DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nedîm/Âkıbet Gönlüm Esîr Etdin O Gîsûlarla Sen
Gazel · 18. yüzyıl

Âkıbet Gönlüm Esîr Etdin O Gîsûlarla Sen

Saçı büyü, gamzeyi Babil kuyusundaki cadılardan üstün güç, hattı uçuş çalışan kırlangıç ve yürüyüşü akan su sayan gazel; sâk-sâkî oyunu ile Nedîm'in kalem ilaçlarına ulaşır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Âkıbet gönlüm esîr etdin o gîsûlarla sen

    Hey ne câdûsun ki âteş bağladın mûlarla sen

    1Sonunda o saçlarla gönlümü esir ettin;

    2ne cadısın ki saç tellerine ateş bağladın.

    Matla esareti bir sonuç olarak bildirir: “âkıbet” sözü işin uzun bir direnişten sonra bittiğini söyler. İkinci dizede saç teli ile ateş birleştirilir; incecik bir kıla ateş bağlamak ancak büyüyle olur, bu yüzden sevgili doğrudan cadı diye adlandırılır.

  2. 2

    Gamze-i fettânını koydun ki yıkdı ‘âlemi

    Bahse dalmışken çeh-i Bâbilde câdûlarla sen

    1Fitneci gamzeni saldın, dünyayı yıktı;

    2sen Babil kuyusunda cadılarla tartışırken.

    İkinci beyit sevgiliyi büyücülerin yanında değil onların üstünde konumlandırır: o Bâbil kuyusunda cadılarla tartışırken salıverdiği tek bakış dünyayı yıkmıştır. Yıkımın kendisi bir ihmal anında olduğu için güç, çabayla değil dikkatsizlikle ölçülür.

  3. 3

    Böyle çâpük geldin ey hatt-ı siyeh ruhsârına

    Var ise pervâza meşk etdin piristûlarla sen

    1Ey siyah hatt, yanağa böyle çevik geldin;

    2herhâlde kırlangıçlarla uçuş çalıştın.

    Üçüncü beyit hızı bir öğrenme ürünü sayar: yanağa böyle çabuk ulaşan hattın uçuşu kırlangıçlardan öğrenmiş olması gerekir. “Meşk” sözü yazı alıştırmasını da karşıladığı için, yüzde beliren yazının uçuş çalışması ikili bir nükte kurar.

  4. 4

    Ben mi sâkî olayım bezme dururken sevdiğim

    Böyle sâklar billûr bâzûlarla sen

    1Sevgilim, mecliste sen dururken sâki ben mi olayım?

    2Hem de böyle gümüş bacaklar ve billur kollarla sen dururken?

    Dördüncü beyit ses benzerliğini bir soruya bağlar: “sâkî” ile “sâk”, yani bacak. Gümüş bacaklar ve billur kollar ortadayken meclise kadeh sunma işini kimin üstleneceği sorulur. Beden parçaları burada güzellik ölçüsü değil, görev paylaşımının gerekçesi olur.

  5. 5

    Görmeden Mecnûnların sahrâdaki cem‘iyyetin

    Sevdiğim meşk-i nigâh eylerdin âhûlarla sen

    1Mecnûnların çöldeki topluluğunu görmeden önce

    2sevgilim, ceylanlarla bakış çalışırdın.

    Beşinci beyit sevgilinin bakışına bir geçmiş uydurur: Mecnûnların çölde toplandığını görmeden önce ceylanlarla bakış çalışılmıştır. Böylece âşık öldüren bakış bir doğuştan yetenek değil, insan topluluğundan önce hayvanlar arasında edinilmiş bir beceri sayılır.

  6. 6

    Serv-i dil-cûyumdan ayrı istemem

    Var yürü istersen ey eşk-i revân cûlarla sen

    1Gönül çeken servimden ayrı bahçe gezisi istemem;

    2ey akan gözyaşı, istersen ırmaklarla yürü.

    Altıncı beyit gözyaşını başıboş bırakır: bahçe gezisi reddedilir, çünkü servi boylu sevgiliden ayrı bir bahçenin anlamı yoktur. “Var yürü” sözü akan yaşa verilen soğuk bir izindir; su ırmaklara katılabilir, ama âşık yerinden kımıldamaz.

  7. 7

    Nâzdan hâmûşsun yohsa zebânın duymadan

    İstesen bin dâstân söylersin ebrûlarla sen

    1Nazdan susuyorsun; yoksa dilini duymadan bile

    2istesen kaşlarınla bin hikâye söylersin.

    Yedinci beyit sessizliği yeteneksizlikle değil nazla açıklar. Kaş, dil duyulmadan bin hikâye anlatabilecek bir organ sayılır; anlatım aracı ses değil harekettir. “İstesen” kipi bunu bir kabiliyet değil, kullanılmayan bir imkân olarak bırakır.

  8. 8

    Şûhdur tâ şöyle reftârın ki farketmez bakan

    Şöyle gitsen serv-i âzâdım akar sularla sen

    1Yürüyüşün öyle cilvelidir ki bakan ayıramaz;

    2ey özgür servim, böyle gitsen sular seninle akar.

    Sekizinci beyit yürüyüşü akan suyla karıştırır: bakan ayıramaz, çünkü ikisi de aynı ritimde ilerler. “Serv-i âzâd” sözü serviyi meyve vermeyen, yani hiçbir yükümlülüğü olmayan ağaç sayar; sevgilinin özgürlüğü ile suyun bağsız akışı aynı imgede birleşir.

  9. 9

    Bü’l-aceb ‘ayyâr-ı efsûn-gersin ey kilk-i Nedîm

    Çok ser-hoş eylersin bu dârûlarla sen

    1Ey Nedîm'in kalemi, ne şaşırtıcı büyücü hilekârsın;

    2bu ilaçlarla nice yaratılışı sarhoş edersin.

    Makta kalemi hilekâr bir büyücü ilan eder ve yazdığı şeyleri “dârû”, yani ilaç sayar. İlaçların işi iyileştirmek değil sarhoş etmektir. “Tabî‘at” sözcüğü hem mizacı hem şiir zevkini karşıladığı için, kalem tek tek okurları değil bir beğeni ortamını sarhoş eder.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.0e79792e-13b1-4a31-b154-3594bf9104c1:g103-pdf398. Ana açık edisyon G103'i basılı s.383/PDF 398'de 9 beyit, basılı ölçü adı, mahlaslı makta ve G115/PDF 398 sınırıyla verir. Sâk/sâkî oyunu, gözyaşının cûlarla yürümesi ve tabî‘atın yaratılış anlamı korundu. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBen Kimseye Açılmaz İdim Dâmenin Olsam
Ben kimseye açılmaz idim dâmenin olsam
Nedîm · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gîsû

Uzun saç

çeh-i Bâbil

Babil kuyusu; büyü mazmunu

piristû

Kırlangıç

sâk

Bacak

sîmin

Gümüş gibi

geşt-i gülşen

Bahçe gezintisi

serv-i âzâd

Özgür servi; sevgili boyu

tabî‘at

Yaratılış, mizaç ve şiir zevki