Ağlarım gözlerim yollarda kaldı
Gözleri yollarda kalan âşık, sevgiliye ‘ne zaman geleceksin’ diye seslenir. Ayrılık gönül kayığını enginlere salar; feryat eden konuşan kendini av ve Ferhat gibi görür. Uykusuz geceler sonunda Ömer’in gözleri kanla dolar, sevgili ise karanlığı aydınlatacak parlak mumdur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ağlarım gözlerim yollarda kaldı
Dil zevrakın firak engine saldı
1Ağlıyorum, gözlerim yollarda kaldı;
2ayrılık gönül kayığını enginlere saldı.
- 2
Şûh-i şîvekârım kaçan gelesin
Artmada efkârım kaçan gelesin
1Ey nazlı güzelim, ne zaman geleceksin?
2Düşüncelerim artıyor; ne zaman geleceksin?
İki kez yinelenen ‘kaçan gelesin’ sorusu şiirin nakarat gücünü kurar. Sevgilinin yokluğu efkârı sürekli artırır; zaman cevap vermeyen bir bekleme alanına dönüşür. Nakarat hâline gelen geliş sorusu, artan efkârı takvimle ölçülemeyen ve cevabı sürekli ertelenen bir zamana yayar.
- 3
Şevkinle nâle vü feryâda döndüm
Mîşezârım gör ki sayyâda döndüm
1Şevkinle inilti ve feryada döndüm;
2mîşezârımda gör ki sayyâda döndüm—rol bağı kapalıdır.
Sayyâd avcıdır; kaynak konuşanı avcıya yakalanmış ava çevirmediği için mîşezâr-sayyâd ilişkisi kesinleştirilmez. Dönüşüm feryat ve sayyâd yüzeylerinde görünür, ancak kimin avlayıp kimin avlandığı modern satırda tersine çevrilmez.
- 4
Dağları delmekte Ferhâd’a döndüm
Ey âhû şikârım kaçan gelesin
1Dağları delerken Ferhat’a döndüm;
2ey ‘âhû şikârım’, ne zaman geleceksin?—rol bağı kapalıdır.
Âhû şikâr avlanan ceylan veya ceylan avı ilişkilerinden birine kesinlenmez; bileşik hitap literal korunur. Ferhat benzetmesi emeği açıklar, fakat nakarattaki âhû şikârım sevgilinin av mı avlanan mı olduğunu karara bağlamaz.
- 5
Yok mudur insâfın ey çeşm-i âhû
Hasretinden gelmez çeşmime uyhu
1Ey ceylan gözlü, insafın yok mudur?
2Hasretinden gözüme uyku gelmiyor.
Ceylan göz övgüsü doğrudan insaf sorusuyla yan yana gelir. Güzellik merhamet garantisi değildir; hasret gözün doğal uykusunu bile ortadan kaldırır. Ceylan göz övgüsünün hemen ardından gelen insaf sorusu, güzelliğin merhamet sağlamadığını uykusuz göz üzerinden kanıtlar.
- 6
Kalmadı tâkatim ya nice bir bu
bîdârım kaçan gelesin
1Gücüm kalmadı; bu daha ne kadar sürecek?
2Sabaha kadar uyanığım; ne zaman geleceksin?
Takat tükenmiş, sürenin sınırı belirsizdir. Sabaha dek uyanık kalmak, tekrar eden soruyu gece boyunca devam eden bir ses hâline getirir. Tükenen takat ve sabaha dek açıklık, aynı sorunun tek gecelik değil sınırı görünmeyen bir bekleyiş olduğunu hissettirir.
- 7
Zevk u şevksiz çeşm-i bahtım uyanmaz
Firâkın nârına yürek dayanmaz
1Zevk ve şevk olmadan talih gözüm uyanmaz;
2ayrılığının ateşine yürek dayanmaz.
Talih gözü ancak zevk ve şevkle uyanabilir; ayrılık ateşi ise yüreğin dayanma gücünü tüketir. Göz ile yürek aynı mahrumiyetin iki bedensel tanığıdır. Uyanmayan baht gözüyle dayanmayan yürek, yokluğun talihi ve bedeni eşzamanlı olarak işlemez hâle getirdiğini gösterir.
- 8
Aşkından el çeküp gönül usanmaz
Ağlamaktır kârım kaçan gelesin
1Gönül aşkından vazgeçip usanmaz;
2işim ağlamaktır; ne zaman geleceksin?
Gönül acıya rağmen aşktan el çekmez. Ağlamak geçici tepki değil konuşanın ‘kârı’, yani sürekli işi olur; nakarat bu emeğin karşılıksız bekleyişini vurgular. Ağlamanın ‘kâr’ diye adlandırılması, gözyaşını anlık tepki olmaktan çıkarıp karşılığı alınmayan sürekli bir işe dönüştürür.
- 9
Bu Ömer vâdi-i hayrette kaldı
Gözüm yolda kara akşamlar oldu
1Bu Ömer hayret vadisinde kaldı;
2gözüm yolda, kara akşamlar oldu.
Mahlas beyti Ömer’i hayret vadisinde, gözünü yolda bırakır. Kara akşamların çoğalması, tek bir geceden uzun süren umutsuz zaman duygusu yaratır. Hayret vadisiyle çoğul kara akşamlar, Ömer’in yalnız mekânda değil uzayan karanlık zaman içinde de kaybolduğunu anlatır.
- 10
İki dîdelerim kan ile doldu
Şem’-i tâbıdârım kaçan gelesin
1İki gözüm kanla doldu;
2ey parlak mumum, ne zaman geleceksin?
Kan dolan iki göz şiirin gözyaşı çizgisini en sert noktasına taşır. Sevgili ‘şem’-i tâbıdâr’ diye çağrılır; karanlığı giderecek ışık yine gelmeyen kişidedir. Kanla dolan gözlerin karşısındaki parlak mum, karanlığı giderecek ışığın yine gelmeyen sevgilide kaldığını kesinleştirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.109 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.109, PDF 157–158; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U3–U4 avcı-av ve âhû şikâr rolleri kesinleştirilmeden korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ağlarım gözlerim yollarda kaldımÂşık Ömer · Hasret koşması→
Yolda kalan gözler bekleyişi bedensel bir nöbete dönüştürür. Gönül kayığının ayrılık enginine salınması, konuşanın yönünü ve denetimini kaybettiğini gösterir. Yolda nöbet tutan gözler ile enginde sürüklenen gönül kayığı, bekleyişin bedeni sabitlerken iç dünyayı yönsüz bıraktığını gösterir.