Subhdem nerkisler üzre jâle olmuştu iyân
Bahar gazeli, nergis üzerindeki çiyin güneşte kayboluşunu, goncanın açmasını, dikenin hançerini ve bülbülün feryadını canlı bir gül bahçesi sahnesinde birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
nerkisler üzre olmuştu iyân
Mihr-i pür-tâbı görüp gözden nihân oldı hemân
Sahn-ı gülşende açılsa gonca-i ra'nâ nola
Nevbahâr erdi oldı vezân
Hançer-i sertîz-i hârı şâh-ı gül almış ele
Bülbül-i bîçâre feryâd eyleyüp der el'amân
Âsitânından cüdâ feryâd edersem vechi var
gülşende niçin eyler figân
Sebzezârın cûybârı oldı yine
Ey Edîbî bâğa gel bulmak dilersen tâze cân
1Sabah vakti nergislerin üstündeki çiy görünmüştü;
2parlak güneşi görünce hemen gözden kayboldu.
3Gül bahçesinde güzel gonca açılsa şaşılır mı?
4İlkbahar geldi, gönül açan meltem esmeye başladı.
5Gül dalı, dikenin sivri hançerini eline almış;
6zavallı bülbül feryat edip “aman” diyor.
7Eşiğinden ayrı kalıp feryat edersem hakkım var;
8inleyen bülbül gül bahçesinde niçin ağlar?
9Yeşilliğin deresi yine ölümsüzlük suyu oldu;
10ey Edîbî, taze can bulmak istersen bahçeye gel.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Edîbî (Bursalı Ali, ö.1619) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Doğa görüntüleri duygusal bir karşılık taşır: çiy gözyaşını, diken hançeri ayrılığı, bülbül ise şairin feryadını çağrıştırır. Yedinci dizede şair kendi ayrılığını bülbülünkiyle yan yana koyar. Son beyit dereyi Hızır’ın suyuna benzeterek bahçeyi tazelenme ve yeni can bulma yerine dönüştürür.