Niyaz şiirleri
25 şiir · 16 şair
Niyaz istemektir, ama şiirde belirleyici olan kimden istendiğidir. Derviş Mehmed'in “Allâh medet yâ Muhammed yâ Ali” diye açılan nefesi on iki imamı Âdem'den beklenen Mehdî'ye kadar tek tek sayar ve her bendi aynı dilekle kapatır: dergâhtan mahrum bırakılmamak. Dua böylece bir soy zincirinin ezberine dönüşür.
İstemenin bir de yeri ve saati vardır. Aynı şairin “Her sabah her sabah hânın dağılır” diye başlayan nefesi bir türbe önünde söylenir; konuşan kendini garip ve dilenci diye tanıtır, eşikten ayrılmaz. Teslim Abdal'ın “Yönümü döndürdüm Sarı Sultan’a” dizesiyle açılan nefesinde ise niyazın hem yönü hem vakti bellidir: her dörtlük sabah vaktini işaret eden aynı sözle biter.
Yemînî'nin “Dediler zî kerâmet kânı Hayder” diye açılan şiiri yedi beyit boyunca övgü diliyle ilerler ve ancak son beyitte dileğe döner; Kul Mustafa ise muradını Hacı Bektaş Veli'nin adıyla ister. Övgü ile dilek arasındaki bu sıra, niyazın bir ricadan çok bir bağlılık beyanı olduğunu gösterir.
Sayfadaki tek divan gazeli farkı belirginleştiriyor. Recaizade Mahmut Ekrem'in “Ey âfet-i aşk ehl-i dile başka safâsın” diye başlayan gazelinde şiir boyunca muhatap aşkın kendisidir; niyaz ancak son beyitte, söz Tanrı'ya döndüğünde belirir. Tekke şiirinde niyaz şiirin tamamıyken, gazelde bir kapanış hamlesidir.