Vaslına irmek umarken derde kıldım nâmizâç
Kavuşmayı umarken hastalanan âşık, ilacın da sevgilide bulunduğunu söyler; ayağının toprağını kimya sayar, aşk ülkesinin şahı oluşunu anlatır ve gönül kadehinin cefa taşıyla onarılamayacağını belirtir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Vaslına irmek umarken derde kıldım
Sorduğum budur bilirim va- imiş sende ilâç
1Kavuşmana erişmeyi umarken hastalandım;
2sorduğum şudur; sende ‘va-’ olanın ilaç olduğunu bilirim.
- 2
sensin sevdiğim sen var iken
Etme beni gayri tabîbe ihtiyâç
1Derdimin dermanı sensin; sevdiğim, sen varken
2başın hakkı için beni başka bir hekime muhtaç etme.
Sevgili derdin dermanı ve tek hekim olarak çağrılır; başka tabibe muhtaç bırakmama isteği ona yönelir. ‘Başın çün’ burada zaman bildiren ‘baştan’ diye okunmaz, sevgilinin başı üzerine kurulmuş yemin-hitap bağıyla aktarılır; böylece kaynakta bulunmayan bir başlangıç zamanı üretilmez.
- 3
Ayağın toprağını bilen
İşini altun eder olmaz ebed
1Ayağının toprağını iksir bilen görüş sahipleri
2işini altına çevirir, hiçbir zaman zâca muhtaç olmaz.
Ayağın toprağı sıradan madde değil, değdiği işi altına çeviren kimya olarak övülür. ‘Ehl-i nazar’ bu değeri görebilen kişidir; zâca muhtaç olmamak da dönüşümün eksiksizliğini gösterir, fakat tarihsel kimya ayrıntısı metnin ötesinde büyütülmez.
- 4
Devletinde gerçi ben iklîm-i aşkın şâhıyım
Başıma sevdâların oldu bir altun güllü tâç
1Senin devletinde aşk ülkesinin şahı olsam da
2sevdaların başıma altın güllü bir taç oldu.
Âşık kendisini aşk ülkesinin şahı diye yükseltse de başındaki taç bağımsız iktidarın değil, sevgiliye duyduğu sevdaların eseridir. Altın güllü taç hem değerli hem ağırdır; üstünlük söylemi, aşkın hükmü altındaki bağlılığı gizlemez.
- 5
Hâtırın yıksan Ömer bulmaz tesellâdan ferah
Cem’olur mu seng-i cevr ile
1Gönlünü yıkarsan Ömer teselliden ferahlık bulmaz;
2cefa taşıyla ‘sinan’ ve cam kadeh bir araya gelir mi? ‘Sinan’ yüzeyi tanıksız açılmadı.
Ömer’in yıkılan gönlü teselliyle ferah bulamaz; son soru cefa taşı ile cam kadehi yan yana getirerek bu kırılganlığı büyütür. Ancak basılı dizgedeki ‘sinan’ öğesinin taş ve kadehle tam bağı ikinci tanık olmadan çözülemediğinden yorum bu yüzeyi sessizce düşürmez veya belirli bir nesneye dönüştürmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.165 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n165-173E9E97B44A. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.165, PDF 182–183; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: L2 “va- imiş” — Basılı yüzeyde kelime va- biçiminde kesintili görünür; var diye sessiz tamamlanmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Vechin üzre sâye salmış ey sanem giysû mudurÂşık Ömer · Şiir→
Kavuşma beklentisi sağlık getirmek yerine mizacı bozan bir derde dönüşür. İkinci dizedeki basılı ‘va-’ kesintisi kaynakta tamamlanmadığı için modern satır da sözcüğü tahmin etmez; yalnız şifanın sevgilide bulunduğu açık ilişkiyi korur.