Vücûdum şehrini seyrân ederken
Şair bedenini dört köşeli bir şehir sayıp içinde geziniyor ve her köşede kimin oturduğunu sayıyor: kuyumcu, tüccar, âlim, serdar, Hızır, pîr ve Şâh-ı Merdân. “Oturur” redifi altı bent boyunca dönerek insanı, bütün mertebelerin yerleşik olduğu bir yerleşim yeri gibi gösteriyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Vücûdum şehrini ederken
Gördüm dört köşede dört can oturur
Biri biri ile lûtf ile söyler
İçerde hükm eder sultan oturur
1Bedenimin şehrini gezerken
2dört köşede dört can oturduğunu gördüm.
3Birbirleriyle tatlılıkla konuşurlar;
4içeride hüküm süren sultan oturur.
- 2
Bir köşesi vardır kuyumcu işler
Bir köşesinde var gümüşler
Bir köşesinde de kışlar
Bir köşesinde de âlim oturur
1Bir köşesi var, kuyumcu iş görür;
2bir köşesinde demir ve gümüşler var.
3Bir köşesinde tüccar kışlar;
4bir köşesinde de âlim oturur.
İlk sayım şehri bir çarşıya çeviriyor: kuyumcu, demirle gümüş, kışlayan tüccar. Üç dize zanaat ve ticaretle geçtikten sonra dördüncüsü âlimi oturtuyor; beden hem işleyen hem bilen bir yer oluyor. Kaynak bu bendi bir öncekiyle aralıksız dizmiş, ayrım ancak kafiyeden okunuyor.
- 3
Bir köşesi vardır suyu çıkıyor
Bir köşesinde su çıkmış akıyor
Bir köşesinde gonca gül kokuyor
Bir köşesinde de oturur
1Bir köşesi var, suyu çıkıyor;
2bir köşesinde su çıkmış akıyor.
3Bir köşesinde gonca gül kokuyor;
4bir köşesinde de serdar oturur.
Bu bentte köşeler suya ve kokuya açılıyor: biri suyun çıktığı yer, biri akan su, biri gonca gül. Suyun iki kez anılması kaynakla akışı, durgunla hareketliyi ayırıyor. Üç dize tabiatı sayarken dördüncüsü serdarı koyuyor; şehrin sivil hâlinden askerî hâline geçiliyor.
- 4
Bir köşesi vardır yazı yazarlar
Bir köşesinde de yazıb bozarlar
Bir köşesi vardır suda yüzerler
Bir köşesinde de Hızır oturur
1Bir köşesi var, yazı yazarlar;
2bir köşesinde de yazıp bozarlar.
3Bir köşesi var, suda yüzerler;
4bir köşesinde de Hızır oturur.
Yazı burada iki yönlü bir iş: bir köşede yazılıyor, bir köşede yazılan bozuluyor. Bu ikilik, yazılan kaderin silinip yeniden yazılabileceği inancına yaslanır. Suda yüzenlerle Hızır'ın aynı bentte durması da rastlantı değil; Hızır âb-ı hayatla ve suyla anılan velîdir.
- 5
Bir köşesi vardır alırlar
Bir köşesinde de güderler
Bir köşesi vardır ’ ederler
Bir köşesinde de pirim oturur
1Bir köşesi var, ikrar alırlar;
2bir köşesinde de ikrarı güderler.
3Bir köşesi var, sema ederler;
4bir köşesinde de pîrim oturur.
Sayım burada erkâna geliyor: ikrar alanlar, aldığı ikrarı güdenler, semâ edenler. Üçü de Bektaşî meydanının işleridir ve dördüncü dizede pîr, kendi tekkesine oturur gibi yerleşiyor. Şehir böylece çarşıdan ve tabiattan geçip bir tekkeye dönüşmüş oluyor.
- 6
Seyyid Ali Sultan böyle söyledi
İndi aşkın deryâsını boyladı
Bir köşesinde bekledi
Bir köşesinde oturur
1Seyyid Ali Sultan böyle söyledi;
2indi, aşkın denizinin derinliğini ölçtü.
3Bir köşesinde görevli melek bekledi;
4bir köşesinde Şâh-ı Merdân oturur.
Mahlas dizesi şiiri bir başkasının ağzına bırakır gibi kuruluyor: “böyle söyledi”. İkinci dize aşkı denize çevirip derinliğini ölçmeyi, yani boylamayı ekliyor. Kapanışta müekkel ile Şâh-ı Merdân yan yana duruyor; biri bekleyen görevli melek, öteki Ali. Kaynak son adı boşluklu dizmiş.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144608 numaralı sürüm esas alındı. Kaynakta şiirin ayrı bir başlığı yok, ilk dize başlık yapıldı; gövdenin başındaki sıra numarası (“— 1—”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye yirmi dört dize kaldı. Ergun'un tanıtım düzyazısı ile oraya alıntıladığı Rusçuklu Zarîfî beyitleri de metne alınmadı. Kaynak ilk iki bendi aralarına boş satır koymadan dizmiş; kafiye düzeni (söyler/oturur — işler/gümüşler/kışlar/oturur) bölmeyi tartışmasız kıldığı için bentler ayrıldı. İmlâya dokunulmadı: “yazıb”, “semâ’”, “müekkel” ve son dizede boşluklarla dizilmiş “Şah - Merdan” olduğu gibi bırakıldı. Yirmi dört dizenin hepsi on bir hece; sapma yok.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir yolculukla açılıyor ama gidilen yer dışarısı değil: şair kendi bedenini şehir sayıp içinde geziniyor. Dört köşede oturan dört can sonraki bentlerin sayımını baştan çerçeveliyor; “oturur” redifi de her köşeye yerleşmiş, kalıcı bir sakin fikrini kuruyor. İçerideki sultan o şehrin hükmünü elinde tutandır.