Yâ İlâhî sen beni insâna muhtâc eyleme
Konuşan Allah’tan kendisini insana, nankör cahile ve düşmana muhtaç etmemesini ister. Herkesin mabudu ve devletin kaynağı Allah’tır; namert elinden mal ve mevki reddedilir. İmam, Rahman Arşı, zemzem ve Beyt-i Mükerrem aşkına lütuf kapısından başka cana muhtaç olmama duası edilir. Bin bir adı bilen Allah’a gece gündüz niyaz edilir; Ömer’in dertli kılınıp dermana muhtaç bırakılmaması istenir. “i e” bozuk yüzeyi korunur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâ İlâhî sen beni insâna muhtâc eyleme
Olur olmaz muhtâc eyleme
1Ey Allah’ım, beni insana muhtaç etme;
2Olur olmaz nankör ve cahile muhtaç etme.
- 2
Ol Habîbin Mustafâ’nın aşkına
Dostumu koyup beni düşmâna muhtâc eyleme
1O sevgilin, âlemin övüncü Mustafa aşkına;
2Dostumu bırakıp beni düşmana muhtaç etme.
Aracılık “Habîb” ve “Fahr-i âlem Mustafâ”nın aşkına bağlanır; Peygamber hürmeti duanın gücüdür. Dostu bırakıp düşmana muhtaç kalmak ahlaki düzenin tersine dönmesidir, konuşan bu değiş tokuştan korunmayı ister.
- 3
Cümlenin ma’bûdu sensin sendedir devlet kemâl
İstemem nâmerd elinden
1Herkesin mabudu sensin, devlet ve olgunluk sendedir;
2Namert elinden mal ve makam zenginliği istemem.
Allah “cümlenin ma’bûdu” ve devlet-kemalin sahibi sayılır; zenginlik kaynağı insan değildir. “Nâmerd eli”nden mal ve menal istememek, ekonomik ihtiyaç karşısında bile onur sınırı çizer ve önceki insana muhtaç olmama isteğini somutlaştırır.
- 4
Kendi lûtfundan kerem kıl ey
Düşmana değil dahi dostâne muhtâc eyleme
1Kendi lütfundan cömertlik et ey Zülcelâl’in kerimi;
2Düşmana değil, dostlara da muhtaç etme.
Kerem doğrudan Allah’ın “kendi lûtfu”ndan istenir; başka aracı el reddedilir. İkinci dize şaşırtıcı biçimde yalnız düşmana değil “dostâne” de muhtaç olmamayı diler; bağımsızlık yakın çevrenin iyiliğine bile bağlanmamak olarak genişler.
- 5
Kıl inâyet sen bana hazret-i İmam aşkına
ol Arş-i Rahman aşkına
1Hazret-i İmam aşkına bana yardım et;
2Büyük cennet “i e” o Rahman Arşı aşkına [bozuk harf dizisi korunur].
Hazret-i İmam aşkı ilahî inayet için aracıdır. Sonraki “Cennet-i uzmâ i e ol Arş-i Rahman” yüzeyindeki ayrık harfler tahminle birleştirilmez; büyük cennet ve Rahman Arşı hürmeti görünür, aradaki bağ kapalı kalır.
- 6
dahi ol Beyt-i mükerrem aşkına
özge câna muhtâc eyleme
1Zemzem suyu ve o yüce Beyt aşkına;
2Lütuf kapından başka cana/kişiye muhtaç etme.
Zemzem ile “Beyt-i mükerrem” Mekke’nin su ve yapı kutsallığını aynı duaya taşır. “Bâb-ı eltâf” Allah’ın lütuflar kapısıdır; bundan başka “câna” muhtaç olmamak, yardımın tek girişini ilahî kapı olarak belirler.
- 7
Bin bir ismin sâhibisin sırrımız yoktur sana
Gice Gündüz ağlayup budur niyâzım dâimâ
1Bin bir adın sahibisin, sana gizli sırrımız yoktur;
2Gece gündüz ağlayarak sürekli duam budur.
Bin bir isim Allah’ın çok yönlü kudretini, sırların ona kapalı olmaması mutlak bilgiyi anlatır. Gece gündüz ağlamak duanın sürekliliğini sağlar; niyaz değişmeyen tek cümle olarak zamanın iki yarısını kaplar.
- 8
İns ile cin kurd ile kuş cümlesi kuldur sana
Ömer’i derdli edüp muhtâc eyleme
1İnsan, cin, kurt ve kuşun hepsi sana kuldur;
2Ömer’i dertli edip dermana muhtaç etme.
İnsan ve cinin yanına kurt ile kuş eklenir; akıllı, görünmez, vahşi ve uçan varlıkların tamamı Allah’ın kuludur. Ömer’in dertli kılınıp sonra dermana muhtaç edilmemesi, hastalık ve çare zincirinin baştan engellenmesini ister.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.317 gövdesinde “Ömer’i derdli edüp dermâna muhtâc eyleme” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n317-9DED529E0CEC. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.317, PDF 259; 8 iki dizelik birim/16 dize. Kaynak aparatı: dize 10 i e: Basılı yüzeyde ‘i e’ ayrık/bozuk harf dizisi görünür; tahminle birleştirilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yakında bir melek sîmâÂşık Ömer · Ayrılık koşması→
Dua insana muhtaç olmamayı ister; insan topluluğu bütünüyle kötülenmeden bağımlılık reddedilir. “Olur olmaz” seçimsizliği, “nâhalef nâdân” nankörlük ve bilgisizliği ekler; yardım arayanın değersiz ellere düşme korkusu belirginleşir.