İkrar şiirleri
50 şiir · 33 şair
İkrar bir duygu değil, bir sözleşmedir: cem meydanında verilen ve geri alınamayan söz. Şah İsmail Hatâyî'nin nefesi bir davetle açılır — “Elâ gözlü pirim geldi / Duyan gelsin işte meydan” — ve davetin bedeli bentten bende ağırlaşır: önce duyan, sonra bilen, sonra ölen, en sonunda Nesîmî gibi derisi yüzülen çağrılır.
Bu yüzden ikrar şiirlerinde teminat bedendir. Kul Nesîmî'de her dörtlük “meydanda meydanda” diye kapanır ve meydana konan şey her seferinde değişir: ser, can, dil. Pir Sultan Abdal aynı sözü darağacının altında tekrar eder: “Gönül verdim ikrar verdim Hayder'e / Geçmem beni etseler pâre pâre”. Söz, sözü verenin hayatta kalmasından önce gelir.
Ama ikrar yalnız ölüm anının değil, sıradan günün de işidir. Kul Himmet'te karşılığı feryat etmek değil hizmete durmaktır: “Bu sevdaya gönül veren / İşi gücü eyvallahtır”. Teslim Abdal'da ise verilmiş söz, dışarıdan gelen tehdidi anlamsız kılar: “Ben Hak'tan korkarım el bana neyler”.
Sözleşmenin bozulması da aynı şiirlerin konusu. Seyyid Nesîmî kendi çağını sayarken tekkenin bütün mevkilerini yerinden eder ve hükmünü verir: “Onlar ikrarından çözüldü gitti”. Bu sayfadaki şiirler ikrarın verilişini, sınanışını ve çözülüşünü bir arada gösteriyor.