Sûz-ı dildir mihr-i subh-ı intibâh-ı Nakş-bend
Kısa manzume, Nakşibendî yolunu gönül yanışıyla başlayan bir uyanış ve gösterişten arınmış bir fakr u fenâ yolu olarak över. Bahâeddin Nakşibend, müridi dünya ve ahiret saadetine yükselten rehberdir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sûz-ı dildir mihr-i subh-ı -ı Nakş-bend
Matla-ı nûr-ı hüdâdır -ı Nakş-bend
Terk-i ârâyiş-i tarîk ile ererler menzile
Kûçe-i u fenâdır şâh-râh-ı Nakş-bend
Devlet-i ile eyler fakîri ser-bülend
Hazret-i Hâce Bahâeddîn-i Şâh-ı Nakş-bend
1Nakşibendî uyanış sabahının güneşi gönül yanışıdır.
2Nakşibend dergâhı doğru yol nurunun doğduğu yerdir.
3Yolun süslerini terk ederek menzile erişirler;
4Nakşibend'in ana yolu yoksulluk ve benlikten geçiş sokağıdır.
5İki dünyanın saadetiyle fakiri yüceltir,
6Hazret-i Hâce Bahâeddin Şâh-ı Nakşibend.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiirde dış süsün terk edilmesi ile iç aydınlanma karşı karşıya konur. Şah-râh ve menzil kelimeleri tasavvufî ilerlemeyi bir yolculuk gibi kurarken, fakirin ser-bülend oluşu dünyevî rütbeden farklı bir yüceliği anlatır.