DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Seyyid Nesîmî/İki Cihana Sığmazam
Gazel · 14.–15. yüzyıl

İki Cihana Sığmazam

Nesîmî, iki cihanı kendinde taşıdığı hâlde bu dünyaya sığmadığını söyleyerek insanın ilahi hakikatle bağını dile getirir. Mekân, suret, zaman ve söz sınırlarını aşan benlik; inci, güneş, ayet ve ruh imgeleriyle açıklanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam

    Gevher-i benem, kevn ü mekâna sığmazam

    1İki dünya bana sığar; ben bu dünyaya sığmam.

    2Mekânsızlığın cevheriyim; oluşa ve mekâna sığmam.

    Açılış, iki dünyanın şairin içinde yer bulduğunu ama onun tek bir dünyaya yerleşemediğini söyler. Mekânsızlığın cevheri olma iddiası, görünen bedenin ötesindeki ilahi ve sınırsız benliği tanımlar.

  2. 2

    ile ü kâf ü nun bende bulundu cümle çün

    Kes sözünü vü epsem ol, şerh ü beyana sığmazam

    1Arş, yeryüzü, kâf ve nûn bütünüyle bende bulundu.

    2Sözünü kes, sus; açıklamaya ve anlatıma sığmam.

    Arş ile yeryüzünden harflerin yaratılış sırrına kadar bütün varlık şairde toplanır. Bu kapsam söze çevrilemeyeceği için muhataba susması söylenir; hakikat açıklamanın sınırını aşar.

  3. 3

    Kevn ü mekândır ayetim, zatıdürür bidayetim,

    Sen bu nişanla beni bil ki nişana sığmazam.

    1Oluş ve mekân benim ayetim, başlangıcım ise özdür.

    2Beni bu işaretle tanı; ben bir işarete sığmam.

    Oluş ve mekân benliğin işareti, öz ise başlangıcı sayılır. Şair kendisini bir nişan aracılığıyla tanıtırken aynı anda hiçbir belirli nişanın onu bütünüyle kuşatamayacağını bildirir.

  4. 4

    Kimse güman ü zann ile olmadı Hakk ile biliş,

    Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümana sığmazam.

    1Kimse kuşku ve sanıyla Hak’la tanış olamadı.

    2Hakk’ı bilen bilir ki ben kuşkuya ve sanıya sığmam.

    Hakikatle tanışmanın kuşku ve tahminle gerçekleşmeyeceği belirtilir. Hakk’ı gerçekten bilen kişinin, konuşan benliğin zihinsel varsayımlara sığmadığını da anlayacağı ileri sürülür.

  5. 5

    Surete bak ve mâniyi suret içinde tanı kim,

    Cism ile can benem veli cism vü cana sığmazam.

    1Görünüşe bak ve anlamı onun içinde tanı.

    2Beden de can da benim; yine de bedene ve cana sığmam.

    Görünüş reddedilmez; anlamın onun içinde tanınması istenir. Beden ile can aynı benlikte birleşse de şair bunların ikisinden daha geniş olduğunu söyleyerek madde-ruh ayrımını aşar.

  6. 6

    Hem sedefem hem inciyem, ü Sirat esinciyem,

    Bunca kumaş ü raht ile ben bu dükkâna sığmazam.

    1Hem sedefim hem inciyim; diriliş ve Sırat’ın esintisiyim.

    2Bunca kumaş ve eşyayla bu dükkâna sığmam.

    Sedef ve inci aynı varlığın kabuğu ile özünü birleştirir; diriliş ve Sırat ise ahiret alanını ekler. Dünya bir dükkân, içindeki varlıklar eşya olsa bile bu benlik o dar alışveriş mekânına sığmaz.

  7. 7

    benem ben üş, ayn-i ayan benem ben üş,

    Gevher-i kân benim ben üş, bahre vü kâna sığmazam.

    1Gizli hazine de, apaçık gerçek de benim.

    2Madenin cevheri benim; denize ve madene sığmam.

    Gizli hazine ile apaçık gerçek aynı ‘ben’de buluşur. Madenin cevheri olmak, kaynağın içindeki değer anlamına gelir; deniz ve maden gibi geniş mekânlar bile bu özü sınırlayamaz.

  8. 8

    Gerçi muhit-i âzamem, âdem adımdır âdemem

    Tur ile benem, ben bu mekâne sığmazam.

    1Gerçi en büyük çevreleyiciyim; adım insandır, insanım.

    2Tur da ‘ol’ buyruğu da benim; bu mekâna sığmam.

    Şair kendisini en büyük kuşatıcı ve insan olarak adlandırır; ardından Tur dağı ile yaratıcı ‘ol’ buyruğunu kendinde toplar. İnsan adı korunurken manevi kapsam belirli bir yere sığdırılmaz.

  9. 9

    Can ile hem cihan benem, dehr ile hem zaman benem,

    Gör bu latifeyi ki ben, dehr ü zamana sığmazam.

    1Can da dünya da benim; çağ da zaman da benim.

    2Şu inceliğe bak: çağa ve zamana sığmam.

    Can, dünya, çağ ve zaman tek bir benlikte özdeşleştirilir. Bütün zamanı taşıyanın zamanın içine kapatılamaması şiirin temel paradoksunu sürdürür ve okuyucuyu bu inceliği görmeye çağırır.

  10. 10

    ile felek benem, vahy ile hem melek benem,

    Çek dilini vü epsem ol, ben bu lisana sığmazam.

    1Yıldızlar da gök de benim; vahiy de melek de benim.

    2Dilini çek ve sus; ben bu dile sığmam.

    Yıldız, gök, vahiy ve melek maddi ve manevi âlemleri birlikte temsil eder. Muhatabın susturulması, bu birlik deneyiminin dile çevrildiği anda daralacağını gösterir.

  11. 11

    Zerre benem güneş benem, çar ile penc ü şeş benem,

    Sureti gör beyan ile çünkü beyana sığmazam.

    1Zerre de güneş de benim; dört, beş ve altı da benim.

    2Görünüşü açıklamayla gör; çünkü açıklamaya sığmam.

    Zerre ile güneş en küçük ve en büyük ölçekleri, dört-beş-altı ise sayıyla kurulan düzeni toplar. Görünüş açıklanabilir olsa da konuşan hakikat hiçbir açıklama kalıbına bütünüyle girmez.

  12. 12

    Zat ileem sifat ile, gülşekerem nebat ile,

    Kadr ileem berat ile, beste dehane sığmazam.

    1Öz de nitelik de benim; gül şekeri de nebât şekeri de benim.

    2Kadir ve Berat benim; kapalı ağza sığmam.

    Öz ile nitelik aynı benlikte birleşirken gül şekeri ve nebât şekeri iki tatlılık görüntüsü kurar. Kadir ve Berat gecelerinin manevi değeri de bu birliğe katılır; konuşan benlik yine kapalı bir ağzın sınırına sığmaz.

  13. 13

    Nâre yanan şecer benem, çarha çıkar hacer benem,

    Gör bu odın zebanesin, ben bu zebana sığmazam.

    1Ateşte yanan ağaç benim; göğe çıkan taş benim.

    2Bu ateşin alevini gör; ben bu dile ve aleve sığmam.

    Musa kıssasındaki yanan ağaç ile göğe yükselen taş, mucizevi hareketleri tek benlikte toplar. Ateşin dili görünür olsa da şair hem alevin hem konuşma dilinin sınırını aştığını söyler.

  14. 14

    Şehd ile hem şeker benem, benem, benem,

    Ruh-u revan bağışlaram, ruh-u revana sığmazam.

    1Bal da şeker de benim; güneş de ay da benim.

    2Yürüyen ruh bağışlarım; yürüyen ruha sığmam.

    Bal ve şeker tatlılığı, güneş ve ay göksel ışığı temsil eder. Ruh bağışlayabilecek kadar hayat verici olan benlik, tek tek ruhların içine sığmayarak kaynağın verdiğinden daha geniş olduğunu bildirir.

  15. 15

    Tir benem, keman benem, pir benem, civan benem,

    Devlet- i cavidan benem, ine vü âna sığmazam.

    1Ok da yay da benim; yaşlı da genç de benim.

    2Sonsuz devlet benim; oraya ve buraya sığmam.

    Ok ile yay, yaşlı ile genç birbirini tamamlayan karşıt çiftlerdir. Sonsuz devlet iddiası mekânsal ‘orada’ ve ‘burada’ ayrımını da geçersiz kılar; benlik yön ve yaş sınırlarını aşar.

  16. 16

    Gerçi bu gün Nesimi'yem, Haşimiyem, Kureyşiyem,

    Bundan uludur ayetim, ayete şana sığmazam.

    1Gerçi bugün Nesîmî’yim; Haşimî ve Kureyşî’yim.

    2Ayetim bundan daha yücedir; ayete ve şana sığmam.

    Son beyit Nesîmî, Haşimî ve Kureyşî adlarını görünür kimlikler olarak sıralar. Şair bu adları inkâr etmez, fakat taşıdığı ayetin onlardan daha büyük olduğunu söyleyerek kimliği şan ve söz sınırının ötesine taşır.

Kavram sözlüğü (12) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Nesîmî kimliği sabit revizyon yazar alanı ve bağımsız kaynak denetimiyle bağlandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Türkçe Vikikaynak sabit oldid 172353; 16 birim/32 dize.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirKıblegâhımdır Ali
Ben kulâm-i hanedanım, padişahımdır Ali,
Seyyid Nesîmî · Tasavvufî şiir

Kavram sözlüğü

12 kavram bulundu.

lâmekân

Mekândan bağımsızlık; tasavvufta ilahi varlığın yere bağlı olmaması.

kevn ü mekân

Yaratılmış varlık ve mekân âlemi.

arş

İlahi hükümranlığın en yüce makamı.

ferş

Yeryüzü, aşağı âlem.

genc-i nihan

Gizli hazine.

haşr

Ölülerin diriltilip toplanması.

Sırat

Ahiret inancında geçilmesi gereken köprü.

kün fekân

‘Ol’ buyruğuyla yaratılış.

encüm

Yıldızlar.

şems

Güneş.

kamer

Ay.

câvidan

Sonsuz, kalıcı.