DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Fuzûlî/Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni
Gazel · 16. yüzyıl

Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni

Leylâ vü Mecnûn’da Mecnûn’un Kâbe’de okuduğu; kurtulmak yerine daha çok belaya tutulmayı dileyen ve sonunda benlikten korunmayı isteyen sekiz beyitlik dua gazeli.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni

    Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ meni

    1Yâ Rab, beni aşkın belasıyla tanıştır.

    2Bir an bile beni aşkın belasından ayırma.

    Dua kalıbı ters çalışıyor: İstenen şey kurtuluş değil, belaya alışmak. İlk beyit aşkı bir felaket olarak adlandırıp aynı cümlede ondan ayrılmamayı dileyerek bütün gazelin mantığını kuruyor.

  2. 2

    Az eyleme inâyetüni ehl-i derdden

    Ya‘ni ki çoh belâlara kıl meni

    1Dert sahiplerinden yardımını eksiltme;

    2yani beni çok belaya tutulmuş kıl.

    “İnâyet” normalde sıkıntının hafifletilmesi demek; burada bela çokluğu olarak açıklanıyor. Mecnûn dua dilinin sözlüğünü değiştiriyor, lütuf ile musibet aynı kelimeye sığıyor.

  3. 3

    Oldukça men götürme belâdan irâdetüm

    Men isterem belânı çü ister belâ meni

    1Ben var oldukça isteğimi beladan çevirme;

    2bela beni istediği gibi ben de belayı isterim.

    Bela ile âşık, karşılıklı istekli iki taraf gibi konuşuyor. İlişki tek yönlü bir çile olmaktan çıkıp anlaşmaya dönüşüyor; kimin kimi aradığı belirsiz kalıyor.

  4. 4

    Temkînümi belâ-yı mahabbetde kılma süst

    Tâ dûst ta‘n edüp demeye bî-vefâ meni

    1Sevgi belası içinde dayanma gücümü gevşetme,

    2ki dost beni kınayıp vefasız demesin.

    Dayanma gücü isteniyor ama sebebi kendi rahatı değil: Dost “vefasız” demesin. Mecnûn acıyı çekmeyi bir itibar meselesi yaparak sabrı sevgilinin gözüne bağlıyor.

  5. 5

    Getdükçe hüsnin eyle ziyâde nigârumun

    Geldükçe derdine beter et meni

    1Sevgilimin güzelliğini gittikçe artır;

    2onun derdine tutkunluğumu da gittikçe ağırlaştır.

    Güzellik ile dert aynı hızda büyütülmek isteniyor. İki dize bir denklem kuruyor: Leylâ ne kadar güzelleşirse Mecnûn o kadar çok acıyacak, kimse de bunu azaltmasın.

  6. 6

    Men handan ü -i i‘tibâr ü câh

    Kıl kâbil-i saâdet-i meni

    1Ben nerede, itibar ile makam peşinde koşmak nerede?

    2Beni yokluğun ve fakirliğin saadetine yetenekli kıl.

    İtibar ile makam bir anda gülünç görünüyor: “Ben nerede, o nerede?” Mecnûn yükselme isteğini reddedip yerine yokluğu koyuyor; dilenen şey artık başarı değil eksilme.

  7. 7

    Eyle zaîf eyle tenüm fürkatinde kim

    Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ meni

    1Ayrılığında bedenimi öyle zayıflat ki

    2sabah rüzgârı beni sevgiliye ulaştırabilsin.

    Zayıflık burada bir kayıp değil, ulaşım aracı: Beden hafifleyince rüzgâr onu taşıyabilir. Kavuşmanın şartı güçlenmek değil, taşınacak kadar erimek oluyor.

  8. 8

    kılup nasîb Fuzûlî kimi mana

    Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni

    1Fuzûlî gibi bana da bir kibir payı nasip edip

    2yâ Rab, beni bütünüyle kendime bağlı kılma.

    Sekiz beyit boyunca bela isteyen dua, sonunda tek bir şeyden korunmak istiyor: kendine bağlı kalmak. Mecnûn’un dilinden konuşan Fuzûlî, benliği aşkın belasından daha ağır bir yük sayıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak’taki Leylâ vü Mecnûn metninin 142173 numaralı sürümü esas alındı; mesnevide 1123–1130 numaralı beyitler “Bu gazel Mecnûn dilindendür” notuyla ayrı bir gazel olarak veriliyor. Ayrı sayfadaki sadeleştirilmiş “kıl âşîna beni” aktarımı kullanılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMecnûn’un Kâbe duası (Leylâ vü Mecnûn’dan)
Yâ Rab bu harem-serâ hakiyçün
Fuzûlî · Mesnevi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

inâyet

Yardım, lütuf

ehl-i derd

Dert sahibi, acı çeken kimseler

irâdet

İstek, yönelme

temkîn

Dayanma gücü, ağırbaşlılık

mübtelâ

Bir şeye tutulmuş, müptela

mülâzemet

Bir şeyin peşinden ayrılmama

fakr ü fenâ

Yokluk ve benliğin ortadan kalkması

nahvet

Kibir, büyüklenme