DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ağlarım gözlerim yollarda kaldı
Şiir · 17. yüzyıl

Ağlarım gözlerim yollarda kaldı

Gözleri yollarda kalan âşık, sevgiliye ‘ne zaman geleceksin’ diye seslenir. Ayrılık gönül kayığını enginlere salar; feryat eden konuşan kendini av ve Ferhat gibi görür. Uykusuz geceler sonunda Ömer’in gözleri kanla dolar, sevgili ise karanlığı aydınlatacak parlak mumdur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ağlarım gözlerim yollarda kaldı

    Dil zevrakın firak engine saldı

    1Ağlıyorum, gözlerim yollarda kaldı;

    2ayrılık gönül kayığını enginlere saldı.

    Yolda kalan gözler bekleyişi bedensel bir nöbete dönüştürür. Gönül kayığının ayrılık enginine salınması, konuşanın yönünü ve denetimini kaybettiğini gösterir. Yolda nöbet tutan gözler ile enginde sürüklenen gönül kayığı, bekleyişin bedeni sabitlerken iç dünyayı yönsüz bıraktığını gösterir.

  2. 2

    Şûh-i şîvekârım kaçan gelesin

    Artmada efkârım kaçan gelesin

    1Ey nazlı güzelim, ne zaman geleceksin?

    2Düşüncelerim artıyor; ne zaman geleceksin?

    İki kez yinelenen ‘kaçan gelesin’ sorusu şiirin nakarat gücünü kurar. Sevgilinin yokluğu efkârı sürekli artırır; zaman cevap vermeyen bir bekleme alanına dönüşür. Nakarat hâline gelen geliş sorusu, artan efkârı takvimle ölçülemeyen ve cevabı sürekli ertelenen bir zamana yayar.

  3. 3

    Şevkinle nâle vü feryâda döndüm

    Mîşezârım gör ki sayyâda döndüm

    1Şevkinle inilti ve feryada döndüm;

    2mîşezârımda gör ki sayyâda döndüm—rol bağı kapalıdır.

    Sayyâd avcıdır; kaynak konuşanı avcıya yakalanmış ava çevirmediği için mîşezâr-sayyâd ilişkisi kesinleştirilmez. Dönüşüm feryat ve sayyâd yüzeylerinde görünür, ancak kimin avlayıp kimin avlandığı modern satırda tersine çevrilmez.

  4. 4

    Dağları delmekte Ferhâd’a döndüm

    Ey âhû şikârım kaçan gelesin

    1Dağları delerken Ferhat’a döndüm;

    2ey ‘âhû şikârım’, ne zaman geleceksin?—rol bağı kapalıdır.

    Âhû şikâr avlanan ceylan veya ceylan avı ilişkilerinden birine kesinlenmez; bileşik hitap literal korunur. Ferhat benzetmesi emeği açıklar, fakat nakarattaki âhû şikârım sevgilinin av mı avlanan mı olduğunu karara bağlamaz.

  5. 5

    Yok mudur insâfın ey çeşm-i âhû

    Hasretinden gelmez çeşmime uyhu

    1Ey ceylan gözlü, insafın yok mudur?

    2Hasretinden gözüme uyku gelmiyor.

    Ceylan göz övgüsü doğrudan insaf sorusuyla yan yana gelir. Güzellik merhamet garantisi değildir; hasret gözün doğal uykusunu bile ortadan kaldırır. Ceylan göz övgüsünün hemen ardından gelen insaf sorusu, güzelliğin merhamet sağlamadığını uykusuz göz üzerinden kanıtlar.

  6. 6

    Kalmadı tâkatim ya nice bir bu

    bîdârım kaçan gelesin

    1Gücüm kalmadı; bu daha ne kadar sürecek?

    2Sabaha kadar uyanığım; ne zaman geleceksin?

    Takat tükenmiş, sürenin sınırı belirsizdir. Sabaha dek uyanık kalmak, tekrar eden soruyu gece boyunca devam eden bir ses hâline getirir. Tükenen takat ve sabaha dek açıklık, aynı sorunun tek gecelik değil sınırı görünmeyen bir bekleyiş olduğunu hissettirir.

  7. 7

    Zevk u şevksiz çeşm-i bahtım uyanmaz

    Firâkın nârına yürek dayanmaz

    1Zevk ve şevk olmadan talih gözüm uyanmaz;

    2ayrılığının ateşine yürek dayanmaz.

    Talih gözü ancak zevk ve şevkle uyanabilir; ayrılık ateşi ise yüreğin dayanma gücünü tüketir. Göz ile yürek aynı mahrumiyetin iki bedensel tanığıdır. Uyanmayan baht gözüyle dayanmayan yürek, yokluğun talihi ve bedeni eşzamanlı olarak işlemez hâle getirdiğini gösterir.

  8. 8

    Aşkından el çeküp gönül usanmaz

    Ağlamaktır kârım kaçan gelesin

    1Gönül aşkından vazgeçip usanmaz;

    2işim ağlamaktır; ne zaman geleceksin?

    Gönül acıya rağmen aşktan el çekmez. Ağlamak geçici tepki değil konuşanın ‘kârı’, yani sürekli işi olur; nakarat bu emeğin karşılıksız bekleyişini vurgular. Ağlamanın ‘kâr’ diye adlandırılması, gözyaşını anlık tepki olmaktan çıkarıp karşılığı alınmayan sürekli bir işe dönüştürür.

  9. 9

    Bu Ömer vâdi-i hayrette kaldı

    Gözüm yolda kara akşamlar oldu

    1Bu Ömer hayret vadisinde kaldı;

    2gözüm yolda, kara akşamlar oldu.

    Mahlas beyti Ömer’i hayret vadisinde, gözünü yolda bırakır. Kara akşamların çoğalması, tek bir geceden uzun süren umutsuz zaman duygusu yaratır. Hayret vadisiyle çoğul kara akşamlar, Ömer’in yalnız mekânda değil uzayan karanlık zaman içinde de kaybolduğunu anlatır.

  10. 10

    İki dîdelerim kan ile doldu

    Şem’-i tâbıdârım kaçan gelesin

    1İki gözüm kanla doldu;

    2ey parlak mumum, ne zaman geleceksin?

    Kan dolan iki göz şiirin gözyaşı çizgisini en sert noktasına taşır. Sevgili ‘şem’-i tâbıdâr’ diye çağrılır; karanlığı giderecek ışık yine gelmeyen kişidedir. Kanla dolan gözlerin karşısındaki parlak mum, karanlığı giderecek ışığın yine gelmeyen sevgilide kaldığını kesinleştirir.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.109 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.109, PDF 157–158; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U3–U4 avcı-av ve âhû şikâr rolleri kesinleştirilmeden korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNe Zaman Geleceksin?
Ağlarım gözlerim yollarda kaldım
Âşık Ömer · Hasret koşması

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

zevrak

Küçük kayık.

firâk

Ayrılık.

mîşezâr

Sazlık ya da ormanlık alan; sayyâd ile gramer bağı kapalıdır.

sayyâd

Avcı; dizede konuşanın ava dönüştüğü sonucu çıkarılmaz.

âhû şikâr

Ceylan ve av ilişkili bileşik; avlayan-avlanan yönü tanıksız kesinleştirilmez.

Subhadek

Sabaha kadar.

bîdâr

Uyanık.

kâr

İş, sürekli uğraş.

tâbıdâr

Parlak, ışıklı.