Aşk ile âlûdeyim âvâre zanentmen beni
Aşkla bulanmış konuşan kendisinin her sevgiliye yönelen sıradan avare sanılmamasını ister. Divane ârifin remizleri, mum çevresindeki pervane ve Anka’yı aşan gönül kuşu onun aşkının seçiciliğini açıklar. Geçici dünya meclisinde kudretler ve unvanlar gider; oysa konuşan şarapla doludur ve boş küp değildir. Fesahat madenine girecek yaradılış atına, rakibin top ve çevganına meydan okur; Ömer ay yüzlü dünyaya ve göklere baş eğmese de sevgili için rakibe eğileceği sanısını reddeder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
âvâre zanentmen beni
Gerçi kim âvâreyim her yâre zannetmen beni
1Aşkla bulaşmışım; beni avare sanmayın;
2Gerçi avareyim ama beni her sevgiliye düşkün sanmayın.
- 2
Âşıkım ammâ hakîkat bilmezem kim sevdiğim
Aklı yok âvâredir aşkâre zannetmen beni
1Âşığım, ama doğrusu kimi sevdiğimi bilmem;
2Aklı olmayan apaçık avaredir diye beni düşünmeyin.
Konuşan âşıklığını açıklar fakat sevdiğinin kim olduğunu “hakîkat” düzeyinde bilmediğini söyler; bilgi eksikliği aşkı iptal etmez. “Aklı yok” yargısının onu apaçık avare saymasına karşı çıkar ve deliliğin kaba etiketini reddeder.
- 3
Gel haber al ârif-i dîvânenin
Şem’a yan yanınca gör ahvâlini pervânenin
1Gel, divane ârifin remizlerinden haber al;
2Mum yandıkça pervanenin hâlini gör.
Ârif aynı zamanda “dîvâne”dir; remizlerini anlamak için dış görünüşten haber almak gerekir. Mum yanmaya devam ettikçe pervanenin hâli görünür olur, yani âşığın bilgisi sözlü tanımdan çok ateş çevresindeki davranışla okunur.
- 4
anka geçer her bir kebûter hânenin
Dânesine sayd olur âvâre zannetmen beni
1Gönül kuşu Anka’dır, her güvercin evini aşar;
2Onun tanesine av olurum diye beni avare sanmayın.
Gönül kuşu sıradan güvercin değil Anka’dır ve her “kebûter hâne”yi aşar; yüksek, yakalanmaz bir kimlik kurulur. Bu yüzden herhangi bir daneye “sayd” olacağı sanısı reddedilir; avarelik seçimsiz tuzağa düşmek değildir.
- 5
Kalmışım zâlim bir dem iktidâr
Terk edüp ünvânını gitmiş niçe sâhib vekar
1Zalim geçici dünya meclisinde bir süre iktidarda kalmışım;
2Nice vakar sahibi unvanını bırakıp gitmiştir.
Fenâ bezmi zalimdir ve orada iktidar yalnız “bir dem” sürer; konuşanın gücü de kalıcı sayılmaz. Nice vakar sahibinin unvanını bırakıp gitmesi, dünya meclisinin rütbe ve saygınlığı ölüm karşısında tutamadığını gösterir.
- 6
Bir nigâhı doludur hem niçe bin mestâne var
tehî hammâre zannetmen beni
1Bir bakışı doludur, ayrıca nice bin sarhoş vardır;
2Şarapla doluyum; beni boş şarap küpü sanmayın.
İlk dizenin “bir nigâhı doludur” bağı kapalı tutulur; hangi bakışın neyle dolduğu tamamlanmaz. Açık karşıtlık, “bâde memlû” konuşanın boş “hammâre” sanılmamasıdır: iç doluluk manevi sarhoşluk ve söz sermayesi taşır.
- 7
Çok mudur âşık varırsa ol
oynadupta gireyim meydânına
1Âşık fesahat madenine varırsa çok mudur?
2Yaradılış atımı oynatıp onun meydanına gireyim.
Fesahat “kân”, yani işlenmesi gereken zengin maden olarak tasarlanır; âşığın oraya girmesi yadırganmamalıdır. “Rahş-ı tab’” yaradılış ve şiir yeteneğinin atıdır, meydanda oynatılması söz ustalığını hareketli yarışa çevirir.
- 8
Ol rakîbin tob edüp hem başımı çevgânına
Gayreti âm edemez bîçâre zannetmen beni
1O rakibin “tob” edip başımı çevganına [kaynak yüzeyi açık değil];
2Gayreti herkese yayamaz; beni çaresiz sanmayın.
Kaynaktaki “tob” sessizce “top” yapılmaz; rakip, baş ve çevgan arasındaki oyun görüntüsünün eylemi kapalı kalır. Buna rağmen konuşan rakibin gayretini genele yayamayacağını söyler ve kendisinin çaresiz görülmesine sertçe karşı çıkar.
- 9
Aynıma gelmez Ömer dünyâ olursa mâhrû
Pehlevân-ı aşk ile olsam kaçan kim rûberû
1Dünya ay yüzlü olsa Ömer’in gözüne görünmez;
2Aşk pehlivanıyla ne zaman yüz yüze gelsem.
Ömer’in gözüne dünya bütünüyle “mâhrû” olsa bile görünmez; ay yüzlü cazibe onun değer ölçüsünü değiştirmez. Asıl rakip “pehlevân-ı aşk”tır, onunla yüz yüze geliş kişiyi dünyevi güzellikten daha büyük bir mücadeleye çağırır.
- 10
Mihr-i âlemtâb içün eflâke etmem
Yâr içün baş indirir ağyâre zannetmen beni
1Dünyayı aydınlatan güneş için göklere baş eğmem;
2Sevgili için rakibe baş indirir sanmayın beni.
Mihr-i âlemtâb için göklere bile “serfürû” etmeyen kişi kozmik gururunu açıklar. Son dize bu dikliği aşk ilişkisine taşır: sevgili uğruna bile ağyara baş eğeceği sanılmamalıdır; sadakat rakibe teslimiyet anlamına gelmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.335 gövdesinde “Aynıma gelmez Ömer dünyâ olursa mâhrû” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n335-93C9867A4C30. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.335, PDF 271; 10 iki dizelik birim/20 dize. Kaynak aparatı: dize 1 “zanentmen”: SOURCE_VISIBLE_ODD_SURFACE_PRESERVED_NO_GUESS dize 15 “tob”: SOURCE_VISIBLE_ODD_SURFACE_PRESERVED_NO_GUESS Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Aşk ile âlûde” olmak sevdanın dıştan değen değil kişiye bulaşan madde gibi kurulduğunu gösterir. Kaynaktaki “zanentmen” tuhaf yüzeyi korunur; ikinci dize avareliği kabul ederken bunun her yâre yönelen seçimsizlik olmadığını ayırır.