DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Anonim Halk Şiiri/Yeşil Kurbağalar Öter Göllerde
Eğin gurbet türküsü · Çeşitli dönemler

Yeşil Kurbağalar Öter Göllerde

Eğin çevresine bağlanan uzun anonim türkü, yedi yıldır dönmeyen ağaya duyulan özlemi mevsimler, Fırat, bayram ve bağ görüntüleriyle büyütür. Anlatıcı hem sevgiliyi sılaya çağırır hem de gurbeti icat edene beddua eder; tekrarlar bireysel hasreti toplu bir ağıda çevirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yeşil kurbağalar öter göllerde

    Kırıldı kanadım kaldım çöllerde

    1Göllerde yeşil kurbağalar ötüyor.

    2Kanadım kırıldı, çöllerde kalakaldım.

    Göldeki kurbağa sesleri canlı bir tabiat kurarken anlatıcı kırık kanatla çölde kalmış kuşa benzer. Su ve yeşillik karşısındaki çöl, hareket edememe ve sevgiliye ulaşamama duygusunu keskin bir mekân karşıtlığıyla verir.

  2. 2

    Anasız babasız gurbet ellerde

    Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

    1Anasız babasız, yabancı memleketlerdeyim.

    2Ben ağlamazsam benim yerime kim ağlar?

    Gurbet yalnız uzaklık değil, anne ve babadan da yoksun kalınan sahipsizlik hâlidir. ‘Ben ağlamazsam kim ağlar?’ sorusu acının tanığını bulamaz; anlatıcı kendi yasını tutmak zorunda kalan tek kişi gibi konuşur.

  3. 3

    Şu gönlümü kimler eğlesin

    Eğin dağlarında güller bitmiyor

    1Bu hüzünlü gönlümü kim avutabilir?

    2Eğin dağlarında artık güller açmıyor.

    Mahzun gönlü avutacak kimse bulunmazken Eğin dağlarında gül de bitmez. İç dünyadaki sevinç eksikliği memleketin tabiatına yansıtılır; sevgilinin yokluğu yüzünden dağlar bile bahar üretmeyen bir yere dönüşür.

  4. 4

    Viran bahçelerde bülbül ötmüyor

    Yârimin sevdası

    1Yıkılmış bahçelerde bülbül sesi duyulmuyor.

    2Sevgilimin aşkı aklımdan ve gönlümden çıkmıyor.

    Viran bahçe ve susmuş bülbül, terk edilmiş memleketin klasik aşk görüntüleridir. Buna karşı sevgilinin sevdası baştan gitmez; dış dünya sessizleşse de içteki bağlılık sürekli ve inatçı biçimde yaşamayı sürdürür.

  5. 5

    Gel ağam gel ağam, gel de yine git

    Akan gözüm yaşın sil de yine git

    1Gel ağam, bir kez gel; sonra yine gidersin.

    2Akan gözyaşımı sil; istersen sonra yine git.

    Anlatıcı sevgiliden kalıcı dönüş istemeye cesaret edemez; bir kez gelsin, gözyaşını silsin, sonra isterse yine gitsin. Bu alçakgönüllü pazarlık, yedi yıllık hasret içinde kısa bir tesellinin bile ne kadar değerli olduğunu gösterir.

  6. 6

    Eğinin ardından akan Fırattır

    Ağamın bindiği demir kır attır

    1Eğin’in arkasından akıp geçen su Fırat’tır.

    2Ağamın bindiği at demir kır rengindedir.

    Fırat, Eğin coğrafyasını kesin bir nehir görüntüsüyle bağlar; demir kır at da uzaktaki ağanın hareket ve gücünü hatırlatır. Sevgiliye ait at görünürken kendisi görünmez, bu yüzden eşya hasretin taşıyıcısına dönüşür.

  7. 7

    Elime geçerse hayli murattır

    Tez gel ağam tez gel olma

    1Ona kavuşabilirsem büyük dileğime ererim.

    2Çabuk gel ağam; namertlik edip gecikme.

    Ağaya kavuşmak birçok dileğin gerçekleşmesi anlamına gelir. ‘Muhannet olma’ uyarısı gecikmeyi yalnız mesafe değil vefasızlık ihtimali olarak değerlendirir; anlatıcı sevginin sözle değil dönüş davranışıyla kanıtlanmasını ister.

  8. 8

    Gurbet icat eden görmesin cennet

    Eğinin etrafı dağdır, meşedir

    1Gurbeti çıkaran kişi cenneti görmesin.

    2Eğin’in çevresi dağlarla ve meşe ormanlarıyla kaplıdır.

    Gurbeti icat edene edilen beddua ayrılığı kişisel kader olmaktan çıkarıp insanlara zarar veren bir düzen sayar. Ardından Eğin’in dağ ve meşeleri anılır; özlenen memleket, sert ama tanıdık coğrafyasıyla yeniden kurulur.

  9. 9

    İçinde oturan beydir, paşadır

    Yüzelli mahalle beş yüz köşedir

    1Orada oturanların arasında beyler ve paşalar vardır.

    2Yüz elli mahallesi, beş yüz köşesi bulunur.

    Eğin’de beylerin ve paşaların bulunması memleketin saygınlığını, mahalle ve köşe sayıları ise büyüklüğünü abartılı bir övgüyle anlatır. Anlatıcı sevgiliyi yalnız kendisine değil, böylesine değerli bir yere dönmeye çağırır.

  10. 10

    Gel ağam, gel ağam olma yalancı

    Benim ahım eder seni dilenci

    1Gel ağam; sözünde durmazlık etme.

    2Benim ahım seni sonunda dilenciye çevirir.

    Sözünde durmayan ağaya yönelen ah, onu dilenci edecek kadar güçlü bir manevi yaptırım gibi sunulur. Yalvarma ile tehdit yan yana gelir; sevgi sürmektedir fakat uzun bekleyiş anlatıcının sesini sertleştirmiştir.

  11. 11

    Ağam İstanbullu, Eğinli misin

    Sılaya gelmeğe yeminli misin

    1Ağam, sen İstanbullu musun, Eğinli misin?

    2Memlekete dönmemeye yemin mi ettin?

    İstanbullu mu Eğinli mi olduğu sorusu ağanın aidiyetini sınar. Memlekete gelmemek sanki yeni şehri seçmek ve eski kimliğini bırakmak demektir; dönüş yemini sorusu bu kopuşun bilinçli olup olmadığını araştırır.

  12. 12

    Yoksa bana da mı emin değilsin

    Tez gel ağam tez gel eğlenmiyesin

    1Yoksa bana da güvenmiyor musun?

    2Çabuk gel ağam; oralarda oyalanma.

    Güvensizlik ihtimali, gecikmenin başka bir açıklaması olarak ortaya çıkar. ‘Eğlenme’ sözü hem oyalanmama hem gurbet yerinde keyfe dalmama uyarısı taşır; anlatıcı ağanın kendisini unuttuğundan kuşkulanır.

  13. 13

    Elde güzel çoktur evlenmiyesin

    Eğin viran olmuş bülbül ötmiyor

    1Etrafında çok güzel olsa da sakın evlenme.

    2Eğin yıkılmış; bahçelerinde bülbül ötmüyor.

    Gurbet yerdeki güzeller evlilik tehlikesi olarak görülür ve ağadan açık sadakat istenir. Aynı anda Eğin’in viran ve bülbülsüz olduğu söylenir; sevgilinin dönüşü hem âşığı hem memleketi yeniden canlandıracaktır.

  14. 14

    Ağam elim yetmiyor

    Sayı tutam dedim, sayı yetmiyor

    1Ağam uzak yolda, elim ona ulaşmıyor.

    2Geçen günleri saymaya kalktım, sayılar yetmedi.

    Uzak yol elin erişmesini engeller, geçen günler de sayılamayacak kadar çoğalır. Mekânsal mesafe zamanın uzamasına dönüşür; anlatıcı her iki ölçüde de sevgiliye ulaşamayacak kadar yetersiz kaldığını hisseder.

  15. 15

    Gel ağam, gel ağam tez gel sılaya

    Sen gelmezsen ağam gelem oraya

    1Gel ağam, çabucak memlekete dön.

    2Sen gelmezsen ben oraya gelirim.

    Önce ağanın sılaya dönmesi istenir, ardından anlatıcı kendisinin gurbete gideceğini söyler. Bekleyiş edilgenlikten çıkar; kavuşma için yön değiştirmeye hazırdır, fakat asıl doğru hareketin ağanın eve dönmesi olduğunu korur.

  16. 16

    Eğinin altında susuz çaylara

    Yalvarırım yıldızlara aylara

    1Eğin’in altındaki susuz çaylara,

    2yıldızlara ve aya yalvarıyorum.

    Eğin’in altındaki susuz çaylar, yıldızlar ve aylar aynı yalvarışın muhataplarıdır. Anlatıcı yeryüzündeki kurumuş sularla gökteki ışıkları birlikte çağırarak uzak kaldığı yere ve sevdiğine ulaşma isteğini bütün tabiata duyurur.

  17. 17

    Yar ile sahrada geçen çağlara

    Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

    1Sevgiliyle kırda geçirdiğimiz zamanlar uğruna,

    2ben ağlamazsam benim yerime kim ağlar?

    Sevgiliyle kırda geçen eski çağlar bugünkü gurbete karşı mutlu hatıra olarak çağrılır. Ağlama sorusu, geçmişin geri gelmeyişine yalnız anlatıcının yas tuttuğunu ve ortak anıların tek sahibine dönüştüğünü düşündürür.

  18. 18

    Bu garip gönlümü kimler eğlesin

    Ağam sen gideli yedi yıl oldu

    1Bu kimsesiz gönlümü kim avutabilir?

    2Ağam, sen gideli tam yedi yıl geçti.

    Gönlü eğlendirecek kişi yoktur ve ayrılık yedi yıl gibi somut bir süreye bağlanır. Sürenin belirtilmesi şiirin tekrarlarını ölçülebilir bekleyişe dönüştürür; hasret artık geçici değil hayatın büyük bir bölümünü kaplayan durumdur.

  19. 19

    Diktiğin ağaçlar meyvalar doldu

    Seninle gidenler sılaya döndü

    1Diktiğin ağaçlar büyüyüp meyveyle doldu.

    2Seninle gidenlerin hepsi memlekete döndü.

    Ağanın diktiği ağaçların meyve vermesi yedi yılda tabiatın nasıl olgunlaştığını gösterir. Onunla giden herkes dönmüşken yalnız ağanın kalması, gecikmeyi yol şartlarından çok kişisel seçim gibi gösterir.

  20. 20

    Tez gel ağam tez gel bayram geliyor

    Eller sevdiğine

    1Çabuk gel ağam; bayram yaklaşıyor.

    2Herkes sevdiğine kırmızı bayramlıklar alıyor.

    Bayram yaklaşırken başkaları sevgililerine kırmızı giysiler alır; toplu hazırlık anlatıcının eksikliğini görünür kılar. Ağanın gelişi artık yalnız özel kavuşma değil, bayram sevincine katılabilmenin şartıdır.

  21. 21

    Ağamın bıyığı burmadır burma

    Bir teli bir teli sırma

    1Ağamın bıyıkları kıvrım kıvrımdır.

    2Bir teli ipek, öteki teli sırma gibidir.

    Ağanın kıvrık bıyığı ipek ve sırma tellerine benzetilerek sevilen erkeğin portresi çizilir. Yumuşak ipek ile parlak altın tel, uzak sevgilinin hem zarif hem gösterişli oluşunu tek ayrıntıda birleştirir.

  22. 22

    Mevlâyı seversen gurbette durma

    Tez gel ağam tez gel olma yalancı

    1Mevlâ’yı seviyorsan gurbette daha fazla kalma.

    2Çabuk gel ağam; sözünde durmazlık etme.

    Mevlâ sevgisi ağayı gurbette kalmamaya çağıran ahlaki gerekçeye dönüşür. Yalancılık uyarısı, verilen dönüş sözünün tutulmadığını düşündürür; anlatıcı ilahi bağlılıkla insani vefanın birbirini gerektirdiğini savunur.

  23. 23

    Benim ahım eder seni dilenci

    Güneş doğar iken allanır dağlar

    1Benim ahım seni sonunda dilenciye çevirir.

    2Güneş doğarken dağlar kızıl renge bürünür.

    Ahın dilenciliğe düşürme tehdidi yeniden gelirken güneşin dağları kızartması tabiatta parlak bir sabah açar. İnsan ilişkisi karanlık olsa da memleket ışıkla renklenir; bu güzellik ağanın yokluğunu daha görünür yapar.

  24. 24

    Yeşil ipeklere boyanır bağlar

    Yarin sevgileri ciğeri dağlar

    1Bağlar yeşil ipek giymiş gibi renklenir.

    2Sevgiliye duyulan hasret insanın ciğerini yaralar.

    Bağların yeşil ipeğe bürünmesi baharın zenginliğini anlatır, fakat sevgilinin hasreti ciğeri dağlar. Dışarıdaki canlılık iç acıyı iyileştirmez; tersine paylaşılmayan güzellik anlatıcının yarasını derinleştirir.

  25. 25

    Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

    Yürek yarasını kimler bağlasın

    1Ben ağlamazsam benim yerime kim ağlar?

    2Yüreğimdeki yarayı kim sarabilir?

    Ağlama sorusu bu kez yürek yarasını saracak kimseyi arar. Acı yalnız boşalmak isteyen gözyaşı değildir; tedavi bekleyen açık yaraya dönüşür, fakat sevgili dışında onu bağlayacak kişi bulunmaz.

  26. 26

    Bayram geldi diye oynuyor kızlar

    Yari düşününce yüreğim sızlar

    1Bayram geldi diye kızlar sevinip oynuyor.

    2Ben sevgiliyi düşününce yüreğim sızlıyor.

    Bayramda oynayan kızların sevinci ile sevgiliyi düşününce sızlayan yürek karşılaştırılır. Aynı gün topluluğa neşe, anlatıcıya acı getirir; bayramın anlamı sevilen kişi yanındaysa tamamlanabilecek bir duygu olur.

  27. 27

    Karalar giyinmiş gökte yıldızlar

    Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

    1Gökteki yıldızlar bile kara yas giymiş.

    2Ben ağlamazsam benim yerime kim ağlar?

    Yıldızların kara giymesi gökyüzünü anlatıcının yasına ortak eder. İnsanlar bayramlık al giyerken gök karaya bürünür; ağlama sorusu böylece yalnız kişisel değil, kozmik bir matem görüntüsü içinde yinelenir.

  28. 28

    Şu gönlümü kimler eğlesin

    1Bu hüzünlü gönlümü kim avutabilir?

    Tek dizelik kapanış mahzun gönlü kimin eğlendireceğini yeniden sorar. Yedi yıl, bayram, meyve veren ağaçlar ve dönen yolcular geçmiştir; fakat ağanın yokluğu değişmediği için şiir cevapsız kalan ilk yalnızlık sorusuna döner.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Geleneksel / tartışmalı atıf

Anonim Türküler bölümündeki sabit 1938 varyantıdır. Bu bir kişi kimliği değildir; her şiir yalnız sabit 1938 kaynak varyantı olarak sunulur ve tek bir yaratıcı ima edilmez.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Anonim Türküler bölümü, basılı No. 4, PDF 305–306; 28 birim/55 dize. Sabit sürüm Ergun-1938-ANONIM-TURKU-4. Yerel görsel yollar yalnız iç kanıt zincirindedir; okur bağlantısı kamuya açık HTTPS taramasına gider.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYüz Aya Değer
Yüz aya değer
Anonim Halk Şiiri · mani

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

mahzun

üzgün

serden gitmiyor

baştan, gönülden çıkmıyor

muhannet

namert, güvenilmez

ırak yolda

uzak yolda

ibrişim

ince ipek iplik

allar alıyor

kırmızı bayramlıklar alıyor