Âfet-i Can Dediler Gamze-i Cellâdın İçün
Sevgilinin cellat gamzesini can afeti, boyunu gül ağacı sayan gazel; kader kaleminin fitne adını yazmasını, siyah saçın göz ve kaşa yardımını, bülbülün feryadını ve dağ kekliğinin gülüşe verdiği övgüyü işler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âfet-i can dediler gamze-i cellâdın içün
söylediler kâmet-i şimşâdın içün
1Cellat gamzen için ‘can afeti’ dediler;
2şimşir boyun için ‘gül ağacı’ söylediler.
- 2
Yazdı çün fitne vü emrin
Ara yerini açık koydu senin adın içün
1Kader kalemi fitne ve karışıklık emrini yazınca
2senin adın için arada boş yer bıraktı.
İkinci beyit kaderi bir yazı işi sayar: fitne ve karışıklık emri yazılırken sevgilinin adı için arada boşluk bırakılmıştır. Boşluk, adın henüz yazılmadığını değil, o emrin ancak bu adla tamamlanacağını söyler; sevgili böylece kargaşanın sebebi değil imzası olur.
- 3
Çeşm ü ebrûya kafâdârsın ey zülf-i siyâh
Sen de kâfirsin o kâfirlere imdâdın içün
1Ey siyah saç, göz ve kaşla yoldaşsın;
2o kâfirlere yardım ettiğin için sen de kâfirsin.
Üçüncü beyit suç ortaklığı kurar: siyah saç göz ve kaşla aynı safta olduğu için o da kâfir sayılır. Hüküm eylemden değil yardımdan doğar. Renk ile inanç arasındaki bu bağ tarihsel mazmun dilinin parçasıdır ve beyit bunu bir suçlama oyunu olarak kullanır.
- 4
Sen ki bülbül gül içün nâle edersin bî-derd
Seni gülden ayırır nâle vü feryâdın içün
1Ey dertsiz bülbül, sen gül için inlersin;
2inleyişin ve feryadın yüzünden seni gülden ayırırlar.
Dördüncü beyit bülbüle ironik bir sıfat yakıştırır: “bî-derd”, yani dertsiz. İnleyen bir kuşa dertsiz demek, feryadın samimiyetini sorgular. İkinci dize cezayı da buna göre verir; ses çıkardığı için gülden ayrılır. Şikâyet, kavuşmanın aracı değil engeli olur.
- 5
Hey nesin sen ki duyup handeni kûhsârda
Katı âvâz ile tahsîn okur üstâdın içün
1Sen nesin ki dağdaki keklik gülüşünü duyup
2yüksek sesle ustadını över?
Beşinci beyitte özne dağdaki kekliktir: sevgilinin gülüşünü duyup yüksek sesle onun ustasını över. Keklik gülüşüyle anılan bir kuş olduğu için burada rakip değil hayran konumundadır. “Hey nesin sen” sorusu, övgüyü insan çevresinden çıkarıp doğaya taşır.
- 6
Çokdan ey kilk-i Nedîmâ niçün oldun hâmûş
Bizi hasretde kodun nazm-ı nev-îcâdın içün
1Ey Nedîm'in kalemi, niçin uzun zamandır sustun?
2yeni icat şiirin yüzünden bizi hasrette bıraktın.
Makta kalemi doğrudan muhatap alır ve sessizliğini sorgular. Suç kalemdedir: yeni bir şiir yazmadığı için okuru hasrette bırakmıştır. “Nazm-ı nev-îcâd” sözü şiiri bulunan değil icat edilen bir şey saydığından, susmak bir tembellik değil bir üretim durması olarak anlaşılır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.0e79792e-13b1-4a31-b154-3594bf9104c1:g92-pdf398. Ana açık edisyon G92'i basılı s.383/PDF 398'de 6 beyit, basılı ölçü adı, mahlaslı makta ve G103/PDF 398 sınırıyla verir. Beşinci beyitte sevgilinin gülüşünü duyup ustadı öven özne dağ kekliğidir. Gazelin on iki dizesi on dört ile on beş hece arasındadır; her dizeyi kapatan “…adın içün” redifi ulama ile a-dı-nı-çün okunarak son tef‘ile Fe‘ilün’e oturur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Âkıbet gönlüm esîr etdin o gîsûlarla senNedîm · Gazel→
Matla adlandırmanın kendisini konu eder: gamzeye can afeti, boya gül ağacı denmiştir. İki dize de “dediler” ve “söylediler” ile başkalarının ağzından aktarılır. Böylece övgü şairin buluşu değil, üzerinde uzlaşılmış bir yargı gibi sunulur ve redif bunun gerekçesini arar.