DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Seyyîd Ali Sultan/Vücûdum şehrini seyrân ederken
Nefes · 15. yüzyıl

Vücûdum şehrini seyrân ederken

Şair bedenini dört köşeli bir şehir sayıp içinde geziniyor ve her köşede kimin oturduğunu sayıyor: kuyumcu, tüccar, âlim, serdar, Hızır, pîr ve Şâh-ı Merdân. “Oturur” redifi altı bent boyunca dönerek insanı, bütün mertebelerin yerleşik olduğu bir yerleşim yeri gibi gösteriyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Vücûdum şehrini ederken

    Gördüm dört köşede dört can oturur

    Biri biri ile lûtf ile söyler

    İçerde hükm eder sultan oturur

    1Bedenimin şehrini gezerken

    2dört köşede dört can oturduğunu gördüm.

    3Birbirleriyle tatlılıkla konuşurlar;

    4içeride hüküm süren sultan oturur.

    Nefes bir yolculukla açılıyor ama gidilen yer dışarısı değil: şair kendi bedenini şehir sayıp içinde geziniyor. Dört köşede oturan dört can sonraki bentlerin sayımını baştan çerçeveliyor; “oturur” redifi de her köşeye yerleşmiş, kalıcı bir sakin fikrini kuruyor. İçerideki sultan o şehrin hükmünü elinde tutandır.

  2. 2

    Bir köşesi vardır kuyumcu işler

    Bir köşesinde var gümüşler

    Bir köşesinde de kışlar

    Bir köşesinde de âlim oturur

    1Bir köşesi var, kuyumcu iş görür;

    2bir köşesinde demir ve gümüşler var.

    3Bir köşesinde tüccar kışlar;

    4bir köşesinde de âlim oturur.

    İlk sayım şehri bir çarşıya çeviriyor: kuyumcu, demirle gümüş, kışlayan tüccar. Üç dize zanaat ve ticaretle geçtikten sonra dördüncüsü âlimi oturtuyor; beden hem işleyen hem bilen bir yer oluyor. Kaynak bu bendi bir öncekiyle aralıksız dizmiş, ayrım ancak kafiyeden okunuyor.

  3. 3

    Bir köşesi vardır suyu çıkıyor

    Bir köşesinde su çıkmış akıyor

    Bir köşesinde gonca gül kokuyor

    Bir köşesinde de oturur

    1Bir köşesi var, suyu çıkıyor;

    2bir köşesinde su çıkmış akıyor.

    3Bir köşesinde gonca gül kokuyor;

    4bir köşesinde de serdar oturur.

    Bu bentte köşeler suya ve kokuya açılıyor: biri suyun çıktığı yer, biri akan su, biri gonca gül. Suyun iki kez anılması kaynakla akışı, durgunla hareketliyi ayırıyor. Üç dize tabiatı sayarken dördüncüsü serdarı koyuyor; şehrin sivil hâlinden askerî hâline geçiliyor.

  4. 4

    Bir köşesi vardır yazı yazarlar

    Bir köşesinde de yazıb bozarlar

    Bir köşesi vardır suda yüzerler

    Bir köşesinde de Hızır oturur

    1Bir köşesi var, yazı yazarlar;

    2bir köşesinde de yazıp bozarlar.

    3Bir köşesi var, suda yüzerler;

    4bir köşesinde de Hızır oturur.

    Yazı burada iki yönlü bir iş: bir köşede yazılıyor, bir köşede yazılan bozuluyor. Bu ikilik, yazılan kaderin silinip yeniden yazılabileceği inancına yaslanır. Suda yüzenlerle Hızır'ın aynı bentte durması da rastlantı değil; Hızır âb-ı hayatla ve suyla anılan velîdir.

  5. 5

    Bir köşesi vardır alırlar

    Bir köşesinde de güderler

    Bir köşesi vardır ’ ederler

    Bir köşesinde de pirim oturur

    1Bir köşesi var, ikrar alırlar;

    2bir köşesinde de ikrarı güderler.

    3Bir köşesi var, sema ederler;

    4bir köşesinde de pîrim oturur.

    Sayım burada erkâna geliyor: ikrar alanlar, aldığı ikrarı güdenler, semâ edenler. Üçü de Bektaşî meydanının işleridir ve dördüncü dizede pîr, kendi tekkesine oturur gibi yerleşiyor. Şehir böylece çarşıdan ve tabiattan geçip bir tekkeye dönüşmüş oluyor.

  6. 6

    Seyyid Ali Sultan böyle söyledi

    İndi aşkın deryâsını boyladı

    Bir köşesinde bekledi

    Bir köşesinde oturur

    1Seyyid Ali Sultan böyle söyledi;

    2indi, aşkın denizinin derinliğini ölçtü.

    3Bir köşesinde görevli melek bekledi;

    4bir köşesinde Şâh-ı Merdân oturur.

    Mahlas dizesi şiiri bir başkasının ağzına bırakır gibi kuruluyor: “böyle söyledi”. İkinci dize aşkı denize çevirip derinliğini ölçmeyi, yani boylamayı ekliyor. Kapanışta müekkel ile Şâh-ı Merdân yan yana duruyor; biri bekleyen görevli melek, öteki Ali. Kaynak son adı boşluklu dizmiş.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144608 numaralı sürüm esas alındı. Kaynakta şiirin ayrı bir başlığı yok, ilk dize başlık yapıldı; gövdenin başındaki sıra numarası (“— 1—”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye yirmi dört dize kaldı. Ergun'un tanıtım düzyazısı ile oraya alıntıladığı Rusçuklu Zarîfî beyitleri de metne alınmadı. Kaynak ilk iki bendi aralarına boş satır koymadan dizmiş; kafiye düzeni (söyler/oturur — işler/gümüşler/kışlar/oturur) bölmeyi tartışmasız kıldığı için bentler ayrıldı. İmlâya dokunulmadı: “yazıb”, “semâ’”, “müekkel” ve son dizede boşluklarla dizilmiş “Şah - Merdan” olduğu gibi bırakıldı. Yirmi dört dizenin hepsi on bir hece; sapma yok.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaMuhammed Ali’nin kurduğu yoldurPir Sultan Abdal · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

seyrân

gezinti, seyre çıkma

âhen

demir

bazirgân

tüccar

serdar

kumandan

ikrar

yola girerken verilen söz

semâ

dönerek yapılan ayin

müekkel

bir işle görevlendirilmiş melek

Şah - Merdan

erlerin şahı; Hz. Ali