DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mehmed Fahrî-i Sünbülî/Vahdet Meyinüñ Cür‘asın Nûş Eyleyen Âşıklaruñ
Gazel · 18. yüzyıl

Vahdet Meyinüñ Cür‘asın Nûş Eyleyen Âşıklaruñ

Fahrî, vahdet şarabıyla kendinden geçen âşıkların Hû feryadını ve tevhidini savunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Vahdet meyinüñ cür‘asın nûş eyleyen ‘âşıklaruñ

    esrikleri ayılmaz ol ‘âşıklaruñ

    1Vahdet şarabının yudumunu içen âşıklar

    2gece gündüz sarhoştur, ayılmazlar.

    Ölçü beyitte özellikle küçük tutulmuştur: içilen bir kadeh değil ‘cür‘a’, yani tek bir yudumdur. Buna karşılık sarhoşluk gece gündüz sürer ve hiç geçmez. Yudum ile bitmeyen esriklik arasındaki bu orantısızlık, vahdet şarabını sıradan şaraptan ayıran ilk işaret olur.

  2. 2

    Hakkuñ cemâlin görmege feryâd iderler Hû deyü

    Ey zâhidâ eyleme feryâdına ‘âşıklaruñ

    1Hakk'ın güzelliğini görmek için Hû diyerek feryat ederler;

    2ey zahit, âşıkların feryadına karışma.

    Sarhoşluğun sesi burada tanımlanır: neşeli bir naara değil, cemâli görme isteğinden doğan feryâda. Beytin ikinci dizesi ilk kez şiirin dışına, zahide döner. Savunulan şey inancın kendisi değil, âşığın sesli ve gürültülü ibadet biçimidir; itiraz da tam bu biçime yöneltilmiştir.

  3. 3

    Peygambere tâbi‘ olan tevhîd ideler rûz-ı şeb

    Tevhîdine eyleme ey zâhidâ ‘âşıklaruñ

    1Peygambere uyanlar gece gündüz tevhid eder;

    2ey zahit, âşıkların tevhidine karışma.

    Zahide seslenme yinelenir, ama bu kez gerekçe önden verilir: tevhid edenler peygambere uyan kimselerdir. Böylece savunma duygusal bir itiraz olmaktan çıkıp delile dayanır; karşı çıkanın önüne âşığın coşkusu değil, tartışılması güç olan sünnete uyma iddiası konur.

  4. 4

    Cümlemizüñ maksûdına lutf eyleyüp fazlı ile

    Nâ’il ide Kâdir Hudâ hürmetine ‘âşıklaruñ

    1Lütuf ve fazlıyla hepimizi amacımıza

    2Kâdir Allah âşıklar hürmetine eriştirsin.

    Şiirin yönü burada değişir, savunmadan duaya geçilir. Redifteki ‘âşıklaruñ’ artık savunulan taraf değil, hürmetine dua edilen aracıdır. ‘Cümlemizüñ’ sözü de dua edeni âşıkların dışında bir savunucu olarak değil, doğrudan onların içinde konumlandırır.

  5. 5

    Bu Fahrî-i nâ-çîzüñ itme hacîl Yâ Rabbenâ

    Rûz-ı cezâ hürmetine ‘âşıklaruñ

    1Ey Rabbimiz, bu değersiz Fahrî'yi

    2âşıklar hürmetine hesap gününde topluluklar arasında utandırma.

    Son beyitte dua tekilleşir ve korku somut bir sahneye yerleşir: ‘beyne’l-ümem’, yani ümmetler arasında mahcup düşmek. Utanç böylece vicdanda kalan bir duygu değil, kalabalık önünde yaşanan bir hâl olarak tasavvur edilir; âşıkların hürmeti bu sahnede kefil gibi öne sürülür.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf136-printed127-n80. 80 numaralı kayıt sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı ölçü aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirVâlih ü Hayrân Oldum Ben Resûl-i Ekremün
Vâlih ü hayrân oldum ben Resûl-i Ekremün
Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

cür‘a

Yudum

nûş eylemek

İçmek

leyl ü nehâr

Gece gündüz

esrik

Sarhoş

dahl

Karışma

beyne’l-ümem

Topluluklar arasında