Var ol iyilikle serîr-i devletin ma’mûr ola
Mehemmed’e devlet, iyilik, aydınlık yıldız, yeşeren ikbal ve sevinçli dostlar dilenir; şiir nazımla edilmiş dua olarak kapanır. Ağa hitabı, hâr/hûr karşıtlığı, inkisâr ve güneş-gezegen ışığı çevresindeki kapalı söz dizimleri kesin olay veya sözlük hükmü yapılmadan kaydedilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Var ol iyilikle ma’mûr ola
Gün begün sâat besâat ola
1İyilikle var ol, devlet tahtın bayındır olsun;
2günden güne, saatten saate yıldızın ışıkla dolsun.
- 2
Zâtına eğri bakan gözler hasedden kûr ola
Yahşi olan iyilikle âleme meşhûr ola
1Sana eğri bakan gözler kıskançlıktan kör olsun;
2iyi olan kişi iyiliğiyle dünyada ün kazansın.
Muhataba eğri bakan gözlerin hasetten kör olması, kötü niyeti kendi organına dönen ceza yapar. “Yahşi olan”ın iyilikle dünyaya meşhur olması ise karşı kutuptur; şiir ünü soy ya da zenginlikten değil görünür iyi davranıştan türetir.
- 3
emîn etsün hatâdan Müstean
İrmeye ünvânına âşûb ü âfetten ziyan
1Yardım istenen Allah ümit fidanını hatadan emin kılsın;
2unvanına kargaşa ve afetten zarar gelmesin.
Ümit “nahl”, yani büyüyen bir fidan olarak tasarlanır ve Müsteân’dan onu hatadan emin kılması istenir. Unvana erişmemesi dilenen “âşûb ü âfet” toplumsal karışıklıkla felaketi birlikte taşır; kişi adı ve makamı zarar görmesin diye hem iç hem dış tehlike uzaklaştırılır.
- 4
yeşersin tâze tâze gülistan
Dostânın şâd ü hurrem düşmanın makhûr ola
1Talih bahçen taze taze gülistanlarla yeşersin;
2dostların neşeli, düşmanın yenilmiş olsun.
İkbal bahçesinin “tâze tâze gülistan” olarak yeşermesi başarıyı sürekli yenilenen bir doğa sahnesine dönüştürür. Dostların şen, düşmanın “makhûr” olması bu bahçenin insan çevresindeki sonucudur; canlılık ile yenilgi aynı dileğin iki yüzünü oluşturur.
- 5
İsm-i şânındır Mehemmed nâm ü şânındır ağa.
Ola yâr ü yâverin Mevlâ şefî’in Mustafâ
1Şanlı adın Mehemmed; “nâm ü şânındır ağa” [ağa hitap/yüklem bağı açık];
2Mevlâ yardımcın, Mustafa şefaatçin olsun.
Mehemmed adı “ism-i şân” ve “nâm ü şân” sözleriyle yüceltilir; sondaki “ağa” hitap da olabilir, yüklem gibi okunması şart değildir. Mevlâ’nın yâr ve yardımcı, Mustafa’nın şefaatçi olması duası dünyevi unvanı ilahî ve peygamberî korumayla çevreler.
- 6
yarattı Hak seni kıldı atâ
Dilde evsâf-ı cemîlin hâr edenler hûr ola
1Hak seni en güzel biçimde yarattı, armağan kıldı;
2“Dilde evsâf-ı cemîlin hâr edenler hûr ola” [hâr/hûr ve özne zinciri kapalı].
Hak’ın insanı “ahsen-i takvîm” üzere yaratması güzelliği doğrudan ilahî armağan sayar. “Dilde evsâf-ı cemîlin” çevresindeki hâr-hûr karşıtlığı ve çoğul özne kapalıdır; bunu kesin biçimde diken yapanların huriye dönüşmesi diye anlatmak yüzeyi daraltır.
- 7
Hüsn-i bî pâyânının şükrânesi
Haşre dek eksilmeyüp artar deyu eyler duâ
1Sonsuz güzelliğinin şükranı olarak zengin ve yoksul
2kıyamete dek eksilmeyip artsın diye dua eder.
Sonsuz güzelliğin şükrü zengin ile yoksulu aynı “bây ü gedâ” ikilisinde birleştirir. Haşre kadar eksilmeyip artması için edilen dua, güzelliği geçici gençlikten çıkarıp eskatolojik zamana uzatır; “deyu eyler duâ” bu abartıyı bir dilek olarak sınırlar.
- 8
İnkisârın kimseye göstermeye Bârî Hudâ
Hem nişînin hemdemin hem meşrebin mesrûr ola
1Bârî Hudâ “inkisârın”ı kimseye göstermesin [kırılma/gücenme anlamı açık];
2Birlikte oturduğun, konuştuğun ve meşrebini paylaştığın kişiler sevinçli olsun.
“İnkisârın” kırılma, gücenme veya beddua alanlarına açılabilen bir sözdür; onu yalnız kesin bir kırgınlık adıyla kapatmamak gerekir. Bârî Hudâ’dan bunun kimseye gösterilmemesi istenirken hem-nişin, hemdem ve meşrebin mesrur oluşu muhatabın bütün yakın çevresine sevinç diler.
- 9
Ya nesi var yatan âvârenin
Pertevi hurşîd bahş olmaz feri seyyârenin
1Gam tekkesinde yatan avarenin başka nesi var?
2“Pertevi hurşîd bahş olmaz feri seyyârenin” [izafet ve özne zinciri kapalı].
“Ya nesi var” sorusu gam tekkesinde yatan âvârenin hâlini açık bir cevap vermeden gündeme getirir. Güneşin parıltısı ile gezegenin feri arasındaki bağ da olumsuz “bahş olmaz” yapısıyla kurulmuştur; hangi ışığın kime geçmediği kesinleştirilmeden, merkez ile yansıma karşıtlığı korunur.
- 10
Bir duâdır nazm ile kasdı [Ö]mer bîçârenin
olan kusûru lûtf ile ma’zûr ola
1Çaresiz Ömer’in amacı nazımla söylenmiş bir duadır;
2yanlışlıkla olan kusuru lütufla bağışlansın.
Ömer bîçâre maksadının nazımla söylenmiş bir dua olduğunu açıklar; böylece önceki bütün övgü ve bedduaları tür bakımından adlandırır. “Sehv ile olan kusûr” ihtimalini kabul edip lütufla mazur görülmeyi istemesi, yüksek methi alçakgönüllü bir öz eleştiriyle sonlandırır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 kesintisiz Âşık Ömer dizisindedir; görünür mahlas olmadığı için atıf probable tutuldu.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n268-407A4C5AF62C. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.268, PDF 226; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 19 [Ö]mer: Mahlasın ilk glifi yüzey hasarıyla görünmez; Ö açık restorasyon olarak köşeli ayraçta verildi. İçerik aparatı: U5 ağa hitap/yüklem, U6 hâr/hûr, U8 inkisâr ve U9 güneş/gezegen ışığı söz dizimleri kapalıdır. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Var ol iyilikle” duası yaşamı doğrudan iyi davranışa bağlar; devlet tahtının “ma’mûr” olması yönetimin de bu iyilikle ayakta kalmasını ister. Yıldızın saat saat daha nurlu oluşu, ikbali durağan bir ışık değil sürekli artan göksel parlaklık halinde çizer.