Taalluk kalb-i ednâya esâs-ı câh-ı rif'attir
Şiir, yüksek makamın aşağı gönülle kurulan bağa dayandığını servi kökünün toprağa tutunmasıyla açıklar. Ardından dostluk, ibret ve aşk üzerine ilerler; ayak izi hasret gözüne, mecazî aşk da hakikat yolunu aydınlatan meşaleye dönüşür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
kalb-i ednâya esâs-ı câh-ı rif'attir
Ki penç-i serv-i bâlâ-teh nişîn-i hâk-i zillettir
Beyâz-ı gerden-i sîmîni ol hûrşîd-sîmânın
Şebistân-ı tahayyülde amûd-ı subh-ı hayrettir
Merâsim meclis-i üns-i sebük-rûhâna sıklettir
Miyân-ı şart-ı ülfet terk-i külfettir
Nigâh-endâz-ı vakt-i çeşm-i ibret kalmamış yoksa
Bakılsa her varak âyîne-i âsâr-ı kudrettir
Değil hatt püşt-i gerd-i sâgar-ı lalinle ey sâkî
Şarâb-ı köhne-i şûhu -i letâfettir
Kazâ hûn-âbe-rîz-i şûr eder ser-kişver-i hüsnün
Bu remz-i hançer-i Mirrîh ebrûlar işârettir
Değil nakş-ı kadem ol şeh-süvârın reh-güzârında
Türâb olmuş ümîd-i makdemiyle çeşm-i hasrettir
Kemân-veş -i gamda kalır kec-tıynetân beste
Onunçün tîr-i bürrân reh-i nûr u istikâmettir
Çerâ-gâh eylemişler âhuvân-ı dîde-i şûhu
O vahşî âfetin hatt-ı çemen-zârı letâfettir
Gönülde âteş-i aşk-ı mecâzî sâlikin
Eyâ sâlûs-ı nâdân meşal-i râh-ı hakîkattir
Figân baht-ı siyehten sûz-ı şemden rûşen olmuşuz
Cihânda cây-gâhım şem-dân-veş bezm-i zulmettir
Cemâl-i şâhid-i sihr-i helâle hâl-i anber-fâm
Sevâd-ı nokta-i icâz edâ-yı şiir-i Hikmettir
1Aşağı gönle bağlanmak, yüksek makamın temelidir;
2çünkü yüksek servinin kökü zillet toprağında oturur.
3O güneş yüzlünün gümüş boynunun beyazlığı,
4hayal geceliğinde hayret sabahının sütunudur.
5Törenler, hafif ruhluların dostluk meclisine yüktür;
6dostlar arasında yakınlığın şartı külfeti bırakmaktır.
7İbret gözünü vaktinde yönelten kimse kalmamış olmalı;
8yoksa her yaprak kudret eserlerini gösteren aynadır.
9Ey sâkî, o iz yakut kadehinin arkasındaki toz değildir;
10eski ve şuh şarabın sinek toplayan inceliğidir.
11Kader, güzellik ülkesinin başında kanlı bir kargaşa çıkarır;
12kaşlar Merih'in hançerini gösteren işarettir.
13O şah binicinin yolundaki iz, yalnız ayak nakşı değildir;
14hasret gözü onun geliş ümidiyle toprağa dönüşmüştür.
15Eğri yaradılışlılar yay gibi gam çilesinde bağlı kalır;
16bu yüzden keskin ok, doğruluk ve aydınlık yolundadır.
17Şuh gözün ceylanları otlak edinmiş,
18o vahşi güzelin ayva tüyünden oluşan çimenliğini.
19Yolcunun gönlündeki mecazî aşk ateşi,
20ey bilgisiz ikiyüzlü, hakikat yolunun meşalesidir.
21Kara bahttan inlerken mumun ateşiyle aydınlanmışız;
22dünyadaki yerim karanlık mecliste bir şamdan gibidir.
23Büyüleyici güzellik şahidinin amber renkli beni,
24Hikmet şiirinin mucize söyleyişindeki kara noktadır.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyitte bir itiraz değil, açık bir temel ilişkisi vardır: yüksek servi nasıl zillet toprağındaki köküyle ayakta durursa yüksek makam da aşağı gönülle kurulan bağa dayanır. Devamındaki dönüşümler bu iç-dış ve yükseklik-temel bağını genişletir.