Âteş-i Hicrânın Oldukça Bana Ârâm-sûz
Redif "yakan" demek ve beş beyit boyunca yanan şey değişiyor: huzur, tuzak, ayrılığın sonu, acılar ve nihayet kadehin kendisi. Ayrılık ateşiyle açılan gazel, acıyı yakacak bir şarap isteyerek ilerliyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âteş-i hicrânın oldukça bana ârâm-sûz
Şu 'le-i âh-ı dil-i olur eyyâm-sûz
1Ayrılığının ateşi bana huzur yakan oldukça
2yanmış gönlün âhının alevi günleri yakar.
- 2
-ı cânım etmeden kayd-ı ser-i zülfün sakın
Kim o -i belâ olsa mahaldir -sûz
1Can kuşumu saçının ucuyla bağlamaya kalkma sakın,
2çünkü o bela avı olursa tuzağı yakması yeridir.
Can bir kuş, sevgilinin saçının ucu tuzak. Beyit sevgiliyi uyarıyor: o bela avını bağlamaya kalkma, çünkü yakalanan av tuzağı yakacak kadar ateşli. Avcıyla av arasındaki güç sırası tersine çevriliyor ve tehlike tuzağı kuranın tarafına geçiyor.
- 3
Öyle idi âgâz-ı devr-i derd-i aşk
Kim o demden oldu rûz-ı firkate encâm-sûz
1Aşk derdinin devrinin başlangıcı öyle ateşliydi ki
2o günden beri ayrılık gününün sonunu yakar oldu.
Devrin "âgâz"ı yani başlangıcı öyle ateşliydi ki, ayrılık gününün sonunu o günden beri yakıyor. Beyit bütün zamanı tek bir tutuşmaya bağlıyor: başlangıçtaki ateş, bitmesi gereken şeyin bitişini de yakıp yok ediyor, böylece ayrılık sonsuzlaşıyor.
- 4
Tâb u tâkat kalmadı gamdan dil-i mecrûhta
Sun o meyden kim bana sâki ola -sûz
1Yaralı gönülde gamdan tâb da takat da kalmadı;
2sâki, bana o şaraptan sun ki acıları yakan olsun.
İlk dize bitkinliği bildiriyor, ikincisi reçeteyi: sâkinin sunacağı şarap "âlâm-sûz", yani acıları yakan olmalı. Redif böylece ilk kez olumlu bir işe koşuluyor — yakmak burada zarar değil ilaç, ateş de kendi panzehiri sayılıyor.
- 5
Mest-i câm-ı iltifâtı biz ki Ekrem bir mehin
Olmada aks-i ruh-ı âteş-mizâcı câm-sûz
1Ekrem, biz bir ay yüzlünün iltifat kadehiyle mest olanlarız;
2ateş mizaçlı yüzünün yansıması kadehi yakmaktadır.
Mahlas beytinde kadeh üç kez iş görüyor: iltifat kadehi, ondan mest olan "biz" ve yanan câm. Ateş mizaçlı yüzün kadehte yansıması, şarabı ısıtan şeyin sevgilinin yüzü olduğunu söylüyor. Redif son kez, bu defa kadehin kendisini yakarak kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142872 numaralı sürüm esas alındı; şiir Nağme-i Seher'in Kafiye-i Zâ bölümünün sekizinci gazelidir. Sayfa başındaki "İbtidâ-yı Gazeliyyât" bölüm başlığı dize sayılmadı, mahlasın yanındaki yıldızlar atıldı. Kaynakta "Şu 'le-i" sözünde kesme işaretinin ardına boşluk kaçmış, düzeltilmedi. Şiirin ölçüsü tartışmalıdır: üçüncü, beşinci ve dokuzuncu dizeler remel kalıbının on beş hecesini tam doldurur, "-sûz" ile kapanan beş dize ile birinci ve yedinci dizeler ise son tef'ileyi iki heceyle bitirir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif "-sûz", yani yakan; beş beyit boyunca hep yakan bir şeyle yanan bir şey aranıyor. Matlada ayrılık ateşi huzuru, yanmış gönlün âhı da günleri yakıyor. İkinci dize birincinin sonucu: içteki yangın zamanı tüketen bir şeye dönüşüyor.