Ağlarım Her Rûz Ü Şeb Büryânıyım Bir Kimsenin
Şair gece gündüz bir kişinin aşk ateşinde kebap gibi yandığını söyler. Kaş, göz, dudak, yanak ve boy tasvirleri sevgiliyi hükümdar kılar; Âşık Ömer sonunda hâlini anlatıp kavuşmayı istemeyi ve canını kurban etmeyi seçer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ağlarım her bir kimsenin
Âteşiyle dâimâ sûzânıyım bir kimsenin
1Gece gündüz ağlarım; bir kişinin aşkında kebap gibi yanmışım.
2Onun ateşiyle sürekli yanıp tutuşuyorum.
- 2
Ol güzeller etmeye âzar beni
Cân ü dilden bende-i kemteriyim bir kimsenin
1O güzeller hükümdarı beni incitmesin.
2Ben o kişinin canıgönülden en aşağı kuluyum.
Güzeller hükümdarına “beni incitme” diye seslenmek, âşığın eşitsiz konumunu gösterir. Kendisini en aşağı kul sayması yalnız alçakgönüllülük değildir; sevgilinin verdiği acı üzerinde karar hakkını da ona bırakır.
- 3
Bir kemân ebrû gözü âhû cemâli âfitâb
Çeşm-i câdûsu ile kıldı gönül mülkün harâb
1Yay kaşlı, ceylan gözlü; yüzü güneş gibidir.
2Büyülü gözü gönül ülkesini yıktı.
Yay kaş, ceylan göz ve güneş yüz güzelliği savaş, hayvan ve gök imgelerinde toplar. Büyülü gözün gönül ülkesini yıkması, bu görsel unsurların masum süs değil doğrudan fetih araçları olduğunu anlatır.
- 4
Dâimâ yanup yakıldım ciğerim oldu kebâb
Derd ü hasret nârına bir kimsenin
1Durmadan yanıp yakıldım; ciğerim kebap oldu.
2Bir kişinin dert ve hasret ateşinde kavruluyorum.
Ciğerin kebap olması açılıştaki büryan imgesini bedenin içine taşır. Dert ve hasret aynı ateşte birleşir; şair yalnız sevgilinin yokluğundan değil, ona duyduğu sürekli arzunun kendi içinde büyümesinden de kavrulur.
- 5
Lebleri ruhleri gül kameti
Bu dil-i şeydâ ne mümkin eyleye anı beyan
1Dudakları şarap, yanakları gül, boyu salınan servidir.
2Bu çılgın gönlün onu anlatması mümkün değildir.
Şarap dudak, gül yanak ve servi boy sevgilinin tadını, rengini ve duruşunu birlikte kurar. Çılgın gönlün bu bütünü anlatamaması, kullanılan zengin benzetmelerin bile güzelliği tüketemediğini kabul eder.
- 6
Kaddi ar’ar dili bülbül sîm ten ince miyan
Subholunca bir kimsenin
1Boyu ardıç, dili bülbül; bedeni gümüş, beli incedir.
2Sabah olunca bir kişinin inleyen bülbülü olurum.
Ardıç boy, bülbül dil, gümüş beden ve ince bel tasviri ayrıntıları art arda dizer. Sabah olunca inleyen bülbüle dönüşen şair, sevgilinin diliyle yarışamaz; kendi sesi yalnız hasret ötüşü olarak kalır.
- 7
Yârımı tenhâ bulunca arzıhâl etsem gerek
Vaslını görünce ben def’-i melâl etsem gerek
1Sevgilimi yalnız bulunca hâlimi anlatmalıyım.
2Kavuşmasını görünce iç sıkıntımı gidermeliyim.
Sevgiliyi yalnız bulmak arzuhal için gerekli güvenli anı yaratır. Şair kavuşmayı gördüğünde iç sıkıntısının dağılacağını düşünür; kalabalık ve rakiplerden arınmış görüşme, bedensel yanışın tek çaresi sayılır.
- 8
Der ki bu Âşık Ömer kanım helâl etsem gerek
Kemteri hâlâ kulu kurbânıyım bir kimsenin
1Bu Âşık Ömer der ki: Kanımı ona helal etmeliyim.
2O kişinin aşağı kulu ve kurbanıyım.
Ömer kanını helal ederek sevgilinin vereceği zararı önceden bağışlar. “Aşağı kul” ve “kurban” sözleri şiiri tam teslimiyetle kapatır; âşık karşılık istemekle birlikte sonucunu bütünüyle sevgilinin hükmüne bırakır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.472; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 472 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n472-39CEE5BB644E.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Âh elinden neyleyim ey firkati çok rûzigârÂşık Ömer · Şiir→
Gece gündüz ağlamak zamanın tamamını aşkın içine alır. Kebap gibi yanma benzetmesi acıyı soyut ateşten bedensel kavrulmaya çevirir; sevgilinin ateşi dışarıdan değen değil, şairin bütün bedenini pişiren sürekli bir kuvvettir.