İnsan şiirleri
22 şiir · 14 şair
Şeyh Gâlib'in “Ey dil ey dil niye bu rütbede pür-gamsın sen” diye açılan tercî-bendi insanı bir teselliyle değil azarla yüceltir: sorun insanın küçüklüğü değil, kendi mertebesini bilmemesidir. Aynı iki dize altı kez döner ve her dönüşünde başka bir işi görür — kimi bendin ardından ispat, kimi ardından uyarı gibi okunur. Şiirin sonunda insana verilen şey imtiyaz değil, cennetiyle cehennemiyle bir sorumluluk alanının haritasıdır.
Tekke şiirinin hurûfî damarında aynı yücelik bir okuma işine bağlanır. Sürûrî'nin “Ey gönül gel dîde-i tahkîk ile eşyâya bak” gazelinde insan yüzü doğrudan bir metin sayılır; “Ol menem kim yüz tutub âyîne-i insâna men” gazelinde ise ayna karşısındaki kişi bakılan değil bakan olur ve her beyitte bir kez daha dönüşür. Muhyiddin Abdal'ın “Dört mukarreb ferişte” nefesi bunu yedi heceye indirir: melekler merkezde değil, insanın çevresinde durur.
Derviş Mehmed'in “Nasrunminallahın lûtfu dokuna” nefesi ise gökten inenleri sıralaya sıralaya tek bir yere varır — kitaplar, harfler, âyetler, hepsi insana verilen şerefte toplanır. Bu damarda insanın değeri bir övgü değil, kaynağı gösterilmiş bir hükümdür.
Seyyid Nesîmî aynı yüceltmeyi ölçülebilir hâle getirir. “Bir kişinin sorma aslın, izzetinden bellidir” diyen gazel soyu tamamen devre dışı bırakır: kişinin değeri şecerede değil, taşıdığı izzette ve mecliste gösterdiği hürmette okunur. Bu sayfadaki şiirler insanın nasıl aynı anda hem şiirin konusu hem ölçü birimi olduğunu gösteriyor.
22 şiir
