Ulu Ârif Çelebi hakkında medhiyeyi muhtevi
Medhiye, Ulu Ârif Çelebi’yi bütün gözlerin beklediği eşsiz güzel, gizliyi bilen manevi hükümdar ve sözüyle âleme düzen veren kutup olarak sunar. Yüz sürme ve kulluk imgeleri, şairin son beyitte açıkça bildirdiği bağlılıkla birleşir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
gözler ki gözler anı gözler
Ana benzer güzel görmedi gözler
Ne kim diler ise kılur cihânda
Kılan heb kendü bizi neye bizler
Bizüm gizlü işimiz ana ma’lûm
Katında kamu rezler
Fedâ olsun ana cânlar gönüller
Ayağı toprağına kondı yüzler
Anun birliğine binler tanuktur
Ana getürdi yüzler nice yüzler
Sözile âlemi düzdü âdemden
Acebdür kılamaz şerhini sözler
kuldur ol pâdişâhun
Sever anı eyüler hem yavuzlar
Çelebi Ârif’e Eflâkî kuldur
Nasîb oltur cânı gaybı aruzlar
1Ne güzel gözlerdir ki onu bekler ve gözetir;
2gözler ona benzer bir güzel görmedi.
3O, dünyada ne dilerse yapar;
4her şeyi yapan kendisidir, biz neyiz ki?
5Bizim gizli işimiz ona bellidir;
6bütün sırlar onun katında açıktır.
7Canlar ve gönüller ona feda olsun;
8yüzler ayağının toprağına kondu.
9Onun birliğine binlerce kişi tanıktır;
10nice yüzler ona yönelip teslim oldu.
11Âdem'den beri âlemi sözle düzene koydu;
12şaşılası hâlidir, sözler onu açıklayamaz.
13İyiler de kötüler de o padişahın kuludur;
14herkes onu sever.
15Eflâkî, Çelebi Ârif'in kuludur;
16Bu ona nasip olur; canı görünmeyen âlemi arzular.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Eflâkî (Ahmed Eflâkî) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
İy ki hezâr âferîn bu nice sultân olurAhmed Eflâkî · manzume→
“Gözler” ve “yüzler” sözcüklerinin yinelenmesi hem görmeyi hem yönelmeyi öne çıkarır: insanlar Ârif Çelebi’yi bekler, ona bakar ve ayağının toprağına yüz sürer. Şair onun kudretini anlatmaya çalışırken sözün yetersizliğini de kabul eder; mahlas beyti ise Eflâkî’nin kulluk derecesindeki sadakatini doğrudan ilan eder.