DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Yerde İnsan, Gökte Melek Yok İken
Kutsal tarih ve velâyet silsilesi nefesi · 16.–17. yüzyıl

Yerde İnsan, Gökte Melek Yok İken

İnsan ve melek yaratılmadan önce başlayan anlatı, Âdem’den peygamberlere, On İki İmamlardan Bektaşî erkânına uzanan geniş bir kutsal tarih kurar. Kaynaktaki eksik üç dizelik yer görünür bırakılır; şiir ilahî adın kalbe yazılmasıyla silsileyi içsel bir inanca bağlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yerde insan gökte melek yok iken

    Kudretinden bir indi süzüldü

    1Yerde insan gökte melek yok iken

    2Kudretinden bir nur indi süzüldü

    İnsan ve melek yaratılmadan önce kudretten süzülen nur, anlatının başlangıcını zamanın ötesine taşır. Şiir Ali’nin sırrını tarihsel bir olay değil, yaratılıştan önce var olan ilahî bir ışık olarak kurar.

  2. 2

    Cümle mahluk kandildeki iken

    Ayın Ali, mim Muhammed yazıldı

    1bütün mahluk kandildeki nur iken

    2Ayın Ali, mim Muhammed yazıldı

    Bütün varlıklar kandildeki nur hâlindeyken ay harfi Ali’yi, mim harfi Muhammed’i işaret eder. Harfler, aynı ilk nur içindeki iki adı görünür kılar ve destanın sonunda kaşta beliren mim işaretini hazırlar.

  3. 3

    Ol dem yaratıldı div ile peri

    Kaftan kafa hükmederdi herbiri

    1O zaman devler ve periler yaratıldı;

    2Her biri Kaf Dağı’nın bir ucundan ötekine hükmederdi.

    Devler ile perilerin yaratılması, insan öncesi âlemi olağanüstü varlıklarla doldurur. Kaf Dağı’nın bir ucundan ötekine hükmetmeleri, biraz sonra anlatılacak dev sultanının gücüne geniş bir sahne kurar.

  4. 4

    Vardı hem anların bir sultanları

    Gayet pehlivandı idi

    1Onların da bir sultanı vardı;

    2Son derece güçlü bir pehlivandı.

    Devlerin bir sultan çevresinde toplanması onların da düzenli bir topluluk olduğunu gösterir. Sultanının çok güçlü pehlivan oluşu, yenilgisinin sıradan bir kuvvetle açıklanamayacağını daha baştan sezdirir.

  5. 5

    Üç yüz elli batman gürzü çekerdi

    Uzun kargı Kûh-i kaf’ı yıkardı

    1Üç yüz elli batmanlık gürzü taşırdı;

    2Uzun mızrağı Kaf Dağı’nı yıkardı.

    Ağır gürz ve Kaf Dağı’nı yıkan uzun mızrak, dev sultanının ölçüsüz beden gücünü abartılı sayılarla somutlaştırır. Bu büyüklük, onu bağlayan on iki yaşındaki oğlanın manevi kudretini daha çarpıcı kılacaktır.

  6. 6

    Cümle divler anın havfın çekerdi

    Yedi iklim dört köşede raz idi

    1Bütün devler ondan korkardı;

    2Yedi iklimin dört bir yanı ona boyun eğmişti.

    Bütün devlerin sultandan korkması, hükmünün yalnız kaba güce dayandığını gösterir. Yedi iklimin boyun eğmesiyle büyüyen iktidar, bağda karşılaşacağı genç önünde bir anda çözülecek geçici bir üstünlüktür.

  7. 7

    Üç yüz altmış arşın idi kameti

    Hiçbir kula benzemezdi heybeti

    1Boyu üç yüz altmış arşındı;

    2Heybeti hiçbir kula benzemezdi.

    Üç yüz altmış arşınlık boy ve benzersiz heybet, masal dilinin büyütme yöntemidir. Şiir fiziksel ölçüyü aşırılaştırarak, bu devasa varlığı tek darbede yenecek gizli gücün bedenden gelmediğini vurgular.

  8. 8

    Yetmiş yedi arşın idi sıfatı

    Bakınca mağripten meşrike düz idi

    1Gövdesinin genişliği yetmiş yedi arşındı;

    2Bakıldığında batıdan doğuya uzanmış gibiydi.

    Gövdenin yetmiş yedi arşın genişliğinde, batıdan doğuya uzanmış gibi görünmesi devi âdeta bir coğrafyaya dönüştürür. Böylesine büyük bir bedenin bağlanması, anlatının temel kudret tersine çevirmesidir.

  9. 9

    Kafdağında bir bağ vardı hurmadan

    Ol vakit yok idi Dünyada insan

    1Kaf Dağı’nda hurma ağaçlarıyla dolu bir bağ vardı;

    2O sırada dünyada henüz insan yoktu.

    Kaf Dağı’ndaki hurma bahçesi insanın henüz bulunmadığı bir zamanda huzurlu ve kapalı mekân yaratır. Dev sultanının kaderini değiştiren karşılaşma, savaş alanında değil bu verimli bahçede gerçekleşir.

  10. 10

    Gördü bağ içinde bir taze civan

    Şâd ü hurrem olup gayet sevindi

    1Bağın içinde genç ve güzel bir oğlan gördü;

    2Çok mutlu olup sevindi.

    Bağdaki genç oğlan güzelliğiyle devin dikkatini çeker ve onu sevindirir. İlk bakışta dostça görünen yaklaşma, devin kendi benliğine güvenerek el uzatmasıyla sınava dönüşecektir.

  11. 11

    Nigâr mısın deyip sundu elini

    Benliğinden geçti sındı halini

    1‘Sevgili misin?’ diyerek elini uzattı;

    2Gururu kırıldı, hâli bozuldu.

    Dev ‘sevgili misin’ diye el uzatınca gururu kırılır ve hâli bozulur. Oğlanın sessiz kudreti, devin kaba gücüne karşılık vermeden onu çözer; yenilginin asıl nedeni benlik iddiasıdır.

  12. 12

    Özge bilemedi hiç ahvalini

    Tezden hemen yüzüstüne yıkıldı

    1Başına gelenin ne olduğunu anlayamadı;

    2Hemen yüzüstü yere yıkıldı.

    Ne olduğunu anlayamadan yüzüstü düşmek, devin bilgi ve denetimini bütünüyle kaybettiğini gösterir. Önce dağları yıkan varlık, şimdi kendi hâlini bile açıklayamayacak kadar çaresizdir.

  13. 13

    Yedi günden sonra buldu özünü

    Eli bağlı kan doldurmuş gözünü

    1Yedi gün sonra kendine geldi;

    2Elleri bağlıydı, gözleri kanla dolmuştu.

    Yedi gün sonra uyanan devin elleri bağlı, gözleri kanlıdır. Uzun baygınlık fiziksel yenilgiyi, bağ ve kan görüntüsü de gururun ağır bedelini anlatır; destanın bin yıllık arayışı buradan başlar.

  14. 14

    Sultan Süleymana vurdu yüzünü

    Süleymansın şu bendimi çözindi (1)

    1Yüzünü Sultan Süleyman’a çevirdi:

    2‘Ey Süleyman, şu bağımı çöz.’

    Dev yüzünü Sultan Süleyman’a çevirip bağının çözülmesini ister. Peygamber hükümdara sığınması, kendi saltanatının işe yaramadığını kabul ettiğini ve çözümü daha yüksek bir otoritede aradığını gösterir.

  15. 15

    Süleyman der kim bağladı elini

    Kaddin hilâl olmuş bükmüş belini

    1Süleyman, ‘Elini kim bağladı?’ diye sordu;

    2‘Boyun hilal gibi olmuş, belin bükülmüş.’

    Süleyman bağlayanın kimliğini sorarken devin hilal gibi bükülmüş boyuna dikkat çeker. Bedendeki eğrilik, eskiden dimdik duran kibirli gücün yenilgiden sonra aldığı görünür şekildir.

  16. 16

    Kim eyledi sana bunca zulümü

    Hakkın emri böyle imiş gezindi (1)

    1‘Sana bunca zulmü kim yaptı?’

    2‘Hakk’ın buyruğu böyleymiş; bağlı dolaş.’

    Bunca zulmü kimin yaptığı sorusu olayın ağırlığını vurgular; fakat bağlı dolaşmanın Hakk’ın emri sayılması, cezayı rastlantı olmaktan çıkarır. Dev, çözülmeden önce ilahî takdirin zamanını beklemek zorundadır.

  17. 17

    Div de der ki beni bağlayan uşak

    Âkil, baliğ değil on iki ancak

    1Dev dedi ki: ‘Beni bağlayan bir çocuktu;

    2Henüz ergen bile değildi, ancak on iki yaşındaydı.’

    Bağlayan kişinin yalnız on iki yaşında, henüz ergen olmayan bir çocuk diye tanıtılması devin heybetiyle keskin karşıtlık kurar. Bedensel yaş ve büyüklük, manevi güç karşısında değerini yitirir.

  18. 18

    Bir darp ile beni eyledi helâk

    Yavrı şahin gibi uçtu süzüldü

    1‘Tek vuruşla beni perişan etti;

    2Sonra yavru şahin gibi uçup süzüldü.’

    Tek vuruşla helak edilen dev, oğlanın yavru şahin gibi uçup gidişini anlatır. Şahin benzetmesi hem hız hem yüksek kudret taşır; çocuk görünümü ardındaki olağanüstü kimliğe işaret eder.

  19. 19

    Süleyman der biz bu sırrı biliriz

    O işi tutanı biz de sezeriz

    1Süleyman der biz bu sırrı biliriz

    2O işi tutanı biz de sezeriz

    Süleyman sırrı bildiğini ve bu işi yapanı sezdiğini söyler. Kimlik hemen açıklanmaz; peygamberin bilgisi, devin uzun arayışını sürdürecek bir vaat ve anlatı gerilimi oluşturur.

  20. 20

    Sanma senin bağlı bin yıl dahi gezindi «?»

    Div de der ki âhırında nolacak

    1‘Bu bağla bin yıl daha dolaşacağını sanma [basılı söz dizisi kapalıdır].’

    2Dev, ‘Sonunda ne olacak?’ diye sordu.

    Basılı ilk dize bağın bin yıl daha süreceğini kapalı bir söz dizisiyle bildirir; yorum kesin ayrıntı eklemez. Devin ‘sonunda ne olacak’ sorusu, cezanın anlamından çok kurtuluş zamanına duyduğu kaygıyı açığa çıkarır.

  21. 21

    Bu dert bize kıyamete kalacak

    Süleyman der Muhammed var gelecek

    1Bu dert bize kıyamete kalacak

    2Süleyman der Muhammed var gelecek

    Derdin kıyamete kalacağı korkusuna Süleyman, Muhammed’in geleceği müjdesiyle cevap verir. Devin kişisel bağı böylece gelecekteki peygamberin gelişiyle çözülecek büyük bir zaman çizgisine bağlanır.

  22. 22

    yakın derler sezildi

    Nice bin yıl geçti, nice bin saat

    1‘Son zamanın yaklaştığı artık anlaşıldı.’

    2Binlerce yıl ve sayısız saat geçti.

    Son zamanın yaklaştığının sezilmesi bekleyişin bitmeye yöneldiğini gösterir. Binlerce yıl ve sayısız saat ifadesi, devin cezasını insan ömrünü aşan sabır sınavına dönüştürür.

  23. 23

    Yer duruldu karşı geldi yedi kat

    Zâhir oldu Ali ile Muhammed

    1Yeryüzü duruldu, yedi kat gök karşılık verdi;

    2Ali ile Muhammed göründü.

    Yerin durulması ve yedi kat göğün karşılık vermesi, Muhammed ile Ali’nin görünüşünü kozmik bir olay yapar. Beklenen kurtarıcılar yalnız deve değil bütün yaratılış düzenine kendilerini duyurur.

  24. 24

    Karşısında div dirildi dizildi

    Mekke Medinenin halkı duruştu

    1Dev onların karşısında ayağa kalkıp sıraya girdi;

    2Mekke ve Medine halkı toplandı.

    Dev onların karşısında ayağa kalkıp sıraya girerken Mekke ve Medine halkı da toplanır. Bir zamanlar hükmeden sultan şimdi topluluk içinde bekleyen bir talibe dönüşür; güç ilişkisi bütünüyle tersine çevrilir.

  25. 25

    Dedi görenlerin tebdili şaştı

    Kâbenin üstüne gölgesi düştü

    1Onu görenler değişimine şaştı;

    2Gölgesi Kâbe’nin üzerine düştü.

    Devin değişimi görenleri şaşırtır; gölgesinin Kâbe’ye düşmesi hâlâ devasa bedenini hatırlatır. Bedeni aynı büyüklükte olsa da bağlı ve yardım bekleyen hâli, eski kudretinin içinin boşaldığını gösterir.

  26. 26

    Kamu görenlerin benzi bozuldu

    Yedi iklim pâdişâhı geldiler

    1Onu gören herkesin rengi değişti;

    2Yedi iklimin hükümdarları geldi.

    Devi görenlerin yüz renginin değişmesi korku ve hayreti birlikte taşır. Yedi iklim hükümdarlarının gelişi, onun hikâyesini yerel bir olaydan bütün dünyanın tanık olduğu olağanüstü bir yargı sahnesine genişletir.

  27. 27

    Geldiler de taraf taraf kondular

    Tezden Muhammede haber veriler

    1Gelip ayrı ayrı yerlere kondular;

    2Hemen Muhammed’e haber verdiler.

    Hükümdarlar ayrı ayrı konaklar ve Muhammed’e hemen haber gönderir. Düzenli yerleşme ile haberleşme, kalabalığın merakını bir meclise dönüştürür; devin davasını çözecek merkez Muhammed’dir.

  28. 28

    Gelince bir haber ol gel tez dedi

    Muhammed de dive nerde bağlandın

    1Haber ulaşınca, ‘O gelsin, çabuk gelsin’ dedi;

    2Muhammed deve, ‘Nerede bağlandın?’ diye sordu.

    Muhammed devin çabuk getirilmesini ister ve nerede bağlandığını sorar. Soru, uzun masal anlatısını doğrudan tanıklığa çevirir; dev artık başından geçenleri hüküm verecek kişiye kendi ağzıyla aktaracaktır.

  29. 29

    Adın nedir bunca nerde eğlendin

    Süleyman nebiye Nuha varmadın

    1‘Adın nedir, bunca zaman nerede kaldın?

    2Süleyman Peygamber’e ve Nuh’a uğramadın mı?’

    Adı ve nerede kaldığı sorulurken Süleyman ile Nuh’a uğrayıp uğramadığı da araştırılır. Bu peygamber adları, devin bin yıllık yolculuğunu farklı çağlardan geçen kesintisiz yardım arayışı olarak gösterir.

  30. 30

    Elin bağlı bin yıl dahi gezindi

    Div de der ki yüz bin adım atladım

    1‘Ellerin bağlı olarak bin yıl daha dolaştın.’

    2Dev dedi ki: ‘Yüz bin adım attım;

    Ellerin bağlı hâlde bin yıl dolaşma yeniden hatırlatılır; dev yüz bin adım attığını söyler. Büyük sayı, coğrafi uzaklıktan çok çözülmeyen bağın ve sonuçsuz arayışın yorucu süresini anlatır.

  31. 31

    Kaftan kafa kadar hükmeder idim

    Süleyman nebiye Nuha uğradım

    1Kaf Dağı’nın bir ucundan ötekine hükmederdim;

    2Süleyman Peygamber’e ve Nuh’a uğradım.’

    Dev eski hâlinde Kaf Dağı’nın tamamına hükmettiğini, Süleyman ve Nuh’a da uğradığını bildirir. Bu itiraf, eriştiği bütün büyük otoritelere rağmen aradığı çözümü bulamadığını açıklar.

  32. 32

    Ne yaram öğündü ne bağ çözüldü

    Yüz yiğirmi dörde verilmez adet

    1‘Ne yaram iyileşti ne de bağım çözüldü;

    2Yüz yirmi dört bin peygamberin sayısı burada anılır.’

    Yaranın iyileşmemesi ve bağın çözülmemesi, yolculuğun değişmeyen iki yüküdür. Yüz yirmi dört bin peygamber sayısının anılması, yardım arayışını bütün peygamberler tarihine yayar; kaynak bundan ötesini ayrıntılandırmaz.

  33. 33

    Buna peygamberden bulmadım

    El’aman kıl ya Muhammed

    1‘Hiçbir peygamberden bu konuda yardım bulamadım;

    2Aman, ey Muhammed; bana cömertlik göster.’

    Hiçbir peygamberden yardım bulamayan dev son umudunu Muhammed’in merhametine bağlar. ‘El’aman’ ve ‘mürüvvet’ sözleri, eski zorbanın artık aman dileyen ve cömertlik bekleyen kırılgan kişiye dönüştüğünü gösterir.

  34. 34

    Kuşça canım kafesinden süzüldü

    Süleymandan haberini alın mı (1)

    1‘Kuş kadar hafif canım kafesinden uçup gidiyor;

    2Süleyman’dan haberimi aldınız mı?’

    Canın kuş gibi kafesten uçması, devin tükenişini ölüm eşiğiyle anlatır. Süleyman’dan haber alınıp alınmadığını sorması, geçmişte verilen müjdenin şimdi doğrulanmasını ve bekleyişin sona ermesini ister.

  35. 35

    Kaftan ırak yollarından gelin mi

    Görünceğiz sen oğlanı bilin mi

    1‘Kaf Dağı’nın uzak yollarından geldiniz mi?

    2O oğlanı görünce tanır mısınız?’

    Kaf Dağı’nın uzak yollarından geliş ile oğlanı tanıma sorusu aynı arayışta birleşir. Dev bağını çözecek kişiyi adından değil yüzünden tanıyacağını söyler; görsel işaret anlatıda belirleyici olacaktır.

  36. 36

    Eğlenme de şu orduyu gezindi

    Büyük küçük bu haberi duydular

    1‘Oyalanma; şu ordunun içinde dolaş.’

    2Büyük küçük herkes bu haberi duydu.

    Muhammed’in ordu içinde dolaşma buyruğu, kimliği topluluk arasından görerek bulma sınavıdır. Haberin büyük küçük herkese yayılması, aranan oğlanın toplumsal bir tanıma sahnesinde ortaya çıkacağını gösterir.

  37. 37

    Tellâl koyup çarşı çarşı sordular

    Cümlesi de derildiler geldiler

    1Tellallar çıkarıp çarşı çarşı sordular;

    2Herkes toplanıp geldi.

    Tellalların çarşı çarşı soruşturması, arayışı resmî ve kamusal hâle getirir. Herkesin toplanmasıyla devin kişisel merakı bütün şehrin katıldığı geniş bir karşılaşmaya dönüşür.

  38. 38

    Hepsi divin karşısında dizildi

    Nice günler geçti aylar savuştu

    1Hepsi devin karşısında sıraya girdi;

    2Günler geçti, aylar birbiri ardınca bitti.

    Toplananların dev karşısında sıraya dizilmesi tek tek yüzlerin incelenmesini sağlar. Günler ve ayların geçmesi, aranan kişinin kalabalık içinde kolay bulunamadığını ve devin sabrının yeniden sınandığını anlatır.

  39. 39

    Derd ehli de dermanına kavuştu

    Bunca insan tekçe tekçe buluştu

    1Dert sahibi sonunda dermanına kavuştu;

    2Bunca insan onunla birer birer buluştu.

    Dert sahibinin dermana kavuştuğu sözü umudu yükseltir; bunca insanla birer birer buluşma ise arayışın titizliğini gösterir. Çözüm toplu bir mucizeden çok herkesin yüzünü dikkatle görme sürecinden doğar.

  40. 40

    Gümanım kalmadı umum (2) üzüldü

    Div de der ki beni aldı bu merak

    1‘Artık kuşkum kalmadı; herkes üzüldü.’

    2Dev dedi ki: ‘Bu merak beni sardı;

    Kuşkunun kalmadığı ve herkesin üzüldüğü anda dev merakının kendisini sardığını söyler. Umut ile hayal kırıklığı arasında kalan bu söz, aranan kişinin yakın olduğuna dair iç sezginin hâlâ sürdüğünü gösterir.

  41. 41

    Gelemem bir dahi menzilim ırak

    Aradığım oğlan burdadır mutlak

    1Bir daha gelemem, gideceğim yer uzaktır;

    2Aradığım oğlan kesinlikle buradadır.’

    Menzilin uzaklığı nedeniyle bir daha gelemeyeceğini söyleyen dev, son şansının bu buluşma olduğunu bilir. Aradığı oğlanın kesinlikle orada bulunması, sezgisini çaresiz ama kararlı bir iddiaya dönüştürür.

  42. 42

    Yana yana şu vücudüm Közoldu

    Muhammed der dive dava eyledin

    1‘Yana yakıla bütün bedenim köze döndü.’

    2Muhammed deve dedi ki: ‘Bir iddiada bulundun;

    Bedenin köze dönmesi uzun bekleyişin iç yakıcılığını anlatır. Muhammed’in ‘dava eyledin’ demesi, devin sezgisini sınanacak açık bir iddia olarak kabul eder ve çözüm anını yaklaştırır.

  43. 43

    Bunca halkı bir araya derledin

    Oğlan burda sen oğlanı görmedin

    1Bunca halkı bir araya topladın;

    2Oğlan buradaydı ama sen onu görmedin.’

    Halkın toplandığı hâlde oğlanın görülememesi, devin tanıma yeteneğini kuşkuya açar. Muhammed’in sözü, aranan kişinin aslında orada olduğu fakat hakikatin sıradan bakışla seçilemediği düşüncesini kurar.

  44. 44

    Elin bağlı bin yıl dahi gezindi

    Div de der ki sanman beni deliyim

    1‘Ellerin bağlı hâlde bin yıl daha dolaştın.’

    2Dev dedi ki: ‘Beni deli sanmayın;

    Bin yıllık bağlılık yeniden hatırlatılınca dev kendisini deli sanmamalarını ister. Sürekli tekrarlanan süre, onun iddiasının geçici hayal değil acıyla sınanmış uzun bir tanıklık olduğunu savunur.

  45. 45

    Kaftan ırak yollarımdan gelirim

    Görünceğiz ben oğlanı bilirim

    1Kaf Dağı’nın uzak yollarından geliyorum;

    2Oğlanı görünce mutlaka tanırım.’

    Kaf Dağı’nın uzak yollarından geldiğini söyleyen dev, oğlanı görünce tanıyacağında ısrar eder. Yolun uzunluğu, belleğinin güvencesi olur; unutmadığı yüz, kurtuluşunun tek anahtarıdır.

  46. 46

    Kaşlarından mim duası yazıldı

    Hak emrile gökten Cebrail indi

    1Oğlanın kaşlarında mim harfine benzeyen bir işaret vardı;

    2Hakk’ın emriyle Cebrail gökten indi.

    Kaşlardaki mim işareti, Muhammed adını hatırlatan belirleyici nişandır. Tam bu tanıma ölçüsü açıklanırken Cebrail’in inmesi, kişisel hafıza ile ilahî buyruğun aynı anda devreye girdiğini gösterir.

  47. 47

    İndi de namına sultanı sundu

    Allah Muhammede selâm gönderdi

    1İnip sultan adına sunumda bulundu;

    2Allah Muhammed’e selam gönderdi.

    Cebrail sultan adına sunumda bulunur ve Allah’ın selamını Muhammed’e iletir. Göksel elçinin gelişi, devin davasının yalnız insan meclisinde değil ilahî makamda da karşılık bulduğunu bildirir.

  48. 48

    Muhammedsin div kendini çözündü

    Muhammed Selmana gel dedi geldi

    1‘Ey Muhammed, devin bağını sen çöz.’

    2Muhammed Selman’a ‘Gel’ dedi; Selman geldi.

    Devin bağını Muhammed’in çözmesi buyrulur; ardından Selman çağrılır. Kurtuluş emri açık olsa da uygulama bir aracının gelişiyle tamamlanacaktır; bu gecikme, Selman görünümündeki sırrı hazırlar.

  49. 49

    Âleme bir nurdur balkıdı doğdu (1)

    Selman donunda da Aliyi gördü

    1Âleme bir nur gibi parlayarak doğdu;

    2Dev, Selman görünümünde Ali’yi gördü.

    Âleme nur gibi doğan Selman’ın görünümünde Ali’nin görülmesi, aranan oğlanın kimliğini açığa çıkarır. Dev, bin yıl önce kendisini bağlayan kudretin farklı bir surette karşısında bulunduğunu anlar.

  50. 50

    Div Muhammed hırkasına sarıldı

    Yerde insan gökte melek yok iken

    1Dev Muhammed’in hırkasına sarıldı;

    2Daha yerde insan, gökte melek yokken,

    Dev Muhammed’in hırkasına sarılarak sığınır; tekrar edilen insan ve melek öncesi zaman, Ali sırrının ezelîliğini hatırlatır. Başlangıç dizesi burada hikâyenin çözümüne bağlanan nakarat olur.

  51. 51

    Duyar idim çok div başın keserdi

    Ali divin kusuruna kalmadı

    1‘Onun birçok devin başını kestiğini duyardım;

    2Ali ise devin kusurunu yüzüne vurmadı.’

    Devin Ali’nin birçok devi öldürdüğünü duyması, onun kudretini önceden bildiğini gösterir. Ali’nin devin kusurunu yüzüne vurmaması ise zaferi merhametle tamamlar; güç, aşağılamaya dönüşmez.

  52. 52

    Kimi inandı kimi inanmadı

    Ta Elestten veren dönmedi

    1Kimi inandı, kimi inanmadı;

    2Ezel meclisinde ikrar veren sözünden dönmedi.

    Kalabalığın kimi inanıp kimi inanmaması, mucize karşısında bile seçimin sürdüğünü gösterir. Ezel meclisinde ikrar verenlerin dönmemesi, gerçek bağlılığı anlık şaşkınlıktan ayıran ölçü olur.

  53. 53

    Münkirin gönlüne lânet yazıldı

    Büyük küçük bu haberi işitti

    1İnkârcının gönlüne lanet yazıldı;

    2Büyük küçük herkes bu haberi işitti.

    İnkârcının gönlüne lanet yazılırken haberin herkese ulaşması, artık bilgisizliğin mazeret olmayacağını belirtir. Büyük küçük bütün topluluk, Ali’nin sırrına ilişkin tanıklığın muhatabı hâline gelir.

  54. 54

    Alinin sırrına kim erdi yetti

    Div müslüman oldu sılaya gitti

    1Ali’nin sırrına kim gerçekten erişebilir?

    2Dev Müslüman olup yurduna döndü.

    Ali’nin sırrına erişmenin güçlüğü soru biçiminde bırakılır; dev ise Müslüman olup yurduna döner. Uzun ceza yalnız bağın çözülmesiyle değil inanç ve yön değişikliğiyle gerçek sonucuna ulaşır.

  55. 55

    Cemaat dağıldı alay bozuldu

    Kul Himmet üstadım dediğim neden

    1Topluluk dağıldı, kurulan düzen sona erdi;

    2Kul Himmet, ‘Ona niçin üstadım derim?’ diye sorar.

    Meclis dağılır ve kurulan alay sona erer; Kul Himmet anlatıya kendi sesiyle girer. ‘Üstadım’ deyişinin nedenini sorması, dev hikâyesini şairin Ali’ye kişisel bağlılığını açıklayan bir delile dönüştürür.

  56. 56

    Gitmiyor sevdası bir dem serimden

    İkrarlık güderek Elest deminden

    1Onun sevgisi bir an bile aklımdan çıkmıyor;

    2Ezel meclisinden beri ikrarı gözetiyorum.

    Ali sevgisinin bir an bile zihinden çıkmaması, anlatılan destanın şair için yaşayan anlamını gösterir. Ezel meclisinden beri ikrarı korumak, devin bin yıllık sadakat sınavına karşı şairin kendi bağlılık sözüdür.

  57. 57

    Hakkın ismi kalbimize yazıldı

    1Hakk’ın adı kalbimize yazıldı.

    Tek dizeyle kapanan Hakk’ın adının kalbe yazılması, kaşta görülen mim ve gönle yazılan lanet imgelerine karşı olumlu son işarettir. Hakiki ikrar dış damgada değil kalpte kalıcı bir yazı olur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Kul Himmet isnadı tarihî baskının şair bölümü ve geleneksel aktarımına dayanır; kaynak paketi atfı kesinleştirmediği için “probable” korunmuştur.

Atıf kanıtını aç ↗

Bektaşî Şairleri ve Nefesleri c.1-2, 1955; Kul Himmet, basılı No. 14; PDF 191–192–193–194–195; 57 birim/113 dize. Kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz. Basılı aparat: (1) «Çöz imdi» yerine. (1) «Gez imdi» yerine. (1) «Alır mısın» (2) Umut, ümit. (1) Bir beyit noksan. Paratext: Kaynak «Sanma senin bağlı bin yıl dahi gezindi «?»» satırından sonra eksik dize işareti taşır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirAllah Medet Yâ Muhammed Yâ Ali
Allah medet yâ Muhammed yâ Ali
Kul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ikrar

Tarikat yoluna bağlılık sözü.

medet

Yardım çağrısı.

mürüvvet

İyilik, cömertlik ve bağışlayıcılık.

Kafdağı

Masalsı anlatıda devlerin yaşadığı, dünyanın sınırı sayılan dağ.

nur

İlahî aydınlık; Ali ve Muhammed’in yaratılış öncesi özünü anlatan ışık.

âhırzaman

Dünyanın sonuna yakın olduğuna inanılan dönem.

sır

Herkese açılmayan manevî bilgi.

zurbazu

Çok güçlü, zorba kuvvet sahibi kişi.