Yüreğime şerha şerha yâreler urdu bu aşk
Aşkı bir yaralama olarak tarif eden yedi beyit. “Bu aşk” redifi her beyitte aynı özneyi işaret eder ve o özne hep bir şey yapar — yaralar, yakar, yolda bırakır. Şair şikâyet etmemeyi ise bir başarı değil, aşkın kendi eseri sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yüreğime yâreler urdu bu aşk
Ciğerimi eyleyip yaktı bu aşk
1Yüreğime dilim dilim yaralar açtı bu aşk;
2ciğerimi delik deşik edip yaktı bu aşk.
- 2
Ne bir haber ne selâm var yârdan, ey dil, sabret
Sana her dem yeni bir idüp geldi bu aşk
1Yârdan ne haber var ne selam; ey gönül, sabret;
2sana her an yeni bir sıkıntı getirip geldi bu aşk.
Sessizlik en ağır cezalardan biri. Şair gönlüne sabır telkin ediyor ama gerekçe sunmuyor — çünkü ikinci dize, sabrın sonunda yeni bir mihnet olduğunu zaten söylüyor.
- 3
Benem ol âşık-ı sadık ki şikâyet kılmayam
Başa her ne gele birle rızâ kıldı bu aşk
1Ben o sadık âşığım ki şikâyet etmem;
2başa her ne gelirse gelsin razı kıldı bu aşk.
Rıza, tekke şiirinin çekirdek kavramı. Ama beytin inceliği şurada: razı olan şair değil, onu razı eden aşk. İrade yine karşı tarafta.
- 4
Nice ârif var iken mecliste ol bir nâdânı
Getirip kıldı reh-i aşkda rehber bu aşk
1Mecliste nice arif varken o bir cahili
2getirip aşk yolunda kılavuz yaptı bu aşk.
Aşkın seçimi liyakate bakmıyor. Bilenler otururken bilmeyen öne geçiriliyor — bu, tasavvufta “ilim değil, hâl” diye anlatılan ölçünün şiirdeki karşılığı.
- 5
Deme kim ‘aşk bu değil’ aşk bu imiş hakîkat
Seni edip yolda koyarsa bu aşk
1“Aşk bu değil” deme; hakikat şu ki aşk buymuş:
2seni şaşkına çevirip yolda bırakırsa bu aşk.
Bir tanım beyti. Aşkın alameti kavuşmak değil, yolda bırakılmak. Şair itiraz edecek okuru baştan susturuyor: beklediğin şey aşk değildi.
- 6
Kime sorsan ‘aşk nedir?’ bir nice tarif eder
Kime bir renk olur aşk, kime bir hâl olur aşk
1Kime sorsan “aşk nedir?” diye bir sürü tarif eder;
2kimine bir renk olur aşk, kimine bir hâl olur aşk.
Tanımların çokluğu tanımsızlığın kanıtı sayılıyor. “Renk” dıştan görüneni, “hâl” içten yaşananı anlatıyor; ikisi arasındaki fark, aşkı bilmekle yaşamak arasındaki farktır.
- 7
Eşrefoğlu Rûmî der: Bu aşk bir bahr-i ummandır
Nice bin mest-i dil-i şeyda gezerken yok olur aşk
1Eşrefoğlu Rûmî der ki: Bu aşk bir okyanustur;
2nice bin çılgın gönüllü sarhoş gezerken yok olur aşk.
Mahlas beyti ölçeği değiştiriyor: yaradan okyanusa. Son dizedeki “yok olur” iki türlü okunabilir — âşıklar yok olur ya da aşkın kendisi. Beyit ikisini de mümkün bırakıyor; fenâ düşüncesi tam olarak bu belirsizlikte durur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 170912 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa Mustafa Güneş'in Eşrefoğlu Rûmî Dîvânı çalışmasından aktarılmış; şairin adı, künye satırı ve telif açıklaması metne dâhil edilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Aşkın odu ciğerimiEşrefoğlu Rûmî · Aşk acısını tekrarlı söyleyişle anlatan ilahi→
Gazel bir cerrah masası gibi açılıyor: şerha, yani kesik. Aşk burada duygu değil, bedene uygulanan bir işlem. Redif ilk beyitte failin kim olduğunu sabitliyor ve bir daha değişmiyor.