Zâhid Hû demeyi inkâr eyleme
Zâhide karşı bir savunma olarak kurulan nefes, Hu zikrinin kaynağını yaratılıştan başlatıp Kırklar cemine kadar getiriyor. On iki dörtlük boyunca yinelenen redif, anlatılan tarihi aynı anda tekrarlanan bir zikre çeviriyor; son bölümde söz yeniden muhataba dönüyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hû demeyi inkâr eyleme
Ya neye çağırır insan Hu deyu
Hu demenin aslı nedendir böyle
Gel edelim sana beyan Hu deyu
1Zâhit, "Hû" demeyi inkâr etme;
2insan başka neye "Hu" diye çağırır?
3"Hu" demenin aslı nedendir, niçin böyledir?
4Gel, sana açıklayalım, "Hu" diyerek.
- 2
Evvelü âhır
Cemâli nurundan doğdu bir gevher
Muhammed Mustafa İmamı Hayder
Oldu o gevherden ayan Hu deyu
1Evveli de âhiri de: hüvallahu ekber.
2Cemalinin nurundan bir cevher doğdu;
3Muhammed Mustafa ile İmam Hayder
4o cevherden görünür oldu, "Hu" diyerek.
Yaratılış tek bir cevherden başlatılıyor, Muhammed ile Ali de o cevherin iki görünümü sayılıyor; nûr-ı Muhammedî inancının nefeslerdeki alışılmış özeti. "Evvel ü âhır" başlangıç ve son demektir, yani zikir daha ikinci dörtlükte zamanın iki ucuna birden bağlanıyor.
- 3
Tecelli irişti çün başa gelip
O cevher mevcile huruşa gelip
Çerhi felek anda hem cuşa gelip
İstedi Âdemi devran Hu deyi
1Tecelli erişip başa gelince,
2o cevher dalgalanıp coşunca,
3çarkıfelek de o anda coşunca,
4devran Âdem'i istedi, "Hu" diyerek.
Üç dize de "-e gelip" ile bağlanıp tek bir yükleme akıyor: tecelli, cevherin coşması ve feleğin dönmesi arka arkaya dizilerek Âdem'in yaratılışını hazırlıyor. Kaynak bu dörtlükte redifi "Hu deyi" biçiminde dizmiş; öbür on bir dörtlükte "deyu" olan söz burada değiştirilmeden bırakıldı.
- 4
Muhammed -i peygamber oldu
Ali evliyaya, şah, server oldu
Selman Muhammede hem rehber oldu
Ol günde yürüdü erkân Hu deyu
1Muhammed peygamberlerin sonuncusu oldu,
2Ali evliyaya şah ve önder oldu,
3Selman da Muhammed'e rehber oldu;
4o gün erkân yürüdü, "Hu" diyerek.
Üç makam üç dizeye paylaştırılıyor: nübüvvet Muhammed'de, velayet Ali'de, rehberlik Selman'da. Rehber Bektaşî erkânında gerçek bir görev adıdır, dolayısıyla dörtlük mitolojik sahneyi doğrudan dergâhın işleyişine bağlıyor. "Hâtem" mühür demek, peygamberliği kapatan mühür anlamında.
- 5
Erenler gizliydi ulu mekânda
Muhammedle Ali bir idi anda
okuyup karşı duranda
Yedi kez çağırdı Cihan Hu deyu
1Erenler ulu mekânda gizliydi,
2Muhammed'le Ali orada birdi.
3"Lâ fetâ" okuyup karşı durunca,
4cihan yedi kez çağırdı, "Hu" diyerek.
"Lâ fetâ illâ Ali" nidası Alevî-Bektaşî geleneğinde Ali'nin yiğitliğini tescil eden sözdür; burada okunan bir metin gibi işleniyor. Yedi sayısı hem gökleri hem tavaf turlarını çağrıştırdığı için nida tek bir sesten çıkıp kâinatın tekrarına dönüşüyor.
- 6
Bir üzüm danesi ol Şah elinde
Kırklar dahi içti cümle mestoldu
Çıkınca Mustafa miraç yolunda
Şehadet eyledi Selman Hu deyu
1Bir üzüm tanesi o Şah'ın elinde;
2Kırklar da içti, hepsi mest oldu.
3Mustafa miraç yoluna çıkınca,
4Selman şahitlik etti, "Hu" diyerek.
Dörtlüğün kafiyesi -inde / -unda üzerine kurulu, ama ikinci dize bu düzenin dışında kalıyor ve sekizinci dörtlüğün ilk dizesiyle birebir örtüşüyor; dizginin bir satırı yanlış yere düşürdüğü anlaşılıyor. Doğrusu bilinemeyeceği için dize ne değiştirildi ne çıkarıldı, kaynaktaki hâliyle bırakıldı.
- 7
Ol üzüm danesin getirdi Selman
Kırklar demi ol dem etti galeyan
Muhammed onlarla birlikte ey can
Hu Allah söyledi irfan Hu deyu
1O üzüm tanesini Selman getirdi,
2Kırkların demi o an galeyana geldi.
3Ey can, Muhammed de onlarla birlikteydi;
4irfan "Hu Allah" söyledi, "Hu" diyerek.
"Dem" nefeslerde hem an hem içilen şey demektir; dize ikisini birden kullanıyor, çünkü Kırkların demi hem içki hem zaman olarak kaynıyor. "Ey can" hitabı da anlatıyı bir anda kesip dinleyene dönüyor ve nefes okunduğu meclisi kendi metninin içine alıyor.
- 8
Kırklar dahi içti cümle mestoldu
Şahımerdan cümlesinden üst oldu
Hezar post bağlayıp oldu
Semaa girdiler hemen Hu deyu
1Kırklar da içti, hepsi mest oldu;
2Şah-ı Merdan hepsinden üstün oldu.
3Bin post bağlanıp kemer kuşanıldı;
4hemen semaa girdiler, "Hu" diyerek.
Mestlik burada sarhoşluk değil bir mertebe sınavı gibi işliyor: hepsi içiyor ama üstün olan Ali oluyor. "Kemerbest" belini bağlamış, yola girmiş demektir; post ile kemer bir arada anılınca sahne meydandaki gerçek bir erkâna dönüşüyor, sema da o erkânın kapanışı oluyor.
- 9
Kırkların birine vuruldu
Aktı kan cümleden isbat olundu
Hak anda mevcuttu mevcut bilindi
Huvallah çağırdı Sultan Hu deyu
1Kırkların birine neşter vuruldu,
2kan aktı; hepsinden ispat olundu.
3Hak orada mevcuttu, mevcut bilindi;
4Sultan "Huvallah" diye çağırdı, "Hu" diyerek.
Kırklar menkıbesinin en bilinen delili: birinin teni kanayınca hepsinin kanaması. Nefes bunu "isbat" kelimesiyle karşılıyor, yani birliği duyguyla değil kanıtla kuruyor. Bedende görünen şey vahdetin belgesi sayılıyor; "mevcut" sözünün aynı dizede iki kez geçmesi bu ısrarı taşıyor.
- 10
Anlar âşık idi yâr, yâra karşı
Niyaz eylediler Settara karşı
Kırkların cümlesi didara karşı
Baktılar kaldılar hayran Hu deyu
1Onlar âşıktı: yâr, yâra karşı.
2Settar'a karşı niyaz eylediler.
3Kırkların hepsi didara karşı
4baktılar, hayran kaldılar, "Hu" diyerek.
"Karşı" kelimesi üç dize boyunca redif gibi çalışıp bakışmayı sahnenin merkezine koyuyor. "Settar" ayıpları örten demektir; kusuru gizleyen bir isme niyaz edilmesi, hemen ardından gelen didar yani yüz görme anını daha da yüklü kılıyor.
- 11
Hu demenin aslı böyledir böyle
nedir sözün gelberi söyle
İmanın tazele şehadet eyle
Gel sen de yüzüne boyan Hu deyu
1"Hu" demenin aslı işte böyledir;
2zâhit, sözün nedir, beri gel de söyle.
3İmanını tazele, şehadet getir;
4gel sen de o yüze boyan, "Hu" diyerek.
Şiir açılıştaki muhataba dönüyor: on dörtlüklük anlatı bir delil dosyası gibi sunulduktan sonra söz yeniden zâhide veriliyor. "Gelberi" beri gel demektir. Kapanış davetle kuruluyor; inkâr eden kovulmuyor, çağrılıyor ve tartışma bir kabule açık bırakılıyor.
- 12
Kul Himmet meydanda sarhoş olalı
Habibin aşkına medhuş olalı
Can gözle tecellübe duşolalı
Hayali gözümde Hu deyu
1Kul Himmet meydanda sarhoş olalı,
2Habib'in aşkıyla kendinden geçeli,
3can gözüyle tecelliye erişeli,
4hayali gözümde konuk, "Hu" diyerek.
Üç dize de "-alı" ekiyle bitip zamanı belirsiz bir başlangıca bağlıyor: sarhoşluğun ne zaman başladığı söylenmiyor, yalnızca o günden beri sürdüğü. "Mihman" konuk demek; hayalin gözde ağırlanması, görmenin sahiplenme değil misafirlik sayıldığını gösteriyor.
Metnin kaynağı
Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. Redif on bir dörtlükte "Hu deyu" iken üçüncü dörtlükte "Hu deyi" dizilmiş; bitişik yazılan "mestoldu", "duşolalı", "Şahımerdan" biçimleriyle birlikte olduğu gibi bırakıldı. Altıncı dörtlüğün ikinci dizesi sekizinci dörtlüğün ilk dizesiyle birebir aynıdır ve o dörtlüğün kafiyesine uymaz; dizgi kaynaklı bir tekrar olması muhtemel, ancak doğrusu bilinemeyeceği için dize değiştirilmedi. Altıncı ve yedinci dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş; dörtlükler burada ayrıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gel gönül idrak eyle hem fehmeyleKul Himmet · Dinî sorularla ilerleyen öğretici nefes→
Nefes bir tartışmayla açılıyor ve muhatabı zâhit, yani dış kurallara bağlı sofudur. Şair itirazı reddetmiyor, ders vermeye çağırıyor; "beyan edelim" diyerek bütün şiiri bir cevap metnine dönüştürüyor. Redifin ilk dörtlükte iki kez gelmesi de savunulan sözü metnin içine yerleştiriyor.