Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânum saña
Gözyaşının gizlenen aşkı açığa çıkarma ihtimaliyle başlayan gazel, âşığın ezilmişliği ile sevgilinin saltanatını karşılaştırır; şem, rakip ve ayrılık yarası üzerinden ilerleyip gönül ile gözü değerli bir maden ocağına dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânum saña
Âşikâr olurdı gâlib râz-ı pinhânum saña
1İçimdeki dert için ağlayan gözüm sana ağlasa,
2gizli sırrım herhâlde sana açık olurdu.
- 2
üzre sen, ben hâk-i rehde pây-mâl
hâlin niçe ‘arz ide Süleymânum saña
1Sen güzellik makamındasın, ben yol toprağında ayaklar altında;
2karınca hâlini sana, ey Süleyman'ım, nasıl anlatsın?
Sultan Süleyman ile karınca hikâyesi sevgili ve âşık arasındaki ölçüsüz güç farkını anlatır: biri güzellik makamında otururken öteki yol toprağında ezilir; soru, karıncanın sesinin saltanat katına ulaşıp ulaşamayacağını sorgular.
- 3
Subh gibi sâdık olduğum reh-i ‘ışkuñda ben
Gün gibi rûşendürür ey mâh-ı tâbânum saña
1Aşkının yolunda sabah gibi doğru olduğum
2güneş gibi apaçıktır, ey parlak ayım, sana.
Sabahın doğruluğu ile güneşin açıklığı aynı kanıt zincirinde buluşur; âşık bağlılığını saklı bir iddia olmaktan çıkarıp herkesçe görülebilir ışığa çevirirken sevgiliye parlak ay diye seslenerek gök imgelerini tamamlar.
- 4
Şem‘i gör kim meclisüñde ağlayup başdan çıkar
Hoş yanar yakılur ey şem‘-i şebistânum saña
1Meclisinde ağlayıp baştan çıkan mumu gör;
2ey gecemin mumu, senin için güzelce yanıp yakılır.
Mum, mecliste gözyaşı döken ve yanarken başını tüketen ikinci bir âşık gibi gösterilir; baştan çıkmak sözü hem alevin fitilden yükselişini hem de aşk yüzünden ölçüyü kaybetmeyi birlikte düşündürür.
- 5
Dün rakîbüñ cevrini men‘ eyledüñ ben hasteden
Eyledi te’sîr gûyâ âh ü efgânum saña
1Dün rakibinin eziyetini bu hastadan uzaklaştırdın;
2demek ki ahım ve feryadım sana etki etti.
Rakibin eziyetinin durması, önceki ahların karşılıksız kalmadığına dair ilk işarettir; âşık kesin bir başarı iddiası yerine gûyâ diyerek ihtiyatlı davranır ve değişimi kendi feryadının sevgiliye erişmiş olmasına bağlar.
- 6
şerhi çün mümkin degüldür dostum
Sîne çâkinden haber virsün girîbânum saña
1Dostum, ayrılık yarasını anlatmak mümkün değildir;
2yırtık yakam, parçalanmış göğsümden sana haber versin.
Ayrılık yarası sözle anlatılamadığı için beden belge olur: açılmış göğüs ve yırtılmış yaka acının görünür kaydıdır; haber verme görevinin dile değil giysiye yüklenmesi, anlatılamazlık iddiasını somutlaştırır.
- 7
Eyleme göñlin gözin cevr ile ‘Avnînüñ harâb
Dürr ü gevherler virür bu bahr ile kânum saña
1Eziyetle Avnî'nin gönlünü ve gözünü yıkma;
2bu deniz ile maden sana inci ve cevher verir.
Kapanışta gönül bir maden, göz bir deniz olarak değer üretir; gözyaşları inciye, içteki cevher şiire dönüşür, dolayısıyla sevgilinin eziyeti bu iki kaynağı yıkarsa kendisine sunulacak zenginliği de ortadan kaldıracaktır.
Metnin kaynağı
Jacob 1904 bu metni Sultan II. Mehmed'in divanı içinde II numarasıyla basar; TEİS Avnî'nin Fatih'in mahlası ve Dîvân'ın tek eseri olduğunu kaydeder.
Atıf kanıtını aç ↗Georg Jacob'ın 1904 tarihli kamu malı baskısında II numaralı birim, basılı s. 2–4, PDF s. 60–59–58; sürüm imleci 1904-II. Arap harfli görüntü iki ayrı görsel geçişte çevriyazıya aktarıldı; kaynak sırası ve Jacob varyantları korundu. Doğan 2023 yalnız sıra ve sınır için telifli kontrol tanığıdır, metin kaynağı değildir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyit ağlamayı bir rahatlama değil, gizli sırrı ele verecek tehlike olarak kurar; göz yaşardığında içte tutulan aşk görünür olacaktır, bu yüzden konuşan kişinin sessizliği ile gözün tanıklığı arasında gerilim doğar.