Varlık bilgisini al; rivayet bizdedir
Şair insanı büyük nüsha, Rahman arşının ve yedi ayetin taşıyıcısı olarak tanımlar. Dış görünüşte sonradan gelse de özde ilk olduğunu, bedenin dört unsurunu aşan Âdem soyunda bilginin ve kerametin bulunduğunu söyler. Ezel meclisindeki söze bağlı derviş, beden gemisini aşk denizinde kullanır; Ömer mülk-i vücudun mührü ve anahtarının insanda olduğunu bildirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Al vücûdundan haber râvî rivâyet bizdedir
biziz çok dürlü hâlet bizdedir
1Varlık bilgisini al; anlatan da rivayet de bizdedir.
2Büyük nüsha biziz; türlü türlü hâller bizdedir.
- 2
Bizdedir arş-ı Rahmânî bile
Üstüvâ şânında münzel yedi âyet bizdedir
1Yedi tekrarlanan ayet ve Rahman’ın arşı da bizdedir.
2İniş şanındaki yedi ayet bizdedir.
Yedi tekrarlanan ayet ile Rahman’ın arşının insanda bulunduğu söylenir. Kutsal metin ve kozmik makamın içe alınması, insanın yalnız maddi beden değil ilahi işaretleri taşıyan merkez oluşunu vurgular.
- 3
Zâhidâ ma’nîde biz genc içre sırr-ı mübhemiz
Sûretâ âhırdayız evvel gelenden akdemiz
1Ey zahit, anlamda hazine içindeki kapalı sır biziz.
2Görünüşte sondayız, fakat ilk gelenden daha önceyiz.
Zahide hitaben insanın hazine içindeki kapalı sır olduğu belirtilir. Görünüşte sonradan gelmek, özde ilk olandan önce bulunmaya engel değildir; zaman sırası ile manevi öncelik ayrılır.
- 4
Çâr eczâdan mücerred nesl-i pâk-i Âdem’iz
Kâm-ı ilm-i ebcediz asl-ı kerâmet bizdedir
1Dört unsurdan soyutlanmış temiz Âdem soyuyuz.
2Ebced bilgisinin muradıyız; kerametin aslı bizdedir.
Dört unsurdan arınmış Âdem soyu, ebced bilgisinin muradı ve kerametin aslı sayılır. Toprak, su, hava ve ateşten kurulan bedenin ötesinde harflerle okunan manevi bir köken tasarlanır.
- 5
Sûretâ gerçi rümûzât-ı muammâ gizlidir
Ârife bu nesne pinhân olmaz ammâ gizlidir
1Görünüşte bilmecenin işaretleri gizlidir.
2Bu şey ârife kapalı kalmaz, yine de gizlidir.
Bilmecenin işaretleri dışarıda gizlidir; ârif onları tümüyle açık saymasa da sezer. Bilgi yokluktan değil bakış eğitiminden doğar ve sır, anlayan kişiye görünürken niteliğini korur.
- 6
Nâzır ol dikkatle eşyâda temâşâ gizlidir
Bize her yüzden anı eyler beşâret bizdedir
1Dikkatle varlıklara bak; seyir onların içindedir.
2Her yönden bize onu müjdeler; bilgi bizdedir.
Varlıklara dikkatle bakan kişi seyri nesnelerin içinde bulur; her yüz aynı gerçeği müjdeler. Dış dünya, insanın içinde bulunan bilgiyi doğrulayan çok yönlü işaretler alanına dönüşür.
- 7
Tâ ezel bezminde var ahd ile hem peymânımız
Niçe bin yıl ön kurulmadan bu çâr eyvânımız
1Ezel meclisinde sözümüz ve yeminimiz vardır.
2Bu dört eyvanımız kurulmadan binlerce yıl önce
Ezel meclisinde verilmiş söz, bedenin dört eyvanı kurulmadan çok önceye aittir. Ruhsal bağlılık fiziksel yaratılıştan eski gösterilerek insanın Tanrı’yla ilişkisinin geçici hayata sığmadığı anlatılır.
- 8
Olduğun ikrârına îmânımız
Hak bilür ayn-ül-iyan anı sadâkat bizdedir
1Kalu Belâ ikrarına imanımız vardı.
2Tanrı onu apaçık bilir; sadakat bizdedir.
Kalu Belâ ikrarına iman, Tanrı’nın apaçık bildiği sadakat delilidir. Şair başlangıçtaki ‘biz’ sesini tarih öncesi söze bağlar ve topluluğun manevi kimliğini bu bağlılık üzerinden mühürler.
- 9
Biz ki dervîşiz fenâ iklîminin seyyâhıyız
Bahr-ı aşk içre yahud fülk-i tenin mellâhıyız
1Biz yokluk ülkesinin gezgini dervişleriz.
2Aşk denizinde beden gemisinin denizcileriyiz.
Dervişler yokluk ülkesinin gezgini ve aşk denizindeki beden gemisinin denizcisidir. Kara ile deniz yolculuğu birleşir; maddi beden aşılması değil ustalıkla yönlendirilmesi gereken araç olur.
- 10
Ey Ömer mülk-i vücûdun mührüyüz miftâhıyız
Bilmiş ol bu şehre zulm ü hem adâlet bizdedir
1Ey Ömer, varlık ülkesinin mührü ve anahtarı biziz.
2Bil ki bu şehirde zulüm de adalet de bizdedir.
Ömer insanı varlık ülkesinin mührü ve anahtarı sayar. Zulüm ile adaletin de bu şehirde bulunması, insandaki kudretin tek başına iyilik olmadığını; ahlaki yön seçiminin yine insana kaldığını gösterir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 19. dize “Ey Ömer mülk-i vücûdun mührüyüz miftâhıyız”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 549 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Varlığın haberi, anlatıcısı ve rivayeti insanın kendisinde toplanır. ‘Büyük nüsha’ sözü bedeni küçük bir varlık saymak yerine türlü hâlleri içeren kapsamlı ve okunması gereken bir metin olarak kurar.