DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Teslim Abdal/Tâ Ezelden Yârin Yüzüne Bakıp
Nefes · 17. yüzyıl

Tâ Ezelden Yârin Yüzüne Bakıp

Nefes, ‘ağlar mı?’ sorusunu yedi dörtlükte yineleyerek mürşide bağlanma, On İki İmamları anma, cem ve dört kapı öğretisini birliğe erişme sınaması olarak kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Tâ ezelden yârin yüzüne bakıp

    gören ağlar mı

    Yetişip bir eteğin tutup

    Özünden benliği ağlar mı

    1Ta ezelden sevgilinin yüzüne bakıp

    2güzelliği ve yüzü gören ağlar mı?

    3Bir mürşide erişip eteğini tutan,

    4özünden benliği ayıran kişi ağlar mı?

    Ezelden sevgilinin yüzüne bakmak ile bir mürşidin eteğini tutmak aynı dörtlükte buluşur. Her iki hareket de benlikten ayrılmaya ve yüzü görmeye bağlanır; ‘ağlar mı?’ sorusu gözyaşını yasaklamaz, manevi görüşe eren kişinin önceki ayrılık hâlinin sürüp sürmeyeceğini sınar.

  2. 2

    Ali'ye Muhammed geldi bürhana

    Hatice Fatıma o ehli câna

    Birleyip özünü ulu meydana

    Anlayıp zâtını bilen ağlar mı

    1Muhammed, Ali'ye bürhan olarak geldi;

    2Hatice ile Fatıma o can ehline [geldi].

    3Özünü birleyip ulu meydana çıkan,

    4kendi özünü anlayıp bilen ağlar mı?

    Muhammed, Ali, Hatice ve Fatıma adlarıyla kurulan ilk iki dize eksiltili ve anlam bakımından kapalıdır; ‘geldi’ yüklemini tanıksız kesin ilişkilere dağıtmak yerine modern karşılık da bu açıklığı sınırlar. Son iki dize özü birleme ile kendini bilmeyi aynı ulu meydanda birleştirir.

  3. 3

    Sahipzaman yakın yola gelirse

    Hasan’la Hüseynin ahın alırsa

    Erenler deminden her ne gelirse

    Ere erip Hak’kı gören ağlar mı

    1Zamanın sahibi yakın yola gelirse,

    2Hasan ile Hüseyin'in ahını alırsa,

    3erenlerin deminden her ne gelirse gelsin,

    4ere erişip Hakk'ı gören ağlar mı?

    Sahib-i zaman, Hasan ile Hüseyin'in ahı ve erenler demi bir yakınlaşma dizisi kurar. ‘Her ne gelirse’ sözü yolun yalnız rahatlık değil sınanma da taşıdığını sezdirir; buna rağmen son soru, bir ere erişip Hakk'ı görmenin ağlamayı dönüştürüp dönüştürmediğine yönelir.

  4. 4

    Zeynel’âbidin’in yüzünü görüp

    Muhammed Bâkır’ın sırrına erip

    Câ’feri Sadık’ın dârına durup

    Burada ikrarın veren ağlar mı

    1Zeynelâbidin'in yüzünü görüp,

    2Muhammed Bâkır'ın sırrına erip,

    3Cafer-i Sâdık'ın meydanında dara durup,

    4burada ikrarını veren ağlar mı?

    Zeynelâbidin, Muhammed Bâkır ve Cafer-i Sâdık art arda anılırken fiiller görmek, sırra ermek ve dâra durmaktır. Bu sıralama adları kuru bir soy çizelgesi olmaktan çıkarıp cem meydanındaki ikrar hareketine bağlar; dörtlük sonunda verilen söz belirleyici eşik olur.

  5. 5

    Mûsâ-yi Kâzım’ın Tûruna uçup

    İmamı Rızâ’nın yurduna göçüp

    Küfür köprüsünü ileri geçüp

    İman deryasına dalan ağlar mı

    1Musa Kâzım'ın Tur'una uçup,

    2İmam Rıza'nın yurduna göçüp,

    3inkâr köprüsünü aşıp ilerleyen,

    4iman denizine dalan ağlar mı?

    Musa Kâzım'ın Tur'una uçmak, İmam Rıza'nın yurduna göçmek ve küfür köprüsünü aşmak yükselme, yer değiştirme ve geçiş fiilleriyle anlatılır. Son dizedeki iman denizine dalış, önceki karasal yol imgelerini suya çevirerek manevi yönelişi bütünü kuşatan bir deneyim yapar.

  6. 6

    Takî, Nakî’yi, Askerî’yi bilen

    Hak Muhammed ile Mehdi’dir gelen

    Her daim cem’inde olan

    Mahabbet tadını duyan ağlar mı

    1Takî, Nakî ve Askerî'yi bilen,

    2Hak Muhammed ile Mehdi'dir gelen;

    3her zaman Kırklar'ın ceminde bulunan,

    4muhabbetin tadını duyan ağlar mı?

    Takî, Nakî ve Askerî adlarından Mehdi'ye, oradan Kırklar cemine geçen dörtlük, On İki İmam dizisini topluluk tecrübesine bağlar. ‘Muhabbet tadı’ soyut bilgiyi bedensel bir duyuma çevirir; sorunun cevabı da bilmekten çok cem içinde bu tadı duymaya dayanır.

  7. 7

    Teslim Abdal daim yüksek uçar mı

    Erenlere teslim olan kaçar mı

    Dört kapudan kırk makamdan geçer mi

    Bir ölüp birliğe yeten ağlar mı

    1Teslim Abdal sürekli yüksekten uçar mı?

    2Erenlere teslim olan kaçar mı?

    3Dört kapıdan, kırk makamdan geçer mi?

    4Bir kez ölüp birliğe erişen ağlar mı?

    Son dörtlükte şair kendi mahlasıyla yüksek uçma ve kaçmama sorularını kendisine yöneltir. Dört kapı ile kırk makam, bir kez ölerek birliğe varma düşüncesinde tamamlanır; buradaki ölüm fiziksel bir talep diye değil, benlikten geçişe ilişkin tasavvufi ifade olarak okunur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Ana eser sayfasının 163172 numaralı sabit revizyonu ile Bektaşi Şairleri ve Nefesleri taramasının 342-343. sayfalarındaki 163168 ve 163171 numaralı sabit revizyonlar birlikte esas alındı. Sayfa tanıkları MediaWiki kalite düzeyi 3'tür. Numaralı bölüm sınırı, üstbilgideki Teslim Abdal atfı ve son dörtlükteki mahlas şiirin sınırını ve atfını doğrular; ıran dipnotu modern karşılıkta belirtildi, dizeler sessizce düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTürlü Kumaşlardan Yükünü Tutmuş
Türlü kumaşlardan yükünü tutmuş
Teslim Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Cemâli

Güzelliği.

didarı

Yüzü, görünüşü; tasavvufi bağlamda ilahî yüz.

mürşid

Manevi yol gösterici.

ıran

Uzakta tutan; basılı kaynak dipnotunda bu anlam verilmiştir.

bürhan

Kanıt, delil.

dâr

Cem meydanında sorgu ve teslimiyet makamı.

Tûr

Musa peygamberin vahiy aldığı kabul edilen dağ.

Kırkların

Alevi-Bektaşi anlatısındaki Kırklar topluluğunun.