DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Teslim Abdal/Tu Yüzüne Lânet Şanına Yezid
Nefes · 17. yüzyıl

Tu Yüzüne Lânet Şanına Yezid

Üç dörtlük boyunca dönüp duran tek bir lânet cümlesi şiirin omurgasını kuruyor. Şair muhatabını önce ölüm yolculuğunda yakalıyor, sonra havlayan bir köpeğe benzetiyor, en sonunda da elinde silah olmadığını itiraf ederek lâneti tek silahı hâline getiriyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bu dünyadan o Dünyaya giderken

    yüzüne lânet şanına

    Hak evini yıkıp edersin

    yüzüne lânet şanına

    1Bu dünyadan öbür dünyaya giderken

    2tü yüzüne, lânet olsun adına Yezid

    3Tanrı'nın evini yıkıp viran edersin

    4tü yüzüne, lânet olsun adına Yezid

    Nakarat daha ilk dörtlükte iki kez geçiyor; şiir kendi tekrarını en baştan kurup okura ritmi öğretiyor. "Tu" bir kelime değil, tükürme sesinin harfe dökülmüş hâli — lâneti soyut bir dilekten bedensel bir tepkiye çeviriyor. "Hak evi" hem Kâbe hem gönüldür; Alevî-Bektaşî dilinde asıl yıkılan ikincisidir.

  2. 2

    Kara köpek gibi kuyruk

    Gelene geçene hav der ürürsün

    İl sana güler sen kime gülersin

    yüzüne lânet şanına

    1Kara köpek gibi kuyruk sallarsın

    2gelene geçene hav diye havlarsın

    3el âlem sana güler, sen kime gülüyorsun

    4tü yüzüne, lânet olsun adına Yezid

    Dörtlük muhatabı insanlıktan çıkarıp hayvana indiriyor ve bunu iki adımda yapıyor: önce kuyruk, sonra ses. "Hav" sesinin doğrudan dizeye alınması, şiirin başındaki "Tu" ile aynı işi görüyor — anlamı değil sesi taşıyor. Üçüncü dize ise alaycı bir tersine çevirme: gülen sanılan aslında gülünen kişidir.

  3. 3

    Teslim Abdal eder ihlâsın

    Gözümde okum yok vurup yıkayım

    Yetmiş iki milletin canına sokayım «?»

    yüzüne lânet şanına

    1Teslim Abdal ihlâsını dimdik ayakta tutar

    2gözümde okum yok ki vurup yıkayım

    3yetmiş iki milletin canına saplayayım «?»

    4tü yüzüne, lânet olsun adına Yezid

    Mahlas dörtlüğü şiirin silahını açık ediyor: elde ok yok, olan yalnız ihlâs ve lânettir. "Sokayım" bir önceki dizedeki okun devamıdır, yani saplamak demektir; "yetmiş iki millet" ise dünyadaki bütün topluluklar. Kaynağın bu satıra koyduğu «?» derleyicinin kendi okuyuşundan emin olmadığını söylüyor; dizenin on üç heceye şişmesi de kuşkuyu doğruluyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 163195 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa başındaki "— 15 —" antolojinin sıra numarasıdır, metne alınmadı; geriye üç dörtlük kalıyor. On birinci dize kaynakta «?» işaretiyle bitiyor: bu, derleyicinin okuyuşundan emin olmadığını gösteren bir kayıttır, dizenin içinde durduğu için silinmedi. Aynı dize on üç hecedir, şiirin geri kalanı on birlik. "o Dünyaya" ve "İl" kelimelerinin büyük harfle dizilişi de kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYönümü Döndürdüm Sarı Sultan’a
Yönümü döndürdüm Sarı Sultan’a
Teslim Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

tu

Tükürme sesi; tiksinti ve lânet bildiren ünlem

şan

Ad, ün, nam

Yezid

Kerbelâ'dan sorumlu tutulan Emevî halifesi; bu şiirde zulmün adı

Hak evi

Tanrı'nın evi: hem Kâbe hem gönül

harab

Yıkık, viran

urursun

Vurursun, sallarsın

ihlâs

Katıksız bağlılık, içtenlik

kaim

Ayakta duran, sürüp giden