Vahdet Meyinüñ Cür‘asın Nûş Eyleyen Âşıklaruñ
Fahrî, vahdet şarabıyla kendinden geçen âşıkların Hû feryadını ve tevhidini savunur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Vahdet meyinüñ cür‘asın nûş eyleyen ‘âşıklaruñ
esrikleri ayılmaz ol ‘âşıklaruñ
1Vahdet şarabının yudumunu içen âşıklar
2gece gündüz sarhoştur, ayılmazlar.
- 2
Hakkuñ cemâlin görmege feryâd iderler Hû deyü
Ey zâhidâ eyleme feryâdına ‘âşıklaruñ
1Hakk'ın güzelliğini görmek için Hû diyerek feryat ederler;
2ey zahit, âşıkların feryadına karışma.
Sarhoşluğun sesi burada tanımlanır: neşeli bir naara değil, cemâli görme isteğinden doğan feryâda. Beytin ikinci dizesi ilk kez şiirin dışına, zahide döner. Savunulan şey inancın kendisi değil, âşığın sesli ve gürültülü ibadet biçimidir; itiraz da tam bu biçime yöneltilmiştir.
- 3
Peygambere tâbi‘ olan tevhîd ideler rûz-ı şeb
Tevhîdine eyleme ey zâhidâ ‘âşıklaruñ
1Peygambere uyanlar gece gündüz tevhid eder;
2ey zahit, âşıkların tevhidine karışma.
Zahide seslenme yinelenir, ama bu kez gerekçe önden verilir: tevhid edenler peygambere uyan kimselerdir. Böylece savunma duygusal bir itiraz olmaktan çıkıp delile dayanır; karşı çıkanın önüne âşığın coşkusu değil, tartışılması güç olan sünnete uyma iddiası konur.
- 4
Cümlemizüñ maksûdına lutf eyleyüp fazlı ile
Nâ’il ide Kâdir Hudâ hürmetine ‘âşıklaruñ
1Lütuf ve fazlıyla hepimizi amacımıza
2Kâdir Allah âşıklar hürmetine eriştirsin.
Şiirin yönü burada değişir, savunmadan duaya geçilir. Redifteki ‘âşıklaruñ’ artık savunulan taraf değil, hürmetine dua edilen aracıdır. ‘Cümlemizüñ’ sözü de dua edeni âşıkların dışında bir savunucu olarak değil, doğrudan onların içinde konumlandırır.
- 5
Bu Fahrî-i nâ-çîzüñ itme hacîl Yâ Rabbenâ
Rûz-ı cezâ hürmetine ‘âşıklaruñ
1Ey Rabbimiz, bu değersiz Fahrî'yi
2âşıklar hürmetine hesap gününde topluluklar arasında utandırma.
Son beyitte dua tekilleşir ve korku somut bir sahneye yerleşir: ‘beyne’l-ümem’, yani ümmetler arasında mahcup düşmek. Utanç böylece vicdanda kalan bir duygu değil, kalabalık önünde yaşanan bir hâl olarak tasavvur edilir; âşıkların hürmeti bu sahnede kefil gibi öne sürülür.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf136-printed127-n80. 80 numaralı kayıt sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı ölçü aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Vâlih ü hayrân oldum ben Resûl-i EkremünMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Ölçü beyitte özellikle küçük tutulmuştur: içilen bir kadeh değil ‘cür‘a’, yani tek bir yudumdur. Buna karşılık sarhoşluk gece gündüz sürer ve hiç geçmez. Yudum ile bitmeyen esriklik arasındaki bu orantısızlık, vahdet şarabını sıradan şaraptan ayıran ilk işaret olur.