammâm içre âhından şerer
1Kaşının kemerini gören bütün kemerler rükûya vardı.
2Onun ahından çıkan kıvılcım, hamamda ödü ve amberi yaktı.
Kaşın kemeri karşısında bütün kemerlerin rükûya varması biçim benzerliğini ibadet hareketine çevirir. Ah kıvılcımının öd ve amberi yakmasıysa kokunun kaynağını sevgiliden doğan ateşe bağlar.
- 13
Câmeler hayrân olup üstüne saçtılar
Sakf-ı hammâmı o memlû eyledi envâr ile
1Giysiler hayran olup üzerine gül suyu saçtı.
2Hamamın tavanını ışıklarla doldurdu.
Giysiler hayranlıkla gül suyu saçan canlılara dönüşür. Ardından sevgilinin ışıkları hamam tavanını doldurur; koku ve aydınlık, mekânı kuşatan iki ayrı övgü katmanı oluşturur.
- 14
Hayrete saldı gören üftâdeyi ruhsâr ile
Yundu arındı alup abdesti yüz bin âr ile
1Yanağıyla onu gören düşkün âşığı hayrete saldı.
2Yıkandı, arındı ve büyük bir utanmayla abdest aldı.
Yanak, seyreden düşkün âşığı hayrete düşürür; bakışın sonucu doğrudan izleyicide görülür. Yıkanma, arınma ve abdest sırası beden temizliğini dinî hazırlıkla birleştirir.
- 15
Buyurup çıkmak libâsın şîve-i reftâr ile
Taşra azm etti felekte doğdu gûyâ âfitâb
1Nazlı yürüyüşüyle çıkış giysisini istedi.
2Dışarı yöneldi; sanki gökte güneş doğdu.
Çıkış giysisini istemek, hamam sahnesinin sona yaklaştığını haber verir. Sevgilinin dışarı yönelmesi gökte güneşin doğuşuna benzetilerek ilk birimdeki sabah imgesini dairesel biçimde geri getirir.
- 16
Eğnine müşgî kabâlar giydi ol kaddi çınâr
Destine alup ruhsârını seyr etti yâr
1Çınar boylu sevgili sırtına misk renkli kaftanlar giydi.
2Eline ayna alıp yüzünü seyretti.
Çınar boylu sevgilinin misk renkli kaftanları bedende koku, renk ve boyu birleştirir. Aynaya bakma hareketi, uzun dış gözlem dizisinin sonunda sevgiliyi kendi yüzünün seyircisi yapar.
- 17
Ey Ömer can nakdini verdim yolunda sadhezâr
Nâz ü istiğnâlar ile esbine oldu süvâr
1Ey Ömer, yolunda can sermayemi yüz bin kez verdim.
2Naz ve ilgisizlikle atına bindi.
Ömer can sermayesini sevgilinin yolunda sayısız kez verdiğini söyleyerek sahneye kendi bedelini ekler. Sevgilinin naz ve ilgisizlikle ata binmesi, bu fedakârlığa cevap vermeyen uzak tavrı sürdürür.
- 18
Elvedâ’ dedi kamu ahbâba ol devletmeâb
1O yüce kişi bütün dostlara elveda dedi.
Tek dizeden oluşan final, yüce kişinin bütün dostlara elveda demesiyle hareket zincirini kapatır. Yapay bir eş dize eklenmemesi, hamamdan çıkışın ardından gelen bu kısa vedanın keskinliğini korur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.597 gövdesinde “Ey Ömer can nakdini verdim yolunda sadhezâr” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n597-C562C32DD221. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.597, PDF 459–460; 18 birim/35 dize; son birim tek dizedir ve basılı final satırı korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sübhan bizi uyarıserÂşık Ömer · Şiir→
Sabahın gelişi sevgilinin gözünden uykuyu kaldırır; ardından yüz, uyku giysisinden doğan güneş gibi belirir. Uyanma hareketi böylece gündelik zamandan kozmik bir doğuşa yükseltilir.