Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
İnsanı âlemin özü sayan ve aynı iki dizeyi altı kez tekrarlayarak bir öğüdü ısrara çeviren; Şeyh Gâlib’in en çok alıntılanan tercî‘-bendi.
- 1
Ey dil ey dil niye bu rütbede pür-gamsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Günümüz Türkçesi +
1Ey gönül, ey gönül, niçin bu kadar gam doldun?
2Viraneysen bile sen tılsımlı bir hazinesin.
- 2
Secde-fermâ-yı melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Meleklere secde ettiren, saygıya lâyık bir varlıksın.
2Kendini bildiğin gibi değilsin; hepsinden öncesin.
Beyit yorumu +
Beyit insana meleklerin secde ettiği sahneyi hatırlatıyor. ‘Bildiğin gibi değil’ ifadesi övgüyü kesip yerine bir suçlama koyuyor: asıl eksiklik bilgide.
- 3
Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen
Sırr-ı Haksın mesel-i Îsî-i Meryemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Ruhsun, Cebrail’in üflemesiyle ikizsin.
2Hakk’ın sırrısın, Meryem oğlu Îsâ gibisin.
Beyit yorumu +
İnsan bir nefesle ikiz ilan ediliyor; bedeni değil kaynağı ölçü alınıyor. Îsâ benzetmesi de doğuştan gelen bir imtiyaz değil, sırrın taşınabilirliğini gösteriyor.
- 4
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
‘Merdüm’ hem insan hem gözbebeği demek; kelime kendi anlamını iki kez veriyor. Evrenin görme organı olmak, bakılan değil bakan olmayı zorunlu kılıyor.
- 5
Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma
Merciin Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma
Günümüz Türkçesi +
1Mertebenin adların değil, adlandırılanın kendisindedir.
2Dönüş yerin eşya değil, eşyayı yaratandır.
Beyit yorumu +
İki dize de aynı hatayı yasaklıyor: işaretle işaret edileni karıştırmak. İsimlerle yetinen kişi, kendi mertebesini bir sözlük maddesine indirmiş oluyor.
- 6
Gördüğün emr-i muhakkakları rü’yâ sanma
Başkasın kendini sûretle heyûlâ sanma
Günümüz Türkçesi +
1Gördüğün kesin gerçekleri rüya sanma.
2Başkasın; kendini görüntüyle biçimsiz madde sanma.
Beyit yorumu +
Önceki beyit fazla inanmayı, bu beyit hiç inanmamayı yasaklıyor. Gâlib okuru iki uçtan da çekip alıyor: ne her şey hayaldir ne de insan yalnız maddedir.
- 7
Keşf ile sâbit olan maniyi dava sanma
Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma
Günümüz Türkçesi +
1Keşifle kesinleşen manayı boş bir iddia sanma.
2Hakkında söylenen nitelikleri gönül alma sanma.
Beyit yorumu +
Övgüyü reddetmek de bir tür kibirdir; beyit alçakgönüllülüğün ucuz biçimini kapatıyor. Söylenen doğruysa, onu iltifat sayıp geçmek gerçeği kaçırmak demek.
- 8
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
Nakarat ikinci kez gelirken önündeki bent baştan sona bir yanlış anlama listesiydi. Aynı iki dize bu kez teselli değil, listenin altına atılan bir imza gibi duruyor.
- 9
İnleyip sırrını fâş eyleme ağyâra sakın
Düşme bilmezlikle varta-i inkâra sakın
Günümüz Türkçesi +
1İnleyip sırrını yabancılara açma, sakın.
2Bilgisizlikle inkâr uçurumuna düşme, sakın.
Beyit yorumu +
Bent boyunca dize sonlarında yinelenen ‘sakın’ sözü öğüdü yavaşça uyarıya çeviriyor. İlk tehlike konuşmak, ikincisi bilmemek; ikisi de aynı uçurumun iki yakası.
- 10
Değmesin âhların kâkül-i dildâra sakın
Sonra Mansûr gibi çıkman olur dâra sakın
Günümüz Türkçesi +
1Âhların sevgilinin kâkülüne değmesin, sakın.
2Sonra Mansûr gibi darağacına çıkabilirsin, sakın.
Beyit yorumu +
Hallâc-ı Mansûr sırrı söylediği için asılmıştı. Beyit bir aşk sahnesini birdenbire idam sehpasına bağlayarak, konuşmanın fiyatını somut bir cezaya çeviriyor.
- 11
Arz-ı acz etmeyesin yâreden ol yâra sakın
Bulduğun gevher-i âlîleri bîçâre sakın
Günümüz Türkçesi +
1Yaradan dolayı sevgiliye acizliğini gösterme, sakın.
2Bulduğun yüksek cevherleri koru, zavallı.
Beyit yorumu +
‘Yâre’ ve ‘yâr’ tek harfle ayrılıyor; acı ile sevgili aynı sesi paylaşıyor. Son kelime olan ‘bîçâre’ öğüt verenin de çaresini bulamadığını sızdırıyor.
- 12
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
Üç kez ‘sakın’ diyen bir bentten sonra nakarat yeniden yükseliyor. Aynı cümle, susmayı öğütleyen bir bendin ardından kendini savunma hakkı gibi okunuyor.
- 13
Sendedir mahzen-i esrâr-ı muhabbet sende
Sendedir ma’den-i envâr-ı fütüvvet sende
Günümüz Türkçesi +
1Sevginin sırlar hazinesi sendedir, sende.
2Yiğitliğin nurlar madeni sendedir, sende.
Beyit yorumu +
‘Sende’ kelimesi dize başında ve sonunda iki kez duruyor; cümle kendi etrafında dönüyor. Aranan şeyin yeri tekrar tekrar söylenerek arama isteği kırılıyor.
- 14
Gizli gizli dahı vardır nice hâlet sende
Marifet sende hüner sende hakîkat sende
Günümüz Türkçesi +
1Sende gizli gizli daha nice hâller vardır.
2Marifet sende, hüner sende, hakikat sende.
Beyit yorumu +
İkinci dize marifeti, hüneri ve hakikati arka arkaya aynı adrese yolluyor. Sayım uzadıkça vurgu kavramlardan ‘sende’ye kayıyor; asıl söylenen şey liste değil, adres.
- 15
Nâzar etsen yer ü gök dûzah u cennet sende
Arş u kürsiyy ü melek sendedir elbet sende
Günümüz Türkçesi +
1Bakmayı bilirsen yer, gök, cehennem ve cennet sende.
2Arş, kürsî ve melek de elbette sendedir.
Beyit yorumu +
Bütün kozmoloji tek bir gövdenin içine sığdırılıyor; cennet ile cehennem birdenbire komşu oluyor. Bu genişlik bir imtiyaz değil, insanın sorumluluk alanının haritası.
- 16
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
Nakarat dördüncü kez, ‘sende’ diye biten altı dizenin ardından geliyor. Tekrar burada ispat işlevi görüyor: iddia önce sayıldı, sonra mühürlendi.
- 17
Hayfdır şâh iken âlemde gedâ olmayasın
Kader-âlûde-i ümmid ü recâ olmayasın
Günümüz Türkçesi +
1Yazık olur; âlemde padişahken dilenci olma.
2Umut ve yalvarışla kadere bulanmış biri olma.
Beyit yorumu +
Dilencilik burada yoksulluk değil, kendi rütbesini unutma hâli. Umut bile bir kusur sayılıyor, çünkü beklemek başkasının elini gözlemekle aynı şey.
- 18
Vâdi-i ye’se düşüp hîç ü hebâ olmayasın
Yanılıp reh-rev-i sahrâ-yı belâ olmayasın
Günümüz Türkçesi +
1Umutsuzluk vadisine düşüp hiç ve boşa gitmiş olma.
2Yanılıp belâ çölünün yolcusu olma.
Beyit yorumu +
Bir önceki beyit umudu, bu beyit umutsuzluğu yasaklıyor. Geriye ne bekleyen ne vazgeçen, yalnız duran bir yer kalıyor; şiir orayı tarif etmiyor.
- 19
Âdeme muttasıl ol tâ ki cüdâ olmayasın
Secdeler eyle ki merdûd-ı Hudâ olmayasın
Günümüz Türkçesi +
1İnsana bitişik ol ki ayrı düşmeyesin.
2Secdeler et ki Allah’ın kovduğu biri olmayasın.
Beyit yorumu +
‘Âdem’ hem insan hem ilk insan; bağlanılacak yer bir kişi değil bir soy. Secde emri de İblîs’in reddini hatırlatarak öğüde sessiz bir tehdit ekliyor.
- 20
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
Beşinci tekrar, üst üste dizilmiş dört ‘olmayasın’ın ardından geliyor. Yasakların yorduğu okura aynı cümle bu kez bir hatırlatmadan çok izin gibi ulaşıyor.
- 21
Berk-i hâtıf gibi bu kayd-ı sivâdan güzer et
Erişen hâr u hasa âteş-i aşkı siper et
Günümüz Türkçesi +
1Kapıp götüren şimşek gibi bu dünya bağından geç.
2Sana değen diken ve çerçöpe aşk ateşini siper et.
Beyit yorumu +
Şimşek hem hızlı hem yok edici; geçmek burada kaçmak değil yakarak ilerlemek. Kalkan olarak seçilen şey de koruyucu değil, önündekini kül eden bir alev.
- 22
Sâf kıl âyîneni kâbil-i aks-i suver et
Hele bir cem-i havâs eyle de Gâlib nâzar et
Günümüz Türkçesi +
1Aynanı temizle, görüntüleri yansıtır hâle getir.
2Gâlib, hele bir duyularını topla da öyle bak.
Beyit yorumu +
Şair kendi adını ancak burada anıyor ve emri kendine çeviriyor. Yirmi bir beyit boyunca verilen öğüt, en sonda söyleyenin de yapmadığı bir şeye dönüşüyor.
- 23
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Günümüz Türkçesi +
1Kendine iyi bak, çünkü âlemin özüsün.
2Varlıkların gözbebeği olan insansın.
Beyit yorumu +
Altıncı ve son tekrar, dört dizelik kısa bir bendin ardından geliyor; şiir kısalırken nakarat aynı kalıyor. Söylenecek söz azalınca geriye yalnız ısrar kalmış oluyor.
Metnin kaynağı
İki tanık karşılaştırıldı: Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri (hzl. Naci Okçu, s. 130–131) ve Vikikaynak’taki kalıcı revizyon (‘Müsemmen’, oldid 140810, tr.wikisource.org/w/index.php?title=Müsemmen&oldid=140810). Vikikaynak metni son bendi (‘Berk-i hâtıf gibi…’) içermediği için tam metin e-kitaptan alındı; e-kitapta bozuk dizilen ‘esrâr-ımahâbbet’ ile ‘şâh iken âlem gedâ’ yerlerinde Vikikaynak okuyuşu izlendi, nakarattaki ‘Merdüm-i / Merdûm-i’ dalgalanması tek biçime getirildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Şiir bir teselliyle değil bir azarla açılıyor. Virane ile hazine aynı yere konunca, yıkıklık kayıp değil hazineyi saklayan örtü sayılıyor.