DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Âşık oldum sen perî sîmâya cânım Mustafâ
Şiir · 17. yüzyıl

Âşık oldum sen perî sîmâya cânım Mustafâ

Şair peri yüzlü Mustafa’ya bağlılığını bülbül, gonca, kanlı gömlek, gözyaşı denizi ve kâkül tuzağı imgeleriyle anlatır. Meyve, ednâya, gönül kuşu ve âşık-ı dil çevresindeki kapalı basılı yüzeyler kesin bir olay örgüsüne dönüştürülmeden; kavuşma arzusu ile kaygının yan yana gelişi korunur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Âşık oldum sen cânım Mustafâ

    Mâilim sen dilber-i ra’nâya cânım Mustafâ

    1Ey peri yüzlü Mustafa, sana âşık oldum;

    2ey gösterişli güzel, gönlüm sana eğilimli Mustafa.

    “Âşık oldum” sözü daha ilk kelimede konuşanın hâlini açıklar; “perî sîmâ” sevgiliyi insanüstü bir yüz güzelliğiyle tanıtır. İkinci dizedeki “mâilim” bu ani tutulmayı bilinçli bir yöneliş gibi sürdürür, “dilber-i ra’nâ” ise Mustafa hitabına gösterişli ve zarif bir portre ekler.

  2. 2

    zârım atmadadır rûz ü şeb

    Bülbülüm sen gonca-i zîbâya cânım Mustafâ

    1Kavuşma gül bahçende gece gündüz inleyip dururum;

    2sen güzel gonca, ben bülbülüm Mustafa.

    Kavuşma “gülşen” olarak tasarlanırken konuşanın gece gündüz süren “zâr”ı bu bahçenin sevinçli havasını tersine çevirir. Âşığın kendini bülbül, sevgiliyi “gonca-i zîbâ” sayması, ayrılık sesini çiçek ile kuş arasındaki erişilemeyen yakınlık üzerinden duyurur.

  3. 3

    gördüm

    Kanlı zahmım kanım içtin kanludur pîrâhenim

    1Fitneli yan bakışınla bedenimin parça parça olduğunu gördüm;

    2Kanlı yaram, kanım içtin, gömleğim kanlıdır [basılı dizim kapalı].

    Fitne çıkaran yan bakış bedeni “rîze rîze” eder; parçalanma, bakışın gözle görülmeyen etkisini ten üzerinde görünür kılar. İkinci dizedeki “kanlı zahmım / kanım içtin / kanludur pîrâhenim” dizilimi özne ve noktalama bakımından kapalıdır; yara, kan ve gömlek zinciri kesin bir araç tümlecine çevrilmeden açık bırakılır.

  4. 4

    ile gözlerim yaşı benim

    Aka aka döndü gör deryâya cânım Mustafâ

    1Kavuşma özleminle gözlerimin yaşı

    2aka aka denize döndü, gör Mustafa.

    “İştiyâk-ı vasl” gözyaşının kaynağını doğrudan kavuşma arzusuna bağlar. “Aka aka” ikilemesi süreyi ve kesintisizliği taşırken yaşın “deryâ”ya dönmesi niceliği büyütür; “gör” buyruğu sevgiliyi bu dönüşümün tanığı olmaya çağırır.

  5. 5

    Mâh ü Hurşîd’e niçe benzer iki ebrûyı gör

    Doğradı zârı dilim tâ aşkıle kayguyu gör

    1İki kaşın aya ve güneşe nasıl benzer, gör;

    2“Doğradı zârı dilim”; aşk ile kaygıyı gör [dil/gönül bağı kapalı].

    İki kaşın ay ve güneşle karşılaştırılması, yüzün iki göksel ışığı aynı çizgide topladığı bir abartıdır. “Doğradı zârı” ile “dilim” parçalarının bağı tam kapanmaz; yorum yalnız doğrama imgesiyle aşk ve kaygının yan yana getirildiğini güvenle söyleyebilir.

  6. 6

    elde nedendir dâne-i hindûyu gör

    Bağlıdır sen cânım Mustafâ

    1Gönül kuşu; elde, nedendir, Hint tanesini gör [söz dizimi kapalı];

    2Senin Tuba gibi kâkülüne bağlıdır, Mustafa.

    “Mürg-i dil” gönlü kuşa çevirir; “dâne-i hindû” avın koyu renkli yemini, “kâkül-i tûbâ” ise bağlanılan saç tuzağını çağrıştırır. Ne var ki “elde nedendir” dizimi açık bir soru kurmaz; elde, neden ve tane arasındaki ilişkiyi kaynak dışı bir fiille tamamlamak şiirin kapalılığını siler.

  7. 7

    Gam mıdır bu âşık-ı dil vasl-ı maksûda ere

    Gülşen-i bâğ-ı cemâlin güllerin gâhî dere

    1Gam mıdır: bu “âşık-ı dil” murat edilen kavuşmaya ersin [izafet kapalı];

    2Güzellik bahçesinin güllerini ara sıra dersin.

    “Gam mıdır” sorusu murat edilen kavuşmaya erişmeyi ve güzellik bahçesinden ara sıra gül dermeyi aynı ihtimalde birleştirir. Basılı “âşık-ı dil” izafeti kimin gönlüne ya da nasıl bir âşığa işaret ettiğini kesinleştirmez; “ere / dere” uyakları dileği hareket halinde tutar.

  8. 8

    Çok zamandır çekti ârzum bir şeftâlü dere

    Demedim Âşık Ömer cânım Mustafâ

    1Uzun zamandır “arzum / şeftali derme” dizisi çekişi bildirir [bağ kapalı];

    2“Demedim Âşık Ömer ednâya”, Mustafa [özne-nesne bağı kapalı].

    Uzun zamandır çekilen “ârzû”, bir “şeftâlü” ile duyusal ve örtük bir meyve imgesine dönüşür. “Demedim Âşık Ömer ednâya” dizesinde mahlas, söyleme fiili ve aşağı olana yönelişin bağı kapalıdır; kapanışın savunmacı tonu belirtilmeli, görünmeyen özne ya da nesne eklenmemelidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.261 gövdesinde “Demedim Âşık Ömer ednâya cânım Mustafâ” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n261-C4A08C81D30C. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.261, PDF 221–222; 8 iki dizelik birim/16 dize. İçerik aparatı: U3 zahmım/kanım içtin/pîrâhenim; U5 zârı/dilim; U6 elde/nedendir/dâne-i hindû; U7 âşık-ı dil; U8 arzum/şeftâlü/ednâya dizimleri kapalıdır; emendasyon yapılmadı. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂşığa kin edince bilge sayılır mollacığım
Âşıka edince kin ferzânedir mollacığım
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

perî sîmâya

Peri yüzlü güzele.

Gülşen-i vaslında

Kavuşmanın gül bahçesinde.

Gamze-i fitnenle

Fitne çıkaran yan bakışınla.

rîze rîzedir tenim

Bedenim parça parçadır.

İştiyâk-ı vaslın

Kavuşma özlemin.

Mürg-i dil

Gönül kuşu; aynı dizedeki elde/nedendir/dâne-i hindû bağı kapalıdır.

kâkül-i tûbâya

Tuba ağacı gibi kâküle.

ednâya

Aşağı ya da değersiz olana; mahlas ve söyleme fiiliyle bağı kapalıdır.